İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

ORHAN BİRGİT - İddianame ya da Ucu Açık Bir Duruşma Dönemi..

Temmuz 15, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN BİRGİT

Kamuoyunun beklentisi, nihayet dün İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Aydın’ın dikkatli açıklaması ile bitti.

Ümraniye’de bir evde 13 Haziran 2007 günü ele geçirilen patlayıcı maddelerle ilgili 13 aydan beri süren soruşturmanın iddianamesinin önemli bir bölümünün nihayet tamamlanabildiği ve 441 klasör ekleri bulunan 2 bin 455 sayfadan oluşan iddianamenin 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesine verildiği öğrenildi.

Başsavcının açıklaması için özellikle kullandığım dikkatli sözcüğü, geçen hafta sonunda bazı kaynakların bu iddianame ile ilgili olarak yaptığı açıklamalar üzerine, başta Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu olmak üzere, bazı hukuk otoritelerinin endişelerinin dikkate alınmış olduğunu anlatmayı amaçlıyor.

Aydın’ın Beşiktaş Adliye Binası önünde yaptığı açıklamaların, hem hukuk çevreleri hem de sokaktaki adam tarafından dikkatle izlendiğini söylemeye gerek yok. Hukukçular, o açıklamadan darbe girişimi ve terör örgütü kurmaktan zanlı ya da şüpheli olarak haklarında soruşturma açılmış olan 87 kişi için dün tamamlanmış olan iddianamenin dışında bir de ek iddianame hazırlandığının altını çiziyorlar. O ek iddianamenin iki emekli orgeneral ile Ankara Ticaret Odası Başkanı Aygün’e yönelik suçlamaları kapsayacağını anımsatıyorlar. Emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur’a yönelik suçlamaların her ikisinin de TSK’de geçen hizmet dönemlerini kapsamayacağının anlaşıldığını söylüyor ve bu iki şüpheli için de özellikle üniformalarını çıkarttıktan sonraki yaşam dönemlerinde terör örgütü ve darbe kışkırtmacılığı ile ilişkilerinin yargı önüne getirilebileceğinin altını çiziyorlar.

Yine hukukçulara göre, başsavcının özetleyerek yaptığı açıklamada yer alan Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik eylemleri azmettirdikleri ileri sürülecek şüpheliler için o 2544 sayfa ve 441 sayfalık iddianamede güçlü kanıtların bulunması gerekiyor. Aynı çevreler için eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek’in anıları olarak sunulan; ancak kendisi tarafından yalanlanan anıların iddianamede yer almamış olmasının iki yanıtı olabilir.

Yalanlanmış olmayı geçerli kabul eden savcılar o anılarda söylenilenlerle soruşturma arasında bağ kurmamış olabilir.

Ya da emekli Oramiral’in anıları olarak sözü edilen anlatımlar, duruşmaların bir aşamasında yine elbette iddia makamı tarafından mahkemeye sunulabilir. O arada eski Genel Kurmay Başkanı Özkök’ün de adı en güçlü tanık olarak gündeme gelebilir.

Sokaktaki adam diyor ki…

Yazının bu aşamasında sözü sokaktaki adama bırakmak gerekiyor. Genelde sokaktaki adam sözcüğü, kamuoyunun sessiz, ama geniş tabanlı kesimini işaret eder. Ama dünkü iddianame açıklaması üstünde siyasal parti sözcülerinin de değerlendirmeleri var. Onlardan anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, 2544 sayfalık iddianameden Başsavcı tarafından özetin özeti olarak yargı usul yasası gereğince kamuoyuna iletilebilenleri değerlendirmiş ve dağın fare doğurduğu izlenimini edinmiş.

O izlenimi paylaşan, dahası daha da ileriye gidenlerin olduğunun tanıklarından birisi de benim. Gelen dost ya da okur iletileri arasında dağın doğurduğu fareyi fındık faresi olarak değerlendirenler de var. Ucu açık bir iddianamenin duruşma aşamasının yıllarca süreceğini, o arada Kuddusi Okkır’ların sayısının artmasından duydukları kuşkuları açıklayanlar da…

Sayın Başsavcı, kendisine sunulan bir hazır paketi kimi sansasyon kuşkularından temizlenmiş şekli ile özetledi. Ama o paketin hazırlanması sırasında yaşananların çok abartılmış, hatta uydurulmuş yönleri aylardır medyada balonlar halinde uçuyordu.

Bugün bile sözü edilen iddianame taslağının hukuk dili ile iddianame olarak nitelenebilmesi için mahkemenin gerekli ön kararına ihtiyaç var.

Bu soruşturmaya Ergenekon adını veren, hakkında Pardayanlar tefrikalarına taş çıkartacak öyküler düzen ne yazık ki yine bizim medyamızın bir bölümü… Özellikle bu davadan çok açık politik kazanımlar umut eden, bekleyen iktidar yanlısı kalemler, sözcüler ve yorumcular…

İstanbul Başsavcısı, onların bugüne kadar anlattıklarının uydurma olduklarını adeta yana yakıla anlattı.

Ama bu anlatımı yeterli bulmak mümkün değil. Yasalar, bu kadar ucuz yalanlar üretenlerin bulunup gerekli işlemin yapılmasını yine kendisinin temsil ettiği makamın görevi olduğunu açık açık söylüyor.

Demek ki, bu doğrultuda atılacak adımlar basın özgürlüğünü zedelemez. Tam aksine gerçek ve meslek ilkelerine saygılı gazeteci ile üzerlerinde kiralıktır etiketi taşıyanları ayırır. Mesleği temizler.

Şimdi artık 13. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin ne zaman bu ucu açık dosyayı duruşma aşamasına getirebileceğini, o duruşmaların aşamalarını izlemek, savcıların bir kez başladıkları bu upuzun yolculuk için kamuoyunda siyasal iktidarın oluşturacağı havanın etkisi ile yeni istenimleri olup olmayacağını, bizim hukuk literatürümüze ilk kez girecek olan gizli tanıkların anlatacaklarını tam bir vicdan tarafsızlığı içinde değerlendirme dönemi başlıyor.

Yani sokaktaki adamın değerlendirmesi ile 32 kısım tekmili birden bir film. Bu yaz sıcaklarında ve belki de Meclis çoğunluğunun alacağı bir genel seçim yenilemesi kararının kampanyası altında! Devletin en saygın kurumlarını birbiri ile sürtüştürecek kavşaklar da oluşturarak belki de…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS