HİKMET BİLA -Önce Yaşama Hakkı
Temmuz 13, 2008 - CUMHURİYET, HİKMET BİLA
Ergenekon davasının simgesi Kuddusi Okkır’dır. Ne paşalar ne gazeteciler ne de diğerleri. İşin siyasal ve hukuksal yönleri zaten günlerdir tartışılıyor. Daha da tartışılacak. Gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak.Ama Kuddusi Okkır geri gelmeyecek.
Mahkûm da olsa, aklansa da haberi olmayacak.
Çünkü o öldü.
İddianamesi bile belli olmayan bir davada bir yıl hapiste olduğu için, hastalandığı için, hastayken gerekli bakımı ve tedavisi yapılmadığı için, yer sedyelerinde süründürüldüğü için öldü. Yetkililer sahip çıkmadığı için… Meclis İnsan Hakları Komisyonu sahip çıkmadığı için öldü. Gazeteciler sahip çıkmadığı için… Hukukçular sahip çıkmadığı için öldü. O bir reklamcıydı, reklamcılar sahip çıkmadığı için öldü.
O bir insandı.
İnsanlar sahip çıkmadığı için öldü.
Sadece acı içindeki eşi sahip çıktı. Tek başına eşini yaşama döndürmek için çırpındı ama onun tek başına hiçbir şeye gücü yetmedi.
***
Şimdi medyanın ve baroların bir başka insana, bir başka insanın yaşam hakkına sahip çıktığını görüyoruz. Umarız geç kalınmamıştır. İstanbul Barosu, önceki gün önemli bir açıklama yaptı. Dedi ki, “Şimdi ikinci bir Kuddusi Okkır olayı kapıda. 13 aydan beri Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan şüpheli Ayşe Asuman Özdemir, en temel hakkı sayılan yaşama hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Baromuzdaki rapor içeriğine göre şüpheliye siroz teşhisi konmuştur. Epilepsi tanısı da bulunan şüpheliye iki ay içinde karaciğer nakli yapılması gerekmektedir. Modern devletin yurttaşlarına sağlık hizmeti sunma görevi tutuklu ve hükümlüler için de geçerlidir.
Ergenekon soruşturması sırasında, bu düzenlemelerin tümüyle göz ardı edilmiş olması nedeniyle, şüpheli Kuddusi Okkır’ın yaşamını yitirmesi ve hastalığın seyri bilinmekle birlikte, tahliyenin ölümden 4 gün önce yapılabilmiş olması, İstanbul Barosu olarak bizi, Ayşe Asuman Özdemir olayında bir ‘erken uyarı’ görevine sürüklemiştir.”
***
İstanbul Barosu’nun bu uyarısı aslında sadece Ayşe Asuman Özdemir için değil, her tutuklu ve hükümlü için geçerlidir.
Çünkü yaşama hakkı, her hakkın hukukun üstündedir.
Hangi davanın sanığı, hangi davanın zanlısı, hangi davanın tutuklusu, mahkûmu olursa olsun, dört duvar arasına kapatılan insanların yaşam hakkını korumak devletin görevidir. Ergenekon mergenekon fark etmez. Hatta, dışardakinden çok içerdekinin yaşam hakkını gözetmelidir devlet. Ayşe Asuman Özdemir’in de Kuddusi Okkır gibi ölmesini kim ister?
***
Kuddusi Okkır’ın gözlerini unutmadınız, değil mi? Canlı cenazeye dönmüş bedeninden, bir deri bir kemik kalmış yüzünden boşluğa bakan, ölüme bakan kocaman gözlerini?..
Belki çok acı… Ama unutmayın.
Kuddusi Okkır’ın gözlerini unutmayın.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.