İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

ALİ SİRMEN - Ergenekon’un Bizatihi Kendisi…

Temmuz 15, 2008 - ALİ SİRMEN, CUMHURİYET

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, hazırlanması bir yıldan uzun süren Ergenekon Davası İddianamesi’nin İstanbul 13. Ağırceza Mahkemesi’ne tevdi edildiğini, mahkemenin iddianameyi kabulünden önce içeriği ile ilgili açıklama yapılamayacağını bir basın toplantısı ile açıkladı.

2455 sayfa tuttuğu belirtilen iddianamenin içeriğini bilemediğimiz için iddialarla ilgili olarak henüz herhangi bir şey söyleyebilecek durumda değil kimse.

Tabii, hukuki olarak kimse iddianame hakkında bir şey söyleyecek durumda değil. Ama artık bir hukuk devleti olmaktan çıkıp, korku ve baskı rejimine dönüşmüş olan Türkiye’de yine neler yazılacak ve söylenecektir…

Ergenekon soruşturmasının zanlısı durumunda olanlar, hukukun altın kuralı çiğnenerek, zaten şimdiden şaibe altında bırakılmışlardır.

Bütün bunlar gizli olması gereken; hazırlık soruşturması sırasında polis ve yargıdan iktidar yandaşı basına sızdırılan bilgilerle yapılmış; yandaş medyanın büyük gayretiyle, Ergenekon soruşturması yoluyla toplumda, bilgi kirlenmesi, korku ve yılgınlık yaratılmıştır.

Bütün bunlara bakarak diyebiliriz ki, şimdiye kadarki uygulama ile toplumu istikrarsızlaştırmak, bölmekte, devletin saygınlığını tehdit edecek şekilde, gizli olması gereken bilgiyi etrafa sızdırmak konusunda bizatihi Ergenekon soruşturması, birinci derecede tehdit edici bir öğe olmuştur.

***

Başsavcı’nın kendisi de, gizli olması gereken hazırlık soruşturması sırasında basına kamuoyunu yanıltıcı bilgi sızmış olduğunu ikrar etmiş bulunuyor.

Ne var ki, bizim gazeteci olarak böyle bir olguyu saptayıp belirtmek nasıl görevimiz ise Başsavcı’nın da yalnız bununla yetinmesi görevin savsaklanmasıdır.

Çünkü bu tür eylemler suç teşkil etmektedir. Bu bilgileri sızdıranlar da, yayanlar da suç işlemişler demektir ve bunu soruşturmak için harekete geçmek de savcıların görevidir.

Şimdi Başsavcı’nın açıklamaları ile ilgili hususları teker teker irdelemeye çalışalım.

Her şeyden önce, son olarak tutuklanan orgenerallerin iddianamede yer almadıkları, onlar için ek iddianame hazırlanması söz konusu olduğu görülüyor.

Haklarında dava açılması istenen 86 kişi için ise Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı halkı isyana tahrik; askeri, itaatsizliğe teşvik gibi çok elastiki, çok tehlikeli hususların bulunduğunu belirtmek isterim. Unutmayalım Nâzım Hikmet de düzmece bir dava ile askeri itaatsizliğe teşvikten yıllarca hapiste tutulmuştu.

Hangi halde insanlar, halkı ya da askeri isyana teşvik ya da itaatsizliğe tahrik etmiş sayılacaklardır?

Örneğin ben, AKP’nin, işbaşına geldiği günden itibaren, laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni bir İslam Cumhuriyeti’ne dönüştürmek için sivil darbeyi uygulamaya koyduğunu, buna karşı bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyor, söylüyor ve yazıyorum.

Ama bu mücadelenin demokratik sınırlar içinde, anayasa çerçevesinde yapılması gerektiği düşüncesindeyim.. Cumhuriyet mitingleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesi’nde açtığı kapatma davası gibi….

***

Başsavcı Engin’in basın toplantısında yaptığı açıklamalar içinde çok dikkatimi çeken, fevkalade tehlikeli bulduğum hususta, terör örgütünün niteliği hakkındaki aşağıdaki sözleri oldu:

İddianamede ifade edilen terör örgütü hepimizin bildiği, anladığı anlamda BÖLÜCÜ veya İDEOLOJİK terör örgütü değildir….

Terör tanımı, 3713 sayılı Terör ile Mücadele Kanununun 1. maddesinde yer almaktadır…

‘Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek; temel hak ve hürriyetleri yok etmek; devletin iç ve dış güvenliğini ve kamu düzenini bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler de terör suçu olarak kabul edilmiştir.’ Bu itibarla iddianamede tarif edilen terör örgütü deyiminin bu bağlamda dikkate alınması gerekmektedir”.

Bu sözler suçların kanuniliği ilkesine aykırı olduğu gibi, 3713 sayılı yasanın 1. maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklikle de çelişmektedir.

Bu son derecede tehlikeli açıklama, insanlarda, artık her türlü muhalefet eyleminin terör kapsamı içinde mütalaa edilebileceği korkusunu yaratacaktır.

Eskiden bu tür uygulamalar ve kaygılar “geçiş” dönemlerine mahsustu.

Artık, “Normal! Demokratik!dönemlerde de aynı korku içinde yaşayacağız.

Dedim ya, Ergenekon soruşturmasının bugüne kadarki uygulamaları kadar hiçbir şey insanlara korku salmamış, demokrasiden uzaklaşıldığı izlenimini uyandırmamıştır.

Yarın tarih bunun vebalini kimin hesabına yazacak?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS