İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Sabahattin ÖNKİBAR - Cumhuriyet’i Selçuk’la Balbay mı bombalattı?

Temmuz 14, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR, YENİÇAĞ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in dün işaretlerini verdiği Ergenekon iddianamesinin içeriğinde AKP medyasının aylardır üfürdüğü pek çok şey yok.
Mesela bu davanın esası olacağı aylardır yazılıp çizilen Darbe Günlükleri, Hrant Dink ya da Malatya ve Trabzon’daki rahip cinayetleri yok.
Peki neler mi var?
Danıştay saldırısı iddianamede!
Başka?
Bir de Cumhuriyet’in bombalanması konusu var.
İyi de bu Danıştay saldırısını yargı karara bağlamadı mı?
Öyleyse Danıştay olayını iddianameye almak yargı kararını tanımamak olmaz mı?
Yargı, Danıştay’ın Ergenekon’la bağlantısı yok diyor, sanık ve ailesi de aylardır bu iddiaları hakaret olarak yorumluyor, ama her ne hikmetse konu iddianamenin flaş gündemi oluyor.
Peki ama Danıştay saldırısını iddianameye almadaki bu ısrar niye?
Hatırlayacaksınız bu saldırının yapıldığı saatlerde daha yakalanan  sanığa adı bile sorulmadan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin  ağzından; “Bu işin altından büyük şeyler çıkacak” gibi bir şey kaçırmıştı.
O beyanı ve yargı kararına rağmen Danıştay saldırısını Ergenekon iddianamesine alma ısrarı yan yana getirildiğinde kafanız karışmıyor mu?
Gelelim Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olayına?
İddianamenin ikinci flaş konusu bu bombalama olayı.
İddiaya göre bu işi Ergenekoncular yapmış.
İyi de aynı iddianamede Cumhuriyet’in Başyazarı İlhan Selçuk’la Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay sanık değil mi?
Öyleyse ortaya çıkan tablo Selçuk’la Balbay’ın kendilerini bombalatması demek olmuyor mu?
Soruyorum bu fotoğraf ne kadar inandırıcı?
Hem dün Cumhuriyet’in Genel Yayın Müdürü İbrahim Yıldız  AKP medyasında aylardır istismar edilen bir yalanı ters yüz etti.
Yıldız’ın yazdığına göre Cumhuriyet’e atılan bombalarla Ümraniye’de yakalan bombalar arasında seri numaralar bağlamında bir akrabalık yok.
Düşünüyorum da acaba Ümraniye bombalarının imhasının bununla bir alakası olabilir mi?
İddianamede başka bir terör olayı mı dediniz?
Başsavcının imasına göre başka somut olay yok ama iddianamenin özü terör örgütü kurmak, örgüte yardım yapmak ve hükümete karşı halkı isyana teşvik etmek gibi iddialara dayanıyor.
Tuhaf olan darbe günlüklerinin bu işin dışında tutulmasıdır!
Soruyorum bu tutanaklar iddianamede yoksa AKP medyasının onlara dayanarak yaptığı yayınlar ve dezenformasyonlar nasıl izah edilecek?
Bir başka şey bu terör örgütünün imha edilen Ümraniye bombalarının dışındaki cephaneliği nerede? Kaç silah ve ne kadar mühimmat yakalandı o da belli değil.
Görüldüğü gibi dağ fare doğurmuş ve Ergenekon’un kapatılma davasına takas için gündeme getirildiği iddiaları kuvvetlenmiştir. Evet iddianamenin tamamı henüz açıklanmamıştır, ama işaretler o yöndedir.
Merak ediyorum, muhtevası kısmen de olsa ortaya çıkan böyle bir iddianameyi hazırlamak için 13 ay beklemek gerekir miydi?
Bu arada tutuklanan komutanlar için ek iddianame hazırlanacağı beyanı da manidardır ki bunun anlamı bir süre daha Ergenekon  gerginliğinin sürdürüleceğidir… Hem darbe günlükleri iddianamede yer almıyorsa bu komutanları neyle suçlayacaksınız?
Dün ortaya çıkan tablodan sonra Ergenekon’un vukuundan ziyade şuyuu ile iş görülen bir ses bombası olduğunu söylersek herhalde mübalağa etmiş olmayız.

DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Baykal CHP ve ülkeye neden çok gerekli?
Ben Baykal’ın avukatı değilim, ama onun bugünün konjonktüründe varlığını ülke için olmazsa olmaz diye düşünüyorum. Neden mi? Maazallah CHP’nin başında Deniz bey gibi deneyimli ve sorumlu bir devlet adamı değil de Bedri Baykam türü politize bir militan olsaydı ne olurdu bu ülkenin hali, hiç düşündünüz mü? Bir tarafta, öfke belagat sanatıdır diyen hamaset şairi Tayyip Erdoğan ve onun kavram tacirliği, öbür yandan ona tepki gösterecek olan ve de toplumu bütünüyle ayrıştıracak olan karşıt militan bir sol lider.. İşte Deniz beyin farkı, kalitesi ve gerekliliği burada ortaya çıkıyor. Bakın Sayın Baykal Erdoğan’ın onca kışkırtıcılığına rağmen asla dinimizi hedef almıyor ve mütedeyyinleri, yani samimi inanç sahiplerini rencide etmiyor. Tersine onları kucaklıyor.. Yani kısasa kısas demiyor ve ajitasyonlar yapmıyor.. Bu tutum onun siyaset adamı çizgisini aştığı ve de devlet adamlığına terfi ettiğini göstermiyor mu? Bir başka şey, Deniz bey merkez sol hinterlantta merhum Erdal İnönü misali merkez sağla en iyi çalışabilecek isimdir. Baykal’ın lider olmadığı CHP’nin uyumlu koalisyonu tasavvur dahi edilemez. AKP gidecek ve yerine merkez sağla CHP’nin koalisyonu gelecekse Deniz beyin gerekliliği tartışılamaz. Bu tabloyu slogancı, önyargılı ve de şekilci sosyal demokratların dikkatine sunuyoruz.

A MİLLİ’DE
Şener’in A Takımı bunlar mı?
Abdüllatif beyi 15 yılı aşkın bir süredir tanırız. Dürüstlüğüne ve birikimlerine şahidiz. Yeni siyasi oluşum liderliğine soyunmasını da saygı ile karşılıyoruz… Ancak dün medyaya yansıdığı gibi eğer A Takımı bir yıl önce yapılan seçimde AKP’den mebus adayı olamayanlardan oluşuyorsa açık söyleyeyim geçmişler ola… Dün o isimleri tek tek gözden geçirdim. Pek çoğunu tanırım ama kusura bakmasınlar onlar değil A Milli’de, amatör kümede bile oynayamazlar. Dolayısıyla Abdüllatif beyin eğer bu haber doğruysa bu tür kuru kalabalıkları behemehal dağıtması gerekiyor. O tür kişilerin varlığı bile siyasi oluşumunun ölü doğduğu hükmüne vesile olur. Kuşkusuz bu süreç geçiş dönemidir ve asıl kadro yapılanması AKP kapatıldıktan sonra olacaktır. Lakin Sayın Şener AKP dışından da bazı isimlerle beraber olabileceğini bugünlerde kanıtlamalıdır… Görüldüğü gibi Şener’in işi zordur. Abdüllatif bey bize göre bu geçiş günlerinde dikkatli olmalıdır. Hatırlayın Ali Müfit Gürtuna başlangıçtaki bir-iki hatasından ötürü arenaya girememişti…

MÜMKÜNDÜR
AKP’ye alternatif model
Hayal kurmayı bırakalım ve reel politiğe bakalım. AKP’ye siyasi alternatif bulunabilir. Bunun formülü de bir tanedir.. Merkezin sağında yeni bir oluşuma gidilmesi ve bu oluşumun da CHP ile koalisyon kurması… Merkez ve onun sağında kurulacak yeni oluşum yüzde 24-29 civarı oy alabilir. Buna CHP’nin alacağı yüzde 15-20 arası oyu ilave ederseniz alternatif iktidar modeli ortaya çıkar… Diyeceksiniz ki merkez ya da onun sağındaki oluşum yüzde 25’leri nasıl alır?.. Alır, bakın çok değil 17 yıl önce, yani 1991 seçimlerinde ANAP ile DYP’nin toplam oyu yüzde 52 değil miydi? Ben bu yüzde 52’nin yarısından vazgeçtim, diğer yarısı yüzde 26 etmiyor mu? İşte bu yüzde 26’yı kazanmak için yapılması gereken güven veren, birikimli bir ismin önderliği ve de etrafının flaş kadrolarla örülmesidir. Bu mümkündür, ama üzülerek söylemeliyiz ki böyle bir oluşum için herkes konuşuyor da, gönlünden liderlik geçirenlerin dışında harekete geçen ya da omuz veren yok… Eğer bu hal devam ederse göreceksiniz, geçen yıl seçim öncesinde yaşadığımız gibi ortaya curcunalar çıkacak ve yeni birliktelikler yine oluşturulamayacaktır.. Lafı bırakın, şimdi eylem, yani harekete geçme günüdür. Abdüllatif beyin cesaretini diğer isimler de göstermeli ve finalde bütünleşme sağlanmalıdır. Türkiye’nin normalleşmesi için 1991’deki DYP-SHP benzeri bir koalisyona ihtiyaç var.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS