İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

SABAHATTİN İSMAİL - “Egemenlikteki payımız eşit olacak” diyerek, Halka yalan söyleyen Talat′a sorular

Temmuz 13, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN

Dünkü yazımda Mehmetali Talat′ın Halkı yeniden aldatmak için televizyonlarda yalan konuştuğunu belirtmiş ve şu sözlerini aktarmıştım:
- “Kurulması düşünülen federal hükümet Rum hükümeti olarak görülmemeli. Tek egemenlik Rum egemenliği diye algılanmamalı, hiçbir federal devlette zaten iki egemenlik-iki vatandaşlık olmaz, tüm BM kararları bunu öngörüyor,  egemenlikteki payımız eşit olacak, eşit katkılarla oluşan bir egemenlik, nasıl olur da Rum egemenliği olur?”
Bugün Talat′ın gerçekleri söylemediğini ortaya koymaya devam edecek ve yalan konuştuğunu  kanıtlamak için ona bazı sorular soracağım…

TALAT 2 AY ÖNCE NE DEMİŞTİ?
Mahmetali Talat, 25 Nisan 2008′de gerçekleşen ve kendisine 24 Nisan 2008′de MGK tarafından belirlenen milli politikanın verildiği Ankara zirvesinden sonra gittiği İstanbul′da Rumları ve dış güçleri teskin etmek için yaptığı açıklamada “iki eşit kurucu devlete dayalı çözüm”den Annan Planı′ndaki iki “devletçiği” kastettiğini ifade ederek şöyle demişti:
” - Kıbrıs sorununun çözümünde bir örnek olarak Annan planının alınması gerekmektedir… 9 bin sayfadan oluşan bu plan, kimse tarafından kaldırılamaz veya yok sayılamaz…Bizim öngördüğümüz Kıbrıs sorununun çözümü şu temeller üzerine dayanacak; iki halkın siyasi eşitliği, iki kurucu devletin eşit statüsü, Türkiye′nin garantörlüğünün devamı ve yeni oluşacak devletin yeni bir ortaklık devleti olmasıdır. Yani Kıbrıs Cumhuriyeti′nin devamı olmayacağıdır. Bu tarif ettiğimiz bir federal yapıdır….Yeni ortaklık devletiyle ′Bakir Doğum′ aynı şeydir. Yani iki devletin devamı olmayacak yeni bir yapı. Hazreti İsa′nın doğuşu gibi. Birdenbire ortaya çıkacak yeni bir yapı ve bu Annan Planı′nda da öyleydi…. ′′
Ne ilginçtir ki Mehmetali Talat, hemen bir ay sonra 23 Mayıs′ta ve ardından 1 Temmuz′da Hristofyas′la yaptığı anlaşmalarda, MGK kararında belirtilen “iki egemen devlete-iki egemen halka ve ada gerçeklerine dayalı bir anlaşma” ilkesi ile birlikte yukarıda sözünü ettiği tüm ilkelerden de vazgeçmiştir…
Bu çerçevede konuşmasında vurguladığı “İKİ HALK” yerine, Rum tezi olan “TEK HALK VE İKİ CEMAAT” tezini kabul etmiş, Türk Halkını varolmayan “KIBRIS MİLLETİ-HALKI” içinde egemenliği olmayan bir cemaat statüsüne düşürmüştür…
Konuşmasında vurguladığı egemenliğin kaynaklanacağı “İKİ KURUCU DEVLET” yerine, Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki karma nüfuslu, egemenliği olmayan “İKİ EYALETİ” kabul etmiştir…
Konuşmasında “Kıbrıs Cumhuriyeti devam etmeyecek” demesine karşın, “KIBRIS CUMHURİYETİ′NİN DEVAMINI, TEK EGEMENLİĞİ, TEK VATANDAŞLIĞI” kabul etmiş ve YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ ile BAKİR DOĞUMU reddetmiştir…
Bir ay içinde MGK kararında belirtilen ve kendisinin de konuşmasında vurguladığı milli Türk tezinden vazgeçen ve Rum milli tezini kabul eden, bu teslimiyetçiliğini ve tutarsızlığını örtmek için televizyon televizyon gezerek Halkın gözünün içine bakıp büyük bir pişkinlikle yalan söyleyen birine güvenilebilir mi?

KKTC′Yİ SAVUNMAKTAN SIKINTI DUYUYOR
Talat′ın bu tavrı, Rumlar karşısında dik durmadığını, KKTC Cumhurbaşkanı olmaktan sıkıntı duyduğunu, onlara hoş görünmek için eğilip büküldüğünü, KKTC′yi savunmayı bir suç, barış ve çözüm istememek olarak gördüğünü kanıtlamaktadır…
Eğer bunun aksi olsaydı, MGK kararını kararlılıkla savunmaz mıydı?
Eğer aksi olsaydı, Hristofyas′a ” KKTC bir gerçektir, 25 yaşındadır…Egemendir, sizin devletinizle eşittir. Kıbrıs Türkleri cemaat değil ayrı egemen bir Halktır ve sizlerle aynı haklara sahiptir…Ben bu devletin Cumhurbaşkanıyım. Adil ve kalıcı bir anlaşma ve adayı birleştirmek istiyorsanız, bu gerçeği hazmedeceksiniz ve iki eşit-egemen devlet ve egemen Halklar olarak bir araya gelip yeni bir ortaklık kuracağız, eğer hazmetmeyecekseniz, o zaman herkes kendi yolunda yürümeye devam edecektir…” derdi…
Ne acıdır ki Talat, artık önde gelen Rum aydınlarının söylediği ve yazdığı bu gerçekleri bile telafuz etmekten korkmakta, KKTC′de devleti savunan ulusal güçlere karşı diklenirken, Hristofyas karşısında eğilip bükülmekte, ezilip büzülmekte ve Rum milli tezlerini kabul etmektedir…

TALAT ŞU SORULARI YANITLAMALI
Talat, bu yorumlarımızın yanlış ve gerçek dışı olduğunu iddia ettiğine ve “Tek egemenlik Rum egemenliği diye algılanmamalı, egemenlikteki payımız eşit olacak, eşit katkılarla oluşan bir egemenlik, nasıl olur da Rum egemenliği olur?” dediğine göre şu sorulara net yanıtlar vermelidir:
1- Öngördüğünüz çözümde KKTC bugünkü bağımsız-egemen yapısıyla aynen yer alacak mıdır? Başta Türkiye ile olmak üzere 3. Ülkelerle yaptığı anlaşmalar geçerliliğini koruyacak mıdır?
2- Anlaşma, KKTC ile Rum Devleti arasında mı imzalanacaktır ve iki devlet arasında imzalanan uluslararası bir anlaşma niteliğinde mi olacaktır? Yoksa “cemaat liderleri” tarafından mı imzalanacaktır?
3-  Anlaşmadan sonra “Kıbrıs Cumhuriyeti” adlı Rum devletinin, BM ve AB üyelikleri tüm Kıbrıs adına aynen devam edecek midir, yoksa yeni ortaklık devletinin kurucu iki eşit-egemen devletinin onayı ile yeniden BM ve AB üyelik müracaatları yapılacak mıdır?
4- Öngördüğünüz çözümde, KKTC′nin de, ortak federal devletten bağımsız olarak üçüncü devletlerle, ortaklık anlaşmasına ters düşmeyecek çerçevede olsa bile, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel anlaşmalar imzalama ve ekonomik-kültürel temsilcilikler açma yetkisi olacak mıdır?
5- Öngördüğünüz çözümde Cumhurbaşkanlığı, iki devletin Cumhurbaşkanları arasında dönüşümlü mü olacaktır? Ortaklık Devleti yönetimini oluşturacak Ortaklık Konseyi′nde iki “devlet”-iki “halk” eşit sayıda mı temsil edilecektir?
6- Öngördüğünüz çözümde, iki ortaktan birinin onay vermediği herhangi bir uluslararası anlaşma veya uluslararası kuruluşa katılım mümkün olabilecek midir?
7- Öngördüğünüz çözümde, eski Çekoslovakya Kuruluş Anlaşmasının girişinde yer aldığı gibi, Kıbrıs Türk Halkının bu ortaklığa egemenliğini ve self-determinasyon hakkını koruyarak katıldığı, ortak egemenliğin egemen Kıbrıs Türk halkı ve egemen Rum Halkından kaynaklandığı vurgulanacak mıdır?
8- Öngördüğünüz çözümde, ortaklık devletinin yürümemesi halinde Kıbrıs Türk Halkının self-determinasyon hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılabileceği ve bağımsız-egemen bir devlet olarak tanınacağı yer alacak mıdır?
9- Öngördüğünüz çözümde, tüm adayı, Kıbrıs′ın geleceğini ve Türk Halkını ilgilendiren önemli konularda, 1960 Anlaşmasında olduğu gibi, yürütme ve yasamada alınacak kararlarda konsensüs veya ayrı oy çoğunluğu ile veto hakkı ve bu türden yasaların Türk Halkının ayrı referandumuna sunulması söz konusu olacak mıdır?
10- Öngördüğünüz çözümde, Kuzeydeki “devletin” kendi ekonomisi-kendi merkez bankası, kendi ordusu olacak mıdır? Ortaklık devletinin Dış politikası ve güvenlik politikası birlikte ve konsensüsle mi saptanacaktır?
Evet, kritik sorular bunlardır ve Talat, bu kritik sorulara olumlu yanıtlar vermeden “egemenlikteki payımız eşit olacak, eşit katkılarla oluşan bir egemenlik, nasıl olur da Rum egemenliği olur?” diyerek kimseyi kandıramaz…
Talat′ın yaptığı, Türk Ulusunun ve %90′ı “İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM” diyen Kıbrıs Türk Halkını takıyye yoluyla yeniden aldatmaktır…
Halka “iki devlet istiyordunuz, işte size iki devlet” denecek, ama aslında o devletlerin sadece adı devlet olacak, içeriğinde ise egemenlik, bağımsızlık-self-determinasyon hakkı olmayacak, gerçekte kendi deyişiyle “devletçik” yani  EYALET olacak…Son söz, yani gerçek egemenlik Rumlarda olacak, Rum′un iradesi geçerli olacak…
KKTC′yi savunan partilerin, örgütlerin, aydınların, gazetecilerin görevi, yukarıda sorduğum kritik soruları her fırsatta, her platformda ve özellikle de canlı yayınlarda Talat′a sormaktır…Onun, yaptığı ihaneti perdelemek için söylediklerinin yalan olduğunu, egemen KKTC′yi dışlayan birer aldatmaca olduğunu, bu nedenle Annan Planı referandumunda olduğu gibi yeniden ona aldanmamak gerektiğini halka anlatmaktır…Halkla birlikte meydanlara inmektir…Talat′ı ve ruhani lideri olduğu hükümeti bir an önce işgal ettikleri makamlardan uzaklaştırmaktır…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS