Yiğit Bulut - Şener, “merkezi” yeniden inşa edebilir mi?
Temmuz 13, 2008 - VATAN, YİĞİT BULUT
Bu köşede yazdığım birçok yazıda “her alandaki duruşu” parti ile “örtüşmüyor” dediğim ve “nasıl durabiliyor” sorusunu sorduğum Şener, sonunda AKP’den istifa etti…
Ederken de çok önemli bir cümle kullandı: “İstifa kavga makamı değildir…”
Gerçekten çok çok önemli bir vurgu… Hepimiz için geçerli önceliğimiz kavga değil, sağa ve sola “uç noktalara” kayan Türkiye’de “merkezi yeniden” kurmak…
Bu görev sadece “Şener’in, onun, bunun” değil hepimizin! Sizin, benim, sokaktaki vatandaşın, memurun, işçinin, emeklinin…
Nedeni de çok basit paranoyalar içinde kaybolmuş ve korku içinde “uçlara kaymaya razı hale gelmiş bir Türkiye istemiyoruz…”
Peki ne yapıyoruz? Beğenmediğimiz siyasi oluşumlar yerine “yenisini” oluşturmak en azından bir tez geliştirmek için adım atıyor muyuz? Veya daha önce de sorduğum gibi daha açık sorayım Türkiye’de çok ciddi bir ekonomik kriz oldu ve var olan siyasi yapı, bu dalga sonucunda aynen 2001 krizinde olduğu gibi üç partili koalisyonun akıbetine uğrayarak eridi gitti… Alternatif var mı?
Lütfen yanlış anlamayın AKP’yi alternatifsiz göstermek için bu soruyu sormuyorum, tam tersi bir an önce Türk kamuoyunun kendisini toplaması ve bu gerçeği sorgulaması için bu soruyu ve sonrası tezi ortaya atıyorum.
İsterseniz bir daha sorayım bir ekonomik kriz dalgası geldi ve AKP’yi aldı götürdü, ertesi sabah seçim var alternatif kim?
Sevgili dostlar, “merkezi yeniden inşa etmeliyiz” tezim ile ilgili bazı detayları sizlere aktarmak ve parçalar halinde tezi sorgulamak istiyorum
* Bu yazının amacı kesinlikle ne parti ne de şahıs olarak isimlerden bahsetmek değil. Amaç kavramları tartışmaya açmak ve toplumun ne yaşadığımızı en azından sorgulamaya başlamasına yardım etmek. Verilmek istenen mesaj çok net: Merkez kayıyor ve bizim olmayan daha doğrusu bu ülkenin değerlerine bağlı çoğunluğun benimseyemeyeceği bir Türkiye ortaya çıkıyor.
* Türkiye’de birçok “isim”, yukarıda tarif ettiğim “merkez kaymasından” Türkiye adına çok rahatsız ve merkezdeki bölünmeyi kısa vadede sorunsuz aşmak adına üzerine düşeni yapma noktasına fikren yaklaşıyor.
* “Merkezin” yeniden kurulmasında veya kaymanın önlenmesinde görev sadece AKP harici partilere düşmüyor veya daha değişik ifadeyle: CHP veya diğerleri amaç değil. Yola çıkanlar veya çıkmayı düşünenler “tabela sevdasından” çok “Türkiye sevdasında” bütünleşmeli. Bu gerçek ışığında Deniz Baykal, Devlet Bahçeli ve Zeki Sezer’e de büyük görev düşüyor. Bu noktada aklınıza şu soru gelebilir: CHP ve MHP nasıl aynı dinamik içinde eriyecek? Ben de size şunu sorarım: Bu partilerin “misyonu” ve tezini net olarak tarif edebilir misiniz? Ayrıştıramadığınız noktada yardım edeyim, artık tek bir tez daha doğrusu tek bir ana soru var: Varolan değerleri ile laik, üniter, bağımsız Türkiye’den yana mısınız yoksa laik yapısını kaybetmiş, Avrupa-Amerika elinde oyuncak olmuş Ortadoğulu bir Türkiye mi istiyorsunuz!
Sonuç 1: Türkiye’nin merkezinin kaydığını düşünen herkese de seslenmek istiyorum: İsimlere, tabelalara takılmayın. Artık hiçbir tabelanın anlamı ve önemi yok. Artık tek bir ayrım var: 1923’te yola çıktığımız ilkelerden yana olmak veya olmamak! 1923 Türkiye’sini korumak ve ileriye taşımak isteyen her fert taşıdığı “kimliği” unutarak bu yola çıkmaya hazır olmalı!
Sonuç 2: “Uçlara kaymış, paranoyalar içinde boğulmuş, yarını belirsiz bir ülke” istemeyen herkese düşen tek bir iş var kavga etmek değil, taşın altına elini koyarak bu ülke adına “tez” üretmek ve hayata geçirmek…
Son söz: Şener, merkezi kurabilir mi sorusunun cevabı çok açık ve net merkezi biz hep birlikte, farklı düşünenler bileşkesi olarak kurabiliriz… Bizler, bir bütünüz farklı parçalar olsak bile…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.