METİN ÖZKAN - Meselenin adını koyalım!
Temmuz 13, 2008 - Genel, METİN ÖZKAN, TAYLAN SORGUN, TERCÜMAN
SAVUNMA hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesinin olmazsa olmaz koşulu, “hukuk devleti ilkesi”nin yaşama geçmesidir.
Hukuk devleti; bireylerin hukuki güvenlik içinde bulunduğu, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kuralları çerçevesinde geliştiği bir sistemi ifade eder.
Yani zayıf olan bireyin, güçlü olan devlete karşı kendini savunabilmesi, o toplumda hukuk devleti ilkesinin yerleşmiş olmasını zorunlu kılar.
Oysa ülkemizde yaşanan olaylar karşısında insanların endişeye kapılmadan, güzel bir gelecek konusunda karamsar düşüncelere dalmaması olanaksız hale geldi.
Yaşanan olaylar açıkça gösteriyor ki, sorun “Ergenekon” veya “kapatma davası”ndan çıkıp “Cumhuriyet ve laik rejim” sorununa dönüştü.
Ve hatta iş o kadar ileri boyutlara ulaştı ki, dünün kendisine sözde “demokrat” diyen satılık libaralleri, bugün İslamcı kökenden gelen aydın ve yazarların bile önüne geçerek Cumhuriyet ile sorunlu hale geldiler.
Hiçbir dönemde görülmemiş bir medya tablosuyla karşı karşıyayız.
Ne yasa, ne kural, ne de yasak dinleyen işbirlikçi medyanın satılık kalemleri, bilgi ve belgeden uzak haberleriyle yangına körükle giderek “vurun kahpeye” demekten geri kalmıyor.
Yani, hangi “Taraf”ta oldukları belli olan bu kiralık eller “özgürlük maskesi” altında hak, hukuk tanımaz tavırlarıyla toplumda hukuk devleti ilkesinin yerleşmesine engel oluyorlar.
Meslek etiği ve insan ahlakı sıfırlanmış olan bu kalemşörler, ağızlarından akan salyalar ile tek bir duyguya hizmet ediyorlar: Kin, nefret ve linç…
Çünkü onlar, toplumsal uzlaşma kültürünün bitme noktasına gelip hoşgörünün ayaklar altına alındığını görmüyorlar.
Eğri oturup, doğru konuşalım!
İnsan hakları, özgürlükler ve türbanı savunuyor gözüküp, en büyük kötülüğü inancından dolayı başına kapatan ana ve bacılarımıza yaptıklarını bilmiyorlar mı?
Emin olun bal gibi de biliyorlar!
Ülkemizi bölüp parçalamaya uğraşan dış güçlere şuursuzca hizmet eden işbirlikçi sahtekarlara birkaç kısa hatırlatma…
l İnsan haklarına saygılı olacaksınız!
l Devletin sosyal bir hukuk devleti olduğunu kabul edeceksiniz!
l Sözde değil, özde demokrat olacaksınız!
l Atatürk milliyetçiliğine bağlı, laik, çağdaş insanlar olacaksınız!
l Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütün olduğunu kafanızdan çıkarmayıp, dilinin de Türkçe olduğunu asla unutmayacaksınız!
l Bayrağımızın “Ay- Yıldız”, ulusal marşımızın “İstiklal Marşı”, başkentimizin ise “Ankara” olduğunu kesinlikle aklınızın köşesinden çıkarmayacaksınız!
l Hepsinden önce, mutlaka ve mutlaka adam olacaksınız adam!
Türkiye’ye sahip çıkalım!
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ geçtiğimiz günlerde önemli bir uyarıda bulundu:
“Zor günler yaşıyoruz!”
Gün, birlik ve beraberlik günüdür.
Gün, ülkeye sahip çıkma günüdür.
Gün, ele güne karşı Türk’ün gücünü gösterme günüdür.
Yani gün, emperyalist, gerici, mandacı birkaç yazarın elele verip Cumhuriyetíi yıkmak için dış düşmanlara hizmet etme günü değildir.
Hepimiz sağduyulu, soğukkanlı ve daha dikkatli davranmak zorundayız.
Oysa kimileri hâlâ oynanan oyunun, dönen dolapların farkında değil.
Kimileri ise farkında; ama bu bir tam bağımsızlık olur mu, olmaz mı onu bilemiyor.
Tüm bu şartlar karşısında ülkesini, bayrağını ve milletini sevenlerin bizi mikrolaştırmaya çalışan dış düşmanlar ve onun yandaşlarına karşı söyleyeceği tek bir söz vardır:
“Ya İstiklal Ya Ölüm!”
Çünkü biliyoruz; Türkiye Cumhuriyeti bize emanet!


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.