MEHMET ALİ KIŞLALI - Irak, Türkiye’ye benzedi
Temmuz 12, 2008 - Genel, M.ALİ KIŞLALI
1950’li yıllarının ortasında Türkiye’de sayıları 20 bini bulan ABD askeri ve personeli ile bilinmeyen sayıda ABD üssü ve tesisi vardı. Bu durum Türkiye’nin NATO’ya katılmasından sonra yavaş yavaş oluşmuştu. Önce Amerikalıların gelmesi, başta Ankara olmak üzere kimi kentlere yerleşmesi konut kiralarını artırdığından ev sahipleri arasında sınırlı memnuniyet yaratmışsa da sonraları artan sürtüşmeler 27 Mayıs’a yaklaşıldığında ciddi husumete sebep olmuştu.
Önce Türk Silahlı Kuvvetleri de memnundu. ABD’nin askeri desteği neredeyse asker postallarına kadar yayılmış, ilkel aşamada olan kimi askeri malzeme üretme çabalarına da son verilmişti.
TSK artık süratle NATO standartlarına adapte olmaya başlarken, yayılan ABD askeri faaliyetleri için, sayısı ancak 27 Mayıs ihtilâlinden sonra saptanabilecek, imtiyaz anlaşmaları imzalanıyordu. Bunlardan en önemlisi ise şimdi Irak hükümetinin kontrol altına almaya çalıştığı ‘Kuvvetlerin Statüsü’nü saptayan genel anlaşmaydı.
Bu anlaşmaya göre Türkiye’de görevli Amerikalılar sadece kendi yasaları karşısında sorumlu olacaklar, kendi mahkemelerinde yargılanabileceklerdi.
Çok iyi hatırladığım bir olayda; şimdi Çankaya’da kule olan yerdeki Amerikan subay kulübünden gece içkili çıkan bir subay kullandığı arabayla, nöbet değişimi yapmakta olan bir manga askerin içine girip ölümlere sebep olmuştu. Ertesi gün ise Amerikan makamları kazayı yapan subayın olay sırasında görevli olduğunu gösteren belge verince dava kapanmış ama büyük gerginlik yaratılmıştı.
Şimdi Irak, Türkiye’nin 1950’li yıllar sonunda karşı karşıya olduğu koşulları yaşıyor. Birleşmiş Milletler’in yıl sonunda süresi dolacak olan ABD’nin Irak’ta kalmasıyla ilgili izin yerine, yeni ABD-Irak anlaşmasının yapılmasına çalışılıyor.
ABD’nin yeni anlaşma için Irak hükümetine önerdiği koşullar hiç kolay kabul edilecek gibi değil. Bunların Irak’ın egemenliğiyle uyuşmayacağı, birçok bakımdan kabul edilecek gibi olmadığı Irak Başbakanı tarafından da açıklandı.
Ama Irak’ın işi, 1950’li yıllardaki Türkiye’nin karşı karşıya olduğu duruma temeldeki koşullar bakımından çok benzese de, hiç kolay değil. ABD neredeyse şimdi sayısız üs ve tesisin kontrolüne sahip Irak’ta. Bunların birçoğunu (en az 58’ini) Irak’tan kuvvetlerini çekse de muhafaza etmek ve serbestçe kullanmak istiyor. Irak bu isteğe kesinkes karşı. Kabul etmedikleri isteklerden biri de ABD’nin Irak hava sahasını serbestçe kullanmak istemesi.
Türkiye’nin bu konuda da çok tatsız bir deneyimi var. ABD’nin topraklarımızdaki üs ve tesislerinden en önemlilerinden birisi, şimdi ABD tarafından kullanılması ayrıntılı koşullarla Türk Hava Kuvvetleri kontrolüne bırakılmış olan Adana’daki İncirlik hava üssü olmuştur. Ama bu Türk kontrolünün tam uygulanamadığı bir dönemde İncirlik’ten kalkan bir ABD casus uçağı U-2’nin Sovyetler Birliği tarafından düşürülmesi Türkiye’yi güç duruma sokmuştu.
Şimdi en azından İran ve Suriye Irak’a yerleşen ABD’nin kendileri için bir tehdit oluşturmamasını sağlamaya çalışıyorlar. Irak hükümeti ABD ile yapacakları anlaşmalarda bu hususlara dikkat etmesini istiyor. Irak Başbakanı, ABD’den kuvvetlerinin
çekilişiyle ilgili planın şimdiden verilmesini istedi.
ABD yetkililerinin eğittikleri Irak polis ve askerinin ancak 2009 ortasında hazır olacağını bildirilirken, Irak sözcüsü “2001-2012’den önce hazır olamayız” diyor.
ABD’nin Irak’taki kuvvetleri ve görevlileri beş yıldır oradaki toplumla ilişkilerinde gelişme sağlamış görünüyor. Son birkaç aydır çatışmalar görece azalmış olsa da, başarılı olamadıkları asimetrik savaş halindeler. Irak merkezi hükümetinin henüz ne derecede iç güvenliği üstlenmeye hazır olduğu bilinmiyor. Egemenliğine sahip olmakla birlikte, ABD ilişkilerindeki deneyimsizliği dolayısıyla, 1950-1960’larda ciddi sorunlar yaşayan Türkiye yanında, şimdi Irak’ın ülkesini işgal altında tutmakta olan ABD ile bir çözüme ulaşması hiç kolay gözükmüyor.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.