İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Taylan SORGUN - Evinin Önündeki Türk Kadını - Ve Vapurdaki Süvari Zabiti Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul Günleri…

Temmuz 14, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

Şimdi dinleyiniz: Mondros’tan sonra İstanbul’da bütün Vatan toprakları gibi işgal edilmişti. Ve işte o zamanlar, Gedikpaşa semtindeki bir sokaktaki oldukça bakımlı iki katlı bir evin önünde bir Türk kadını, kucağında bebeği ve yanında kapının önüne atılmış bir beşik… Eskiden evden yavaştan ut sesleri gelirmiş. Evin ninesi bilirmiş ut çalmayı… Nine hayata veda etmiş. Ve bu Türk kadını kocası ile yalnız kalmış… Ve bir gece genç adam eve gelmiş, “…Emir öyledir ben gidiyorum… Vatan için vazifedir… Öyle çağırdılar…” eşini öpmüş ve çocuğunu son bir defa kucaklamış…

İNGİLİZCE ŞARKILAR…

Bir gece vakti, bu Türk kadını komşuları kapı önünde görmüşler boynu bükük, küçük çocuğu kucağında. Ve evden ingilizce şarkılar gelmekte… Çünkü hani geçen hafta anlatmıştım ya, işgal zamanı Türkler evlerinden de atılmışlar yerine yabancılar, ya da yabancı işbirlikçileri yerleştirilmişler demiştim ya… İşte öyle… Zavallı masum Türk kadınının Üsküdar’da amcası varmış… Ve gece kadına yardım etmiş amcasının evine göndermişler… Ah sen çilekeş millet. Neler görmüşsün neler yaşamışsındır… Ve de acaba o “Emir var… Vatan vazifesine gidiyorum diyen genç İstanbul’a dönmüş müdür dönmemiş midir? meçhuldür… Belki de meçhul bir şehit kabrinde kalmıştır…

VAPURDAKİ NAMUS KURŞUNU…

Mütareke, yani Mondros sonrası günler yaşanmaya başlanmıştı. Akşam üzeri köprüden Kadıköy’e hareket eden vapurun alt kat salonundan bir genç suvari zabiti geçti… Bütün başlar ona çevrilmişti. Çizmeleri pırıl pırıldı. Savaştan getirdiği üniforması belli ki yeni yıkanmış ve iyi bir ütü görmüştü. Dik omuzları ile yürürken çizmelerindeki mahmuzlar şıkırdıyordu… Ve belli idi ki yeni traş olmuştu… Sanki düğüne gider gibi… Vapurun arka açık tarafına çıktı… Orada da oturanlar vardı…

“HAKKINIZI HELAL EDİN”…

Genç zabit vapurun arka yanında durdu. Sırtını demirlere verdi hafif geriye doğru kaykıldı… Ve bağırdı “…Ey millet… Biz bu günleri bu yabancı bayrakları mı görmek için onca cephede dövüştük… Ve artık bana hakkınızı helal ediniz… Ben bu milletin verdikleri ile okudum… Cephelerde vuruştum… Lakin işte şimdi bunlar var… İşgal bayrakları var… Bana hakkınızı helal ediniz…” Ve sonra silahını çıkardı… pırıl pırıldı. Şakağına dayadı tetiğe bastı… Ve birden vapurun üzerindeki martılar uçuşmaya başladırlar… Genç Türk zabiti bir “namus kurşunu” ile kendisini vurmuştu… Ve Marmara’nın sularında kaybolmuştu… Ve martılar sanki onun düştüğü yerin üzerinde daire şeklinde uçuşuyorlardı… (Ve şu anda ben, benim daktilomun tuşlarına damlamakta göz yaşlarım) Bana bunu anlatanların da gözlerinde yaşlar görmüştüm… Genç Türk zabitinin şerefli hayatı böyle bitmişti…

MUSTAFA KEMAL PAŞA…

Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a 13 Kasım 1918 günü gelmişti. Beyoğlu Havva sokaktaki gizli karargahı salih Fansa’nın evinde bunu kendisine Sapancalı Hakkı Bey anlatmıştı. İttihat ve Terakki’nin en üst seviyelerine kadar çıkan Sapancalı Hakkı Bey bunu Mustafa Kemal Paşa’ya anlatmıştı. Ve işte o anda Mustafa Kemal Paşa’nın da gözleri dolmuştur… Mustafa Kemal Paşa’nın o gizli karargahını o zaman çok az kişi bilmiştir.

BİR SİLAH OYUNU…

Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a gelip “teşkilatlanma çalışmalarına” başladığında o zamanlar Albay rütbesinde olan İsmet Bey (İsmet Paşa) Harbiye Nezareti’nde silahların tasfiyesine memur edilmiş. Teşkilat-ı Mahsusa silahları da buna dahildi. Teşkilat-ı Mahsusa silahları en iyi cinstendi… Mustafa Kemal Paşa bunu öğretmiştir. Harbiye Nezareti’ne zaman zaman gidip gelmektedir. Çünkü yapacağı işler vardı… Ve işte bir gidişte daha önce kendisini ziyaret edeceğini bildirdiği Albay İsmet Bey’in odasına girmiştir…

O SİLAHLAR…

Mustafa Kemal Paşa ile İsmet bey konuşurlarken, Mustafa Kemal Paşa Albay İsmet Bey’e şöyle demiş: “…Vaziyetin vehameti ve müşkülatı ortada. …İşgal devletleri silah ve mühümata el konulmasını kabul ettirmişlerdir. Mütareke ahkamı (şartları) o yoldadır. Şimdi bu silahlara ileride ihtiyaç olacak… Silahların elde kalmasını temin etmek mühimdir… Silahlardan kurtarılabilecek olanlar kurtarılmalıdır…” Bu konuşma oldukça uzundur… (Bak Taylan Sorgun: Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü. Kum Saati Yayınları)

İŞARETLİ SANDIKLAR…

Mutabakata varmışlar. Albay İsmet Bey, Teşkilat-ı Mahsusa silah sandıklarının üzerine sadece kendilerinin bilecekleri işaretler koydurmuş. Kuvvayı Milliyeciler’in silah depolarını basmaları sırasında ilk bu sandıklar kaçırılmıştır… Aradan yıllar geçmişti. Fahrettin Altay Paşa Çankaya’da idi…

İsmet Paşa o zaman başvekil… Sohbet ederlerken içeriye Mustafa Kemal Paşa girmiş… “…Neye gülüşüyorsunuz öyle…” demiş… İnönü’nün cevabı: “…Paşa’ya silah oyununu anlattım da ona gülüyoruz… “Mustafa Kemal Paşa bir an durgunlaşmış…” “…Ne Azap dolu günlerdi o işgal zamanları…” demiş… (Bak, Taylan Sorgun: Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü, Bana bunları Altay Paşa anlatmıştır)

VE SARI ZEYBEK DAĞLARI…

Mustafa Kemal Paşa Anadolu’ya geçmektedir… İzmir, Türk İzmir zamanın namussuz emperyalizminin işgalini yaşamaya başlamıştı. Benim meslek ustalarımdan Falih Rıfkı Atay 28 Mayıs 1919 günü İzmir’de idi. Ve “Sevgili İzmir” başlıklı 28 Mayıs 1919 tarihli yazısının bir bölümünde şöyle der:

“…Kordon’un arkası Sarı Zeybek’in gezdiği dağlara kadar Türk’tü İzmir Türkleri’nin toprağa nasıl bastıklarını görmek, İzmir dağlarından rüzgarın koparıp getirdiği türkü parçalarını duymak insana hangi milletin vatanında olduğunu bir anda öğretir…” bu bir ruh halidir. Onlar bunları yaşamışlardır… Ve de bu günlere kolay mı gelinmiştir…?

ADALARDAKİ KARE…

İşgal zamanıdır. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatıyordu. İstanbul’da Adalarda’ki işgal komutanı Fransız Kare idi. O zamankilerin deyimi ile “adaların karalı” haline gelmişti. Türkleri evlerinden atıyor metreslerini ve işbirlikçilerini yerleştiriyordu… Ve bir gece, Dayı Maksut, Yenibahçeli Şükrü, Mülazim Yusuf ve Salih Reis toplandılar… Yüzbaşı Dayı Mahsut “…Azıttı bu herif…bitirelim gitsin…” dedi. Yenibahçeli Yüzbaşı Şükrü başını salladı: “iyi olur ki hem de nasıl…” dedi. O sırada Gebze Boğazı’nı onlar tutuyorlardı… Lakin artık kaçırılacaklar kaçırılmıştı… Dayı Maksut’a ve ötekilere Ankara’dan emir gelmişti.: “…Artık Anadolu’ya…” Ve Mülazim Kare böyle ve “kelleyi kurtarmıştı”… Doktor Fahri tek başına o işi yapacaktı ama, ona da bir emir geldi ki “… Antep’teki savaşa katıl…”

MAHMUT CELAL VE ŞEREF BEY…

Mahmut Celal Bey… Mahmut Celal Bey Kuvva döneminde bu isimle çalışmıştı. O Celal Bayar’dır… da İstanbul’dan kaçmış Anadolu’ya geçiyordu. Yolda Teşkilat-ı Mahsusa’nın ünlü ismi Kuşçubaşı Eşref bey ile karşılaştı. Sordu: “… Sizin oralarda vaziyet nedir…? Eşref Bey şöyle demişti. “…Mustafa Kemal Paşa Adana’dan ayrılmadan önce bir miktar silahı bizim çiftliğe gönderdi. Şimdi o silahlar icab edenlere dağıtıldı harekete geçiyorlar…” Mustafa Kemal Paşa Adana’daki Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığını Saray ve Sadrazam’ın emri ile bırakırken silahların bir kısmını Anadolu içlerine kaçırmıştı… Tarih daha 7-8 Kasım 1918′dir… (Bak: Taylan Sorgun: Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü)

DİNLEYİNİZ FALİH RIFKI’YI…

Bakınız Falih Rıfkı Atay işgal zamanını yaşamış Kuvvacı yazardır.

Eski Saat isimli bir yazısında şöyle anlatır o zamanları:

“…Zaferleri, sırmaları ve taçları kızıl çamur içine katıp sürüyen büyük bozgunu görmüş olanlardanım. Ben inkirazı (çöküşü) gördüm genç dostlarım. İnkiraz (çöküş) denen şeyi tarihte masal gibi okumak insana yılgınlık verir… İnkiraz ve kurtuluş …Bu kelimeleri söylemek şimdi ne kolay… Bir milletin bayrağı o milletin başı gibi düşer… İstanbul sokaklarında yedi düşman marsının birbirine karıştığını duymuş olanlardanım. …Dünyanın en karabahtlı insanı ne demek biz biliriz… Size dünyanın en bahtlı insanı ne demek olduğunu sorarlarsa, göğsünüzü kabartarak kendinizi gösteriniz…” Evet dostlarım… Hangi ihanetleri, hangi alçaklıkları yaşadı bu millet ….Rezil emperyalizmin yaptığı Anadolu Katliamları… Bayraklarımızı gönderinden indirdikleri zamanlar… Ve ama sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali… Ve hür bir Vatan’a ulaşmak… İyi pazarlar dostlarım…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS