İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

MÜMTAZ SOYSAL - Ege’nin Bütünlüğü

Temmuz 12, 2008 - CUMHURİYET, MÜMTAZ SOYSAL

BOZBURUN Yarımadası’nın Alaburnu’nu dönüp Finike rotasına girince hemen dikkati çeken, Rodos’la Marmaris arasındaki deniz ulaşımının sıklığıdır. Yunan adasının büyük kruvaziyer gemileri kalabalığından sıyrılan hidrofoyl ya da deniz otobüsü tipi tekneler Anadolu toprağına doğru yol alırken Marmaris Körfezi’nden çıkan benzerleri de karşı adanın doğu ucundaki ünlü kente yönelir.

Pasaportsuz günübirlik Yunanistan yolculuğuna çıkan Türk turistler için, bu kolay ve nispeten ucuz bir Avrupa gezisidir; Yunanlar için de Küçük Asya hasretini gidermeye yarayan bir yolculuk. İki halk için, “ufak çanta ticareti” sayılabilecek bu sınırlı alışverişte kârlı bir yanın bulunduğu da inkâr edilemez.

Ayvalık’la Midilli, Çeşme’yle Sakız, Kuşadası’yla Sisam, Bodrum’la İstanköy arasındaki ilişkiler de aynı yararları sağlamıyor mu?

Üstelik, Türkiye’yle Yunanistan arasındaki ilişkiler zaman içinde ne gibi dalgalanmalardan geçmiş olursa olsun, Anadolu kıtası ile çevresindeki adaların oluşturduğu bütünlük uzun süreler hep aynı nitelikte siyasal egemenlikler altında yaşanmıştır. Ege, iki kıyısı ve adalarıyla birlikte, Roma İmparatorluğu, Büyük İskender sonrasının Helenlistik çağı ve Osmanlı dönemi boyunca aynı türden egemenlikler altında yan yana gelmiş toplumların ortak coğrafyası olmuştur.

Şimdi artık o bütünlüğü aynı koşullarla yeniden yaratma olanağı elbet bulunamaz. Yeni bir şeyler düşünülmelidir.

İlk akla gelen çare, bugünlerin pasaportsuz “günübirlik” ziyaretlerini daha da sıklaştırıp güçlendirmektir.

Ancak, bir başka olanak daha var ki, o konuda gerçekleştirilecek ilerleme, yalnız toplumları birbirine yakınlaştırmakla kalmayacak, iki komşunun kendi ekonomik sorunlarını çözmekte de yararlı olacaktır: Ege petrolünün araştırılması ve işletilmesi için iki devletin kamu şirketleri arasında bir ortaklık kurmaktır. Uzmanlar, dünyanın benzer köşelerinden çeşitli örnekler vererek bunun pekâlâ başarılabileceğini ileri sürmekteler.

Şimdiki durum, “Sismik 1” geriliminden sonra 1976’da varılan Bern Mutabakatı gereği, her iki ülkenin kendi karasuları dışında arama ve işletme girişimlerinden uzak durmalarına dayanıyor. Yani, olumsuzluk ve kısırlık üzerine kurulmuş bir uzlaşma. Oysa, bu bir yana bırakılıp iki ülkenin birlikte örgütleyecekleri bir kuruluş Ege’nin her yanını araştırsa ve ülkeler kendi karasuları dışında bulunup işletilecek petrolün gelirini paylaşsa fena mı olur?

Konuya bu yönüyle bakmak, özellikle Yunan tarafını Türkleri sürekli dünyaya şikâyet etme tutkusundan kurtaracak ve hiç değilse bir alanda olumlu iş yapmaya çekecektir. AB’nin 27 devletle başarabildiği ortak işler ortadayken, Ege gibi iç içe girmiş bir coğrafyada böyle bir ortaklığı bile gerçekleştirememiş olmak, doğrusunu söylemek gerekirse, iki tarafa da hiç yakışmıyor.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS