İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

SABAHATTİN İSMAİL - Talat′ı yanıtlıyorum: Federal devletlerde 2 egemenlik vardır

Temmuz 14, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN

Mehmetali Talat, BRT televizyonunda kendisini, egemenlikten vazgeçmekle suçlayan UBP, DP, ve ulusal güçlere yanıt verirken yaptığı açıklamada çok iddiaları konuşarak şöyle demiştir:
- Hiçbir federal devlette zaten iki egemenlik-iki vatandaşlık olmaz,
Talat, ya bu konuda hiçbirşey bilmemektedir, ya da hala yalan-dolanla halkı aldatabileceğini sanmaktadır…
1990′lı yıllarda  Gali Planı tartışılırken egemenlik ve self-determinasyon hakkı ile ilgili olarak çok yazdım, daha sonra yazdıklarımı “Egemenlik, self-determinasyon ve Kıbrıs Türk Halkı” ve “self-determinasyon ve Kıbrıs Türk Halkı” adlı kitaplarımda da topladım…Bu yazılarımda Çekoslovakya federasyonunu örnek göstererek federasyonlarda iki egemenlik olabileceğini belirttim…Bu kitabımı Başbakan olmadan önce, 2002 yılında Talat′a da verdim..
Talat hala bunun aksini iddia ettiğine göre, ona yeniden anımsatmak ve yalan konuştuğunu halka göstermek istiyorum:

ÇEKOSLOVAKYA FEDERASYONUNDA                     İKİ EGEMENLİK VARDI
1918′de kurulan üniter Çekoslovak devleti Çek ve Slovak halkları arasında yarattığı büyük sorunlar nedeni ile 1968′de dağıtılarak, yerine federal bir yapı oluşturuldu.
28 Ekim 1968′de kabul edilen yeni federal anayasanın girişine bir “AYRILIK BİLDİRGESİ” eklenmişti.
Bu bildirgede şöyle deniyordu:
“Biz Çek ve Slovak milletleri,
Modern tarihimizin, ortak bir devlette yaşamaya yönelik karşılıklı özlemlerimizden kaynaklandığının bilinciyle hareket ederek,
Ortak bir devlet çatısı altında geçen 50 yıllık hayatımızın asırlık dostluk bağlarını genişletip kuvvetlendirdiğini;
Milletimizin gelişmesini, ilerici demokrat ve sosyalist ideallerimizin hayata geçirilmesini mümkün kıldığını,
Fakat aynı zamanda ilişkilerimizin yeni ve daha adil bir temele dayalı olarak geliştirme zaruretini gösterdiğini da takdir ederek;
AYRILMA HAKKI DA DAHİL OLMAK ÜZERE VAZGEÇİLMEZ SELF-DETERMİNASYON HAKKINA;
HER MİLLETİN EGEMENLİK HAKKINA;
MİLLET VE DEVLET HAYATINI DİLEDİĞİ USLÜP VE BİÇİMDE KARARLAŞTIRMA HAKKINA SAYGI GÖSTEREREK;
FEDERAL BİR DEVLETTE GÖNÜL RIZASI İLE KURULAN BAĞLARIN, SELF-DETERMİNASYON HAKKINI VE EŞİTLİĞİNİ SARAHATEN VURGULADIĞINA KANAAT GETİREREK VE AYNI ZAMANDA DA BİR MİLLİ GELİŞME İÇİN EN İYİ GARANTİYİ,
KEZA MİLLİ HÜRRİYETİMİZ VE EGEMENLİĞİMİZİN EN İYİ TEMİNATI SAĞLADIĞINA İNANARAK, ÇEK MİLLİ MECLİSİ VE SLOVAK MİLLİ MECLİSİ′NDEKİ DELEGELERİMİZ TARAFIN-DAN TEMSİL EDİLEREK, ÇEKO-SLOVAK FEDERASYONU KURMAYA KARAR VERDİK…”

TALAT BU BİLDİRGEYİ SAVUNMALIDIR
Görüldüğü gibi bu anayasanın girişinde her iki halk da karşılıklı olarak birbirlerinin;
- Siyasi varlıklarını, yani ayrı devletlerini
- Ulusal Meclislerini,
- Egemenliklerini, (ve bunun milli gelişme için en iyi güvence olduğunu)
- Ayrılma hakkını da içeren self-determinasyon haklarını
- Tam eşitliklerini tanıdıklarını ilan etmişler ve ancak bu temel üzerinde yeni ve adil ilişkiler kurabileceklerini kabul ederek, GÖNÜLLÜ olarak ve Meclislerinin kararları ile federasyonu kurmuşlardır..
Oysa bugün Rum liderliği, ne eşitliğimizi, ne self-determinasyon hakkımızı, ne devletimizi, ne ayrı siyasi varlığımızı ve Ulusal Meclisimizi, ne egemenliğimizi ne de ayrılma hakkımızı kabul ediyor..
Kabul etmemesi bir yana, bize karşı her türlü düşmanca politikayı sergiliyor, ambargolarla ekonomimizi çökertmeye ve bizi dünyadan soyutlamaya çalışıyor, alabildiğine silahlanıyor… Meclisimizi ve varlığımızı tanımadığına, yok saydığına göre, anlaşma için gerekli onayı kim verecek, gerekli kararı kim alacaktır?
Talat′a soruyorum:
- Bu koşullarda federasyon nasıl oluşacaktır?
Çekoslovakya Anayasasının girişinde, Çek ve Slovakların egemenlik ve self-determinasyon hakkını vurgulayan bu madde nedeniyledir ki, iki halk anlaşarak “KADİFE AYRILIK” denen barışcı bir ayrılığı gerçekleştirmişler ve eski egemen - bağımsız statülerine dönmüşlerdir… Böylece “KADİFE Birleşme” gibi “KADİFE Ayrılık” da barışçı, dostça ve anlaşarak oluşmuştur…
Eğer ayrılma isteyen Slovaklar, egemenlik haklarını kuruluş-ortaklık anlaşmasında ve Anayasada tescil etmeseydi, ayrılık barışcı olmayacağı gibi, ayrılmadan sonra da egemen-bağımsız-tanınmış bir devlet statüsünü kazanmayabilirlerdi…1963′de bizim kaldığımız gibi sokakta ve açıkta kalabilirlerdi…Toprakları Çek′lerin egemenliğinde olması gereken topraklar olarak kabul edilirdi…Çekoslovakya′yı hala Çek′lerin temsil ettiği ve tüm Çekoslovakya üzerinde onların egemen olduğu kabul edilebilirdi…
İşte, egemenliğe dayanan bir hakkın verdiği olumlu sonuç:
- Barış, tanınma, dostluk, bağımsızlık, işbirliği, iyi komşuluk ve AB çatısı altında birleşme…
Sanırım aktardığım bu örnekten sonra Talat, bir daha ” federasyonlarda iki egemenlik olamaz, hangi federasyonda bu var?” diye konuşamayacaktır…Eğer konuşursa, bilinçli olarak, halkı yanıltmak için katmerli yalanlar söyleyen asla güvenilmez bir kişi olduğu bir kez daha tescil edilmiş olacaktır…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS