İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

SABAHATTİN İSMAİL - Talat, “Kıbrıs Cumhuriyeti altında iki eyalet” olacak demekle Rum tezini savunduğunu kanıtladı

Temmuz 10, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN

Mehmetali Talat′ın CTP Genel Başkanlığına geldiği günden beri “misyonumdur” dediği “birleşik Kıbrıs” hedefini eleştirdik… Onun bundan Kıbrıs Cumhuriyeti altında TEK EGEMENLİK-TEK VATANDAŞLIK- TEK HALK-TEK KİMLİK- İKİ TOPLUM- İKİ EYALETİ anladığını ve bu esaslarda “Kıbrıs′ı yeniden birleştirmek” istediğini tekrar tekrar vurguladık…
Talat ise sıkıştıkça bunu inkar etti ve kendisinin Kıbrıs′ta tek Halk değil iki Halk, iki devlet olduğunu savunduğunu, Türk Halkının self-determinasyon hakkına sahip bulunduğunu, Rumlarla yapılacak anlaşma ile iki eşit kurucu devlet esasında BAKİR DOĞUMLA YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ kurulacağını söyledi…
Özellikle Anavatan yetkililerinin bu yönde yaptığı açıklamalardan ve 24 Nisan 2008′de alınan MGK kararından sonra bu ifadeleri sık sık tekrarladı…
Ne ki onun Halkı aldatmayı amaçlayan bu söylemlerine hiçbir zaman inanmadık…Gerçek hedefinin “Kıbrıs Cumhuriyeti altında tek Halka ve iki eyalete dayanan birleşik bir Kıbrıs olduğunu, ayrı egemenliğimizi savunmadığını, KKTC′ye inanmadığını, sözünü ettiği kurucu devletin aslında Birleşik Kıbrıs′ın egemenliği olmayan Kuzey Eyaleti olduğunu” bıkmadan usanmadan tekrar tekrar yazdık..Onun Halkı aldatmak için söylediği yalanlarına değil, kabul ettiği belgelere ve AKEL ile imzaladığı protokollere bakarak konuştuk…

DEDİKLERİMİZİ DOĞRULADI
Evet, yazdıklarımız doğrulandı…
Talat, önce 23 Mayıs 2008′de, sonra 1 Temmuz′da Hristofyas′la yaptığı 4.5 saatlik görüşmede özellikle MGK kararından sonra tüm söylediklerini inkar ederek  Rum tarafının en eski milli tezi ve en temel kırmızı çizgisi olan  ” BM KARARLARININ ÖNGÖRDÜĞÜ TEK DEVLET, TEK HALK, TEK TEMSİLİYET, TEK KİMLİK, TEK EGEMENLİK VE TEK VATANDAŞLIK” ilkelerini kabul etti…
Böylece güya karşı çıktığı, güya büyük tepki gösterdiği, güya BM temsilcisi Pascoe-Hristofyas yemeğine katılmayarak  protesto ettiği, Rum yönetimi-İngiltere Memorandumunda belirtilen çözüm hedefi ile BM Güvenlik Konseyi′nin 1818 sayılı kararındaki çözüm hedeflerini, bir başka deyişle Rum Ulusal Konseyi′nin ortaya koyduğu Rum Milli hedeflerini resmen kabul etti ve Kıbrıs Türk Halkını bağlayacak şekilde BM kayıtlarına geçirdi…
Onun bu tavrına günlerdir sert eleştiriler yöneltiyoruz…Halka aylarca yine yalan söylediğini, Kıbrıs Türk Halkını yine aldattığını, Anayasayı bir kez daha çiğnediğini, Anayasal yeminine bir kez daha ihanet ettiğini ortaya koyduk…UBP, DP ve tüm ulusal örgütler de ayağa kalkarak günlerdir aynı tepkileri ortaya koyuyor…Anayasal yeminini ve Anayasayı çiğneyen bir kişinin kabul ettiklerinin ancak kendisini bağlayacağını, hiçbir şekilde Kıbrıs Türk Halkını bağlamayacağını vurguluyorlar…
Talat bir hafta sustuktan sonra, nihayet önce 4 Temmuzda KKTC basınına, sonra  6 Temmuz tarihli Alithia gazetesine yaptığı açıklamalarla tüm dediklerimizi doğrulamıştır…Talat söz konusu açıklamalarında şöyle konuşmuştur:
- Birleşik Kıbrıs olacaksa elbette tek egemenlik ve tek vatandaşlık olacak…Yeni devletin yeni bir belge üzerinde oluşacağını söylemedim…BM′ye ve AB′ye katılmak için yeniden başvuracağımızı ya da yeni devletin yeni uluslar arası anlaşmalar imzalayacağını da söylemedim…Devlet yok olup baştan ortaya çıkmaz…( yani Kıbrıs Cumhuriyeti devam edecek. S.İ. )Yeni devleti BENİM EYALETİMDEN (state) bazı unsurlar ve Kıbrıs Cumhuriyeti′nden bazı unsurlarla yaratacağız… 
Görüldüğü gibi Talat, burada açıkça, biri bağımsız egemen KKTC olacak iki egemen kurucu devletten değil, iki eyaletten söz etmektedir…
Talat′ın buna ilaveten TEK HALK-İKİ TOPLUM, TEK EGEMENLİK, TEK SELF-DETERMİNASYON HAKKI′nı kabul ettiğini ise DP Genel Başkanı Serdar Denktaş görüşme tutanaklarını okuduktan ve Talat′la görüştükten sonra açıklamıştır…
Serdar Denktaş,  ” EGEMENLİK KIBRIS HALKINA AİTTİR. KIBRIS HALKI İKİ TOPLUMDAN OLUŞUR” ifadesinin iki tarafın üzerinde anlaştığı egemenlik anlayışı olarak BM kayıtlarına geçtiğini tutanaklara dayanarak ifade etmiştir…
Bilindiği gibi Kıbrıs′ta iki toplumdan oluşan tek bir Halk  bulunduğu ve egemenliğin de bu Halka ait olduğu en eski milli Rum tezidir, Rumların en temel kırmızı çizgisidir…
Talat, devamla,  “YENİ DEVLETİN BÖLÜNMEZ OLACAĞINI ÖNGÖREN BİR ANLAŞMAYA İMZA KOYMAYA HAZIR OLDUĞUNU” da Alithia′ya açıklamıştır…
Bunun da anlamı, Kıbrıs Türklerinin, self-determinasyon hakkının içerdiği ayrı devlet kurma ve ayrılma hakkını reddettiğidir…Bir başka deyişle kendi geleceğimizi belirleme hakkımızı inkar ettiğidir…
Bu da kendi mantığı içinde gayet doğaldır…Çünkü eğer adada tek egemenlik-TEK Halk ve bunu oluşturan iki cemaat varsa, elbette Türk Halkının self-determinasyon hakkı da olmayacaktır…Çünkü self-determinasyon hakkı toplumlara değil, Halklara tanınan bir haktır…Esasen Rumlar da bunun içindir ki 100 yıldır hep bir ağızdan “KIBRIS′TA TEK HALK-TEK SELF-DETERMİNASYON HAKKI VARDIR” demektedir…Ve bunun devamı olarak “KIBRIS HALKININ SELF-DETERMİNASYON HAKKINA SAYGI GÖSTERİLEREK, HALKIN İSTEĞİ OLAN ENOSİSE DESTEK VERİLMESİNİ” talep etmişlerdir…

TEK HALK-İKİ TOPLUM, TEK EGEMENLİK NE DEMEKTİR?
Talat′ın kabul ettiği “BM kararlarında öngörülen iki eyaletten oluşan tek devlet, tek Halk, iki toplum, tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek temsiliyet” demek, adada “Kıbrıs Cumhuriyeti” adlı tek bir devlet var demektir…Yani Kıbrıs Türklerinin self-determinasyon hakkına sahip ayrı egemen bir Halk ve KKTC′nin de ayrı egemen bir devlet olduğunu reddetmek demektir…
Kıbrıs Türk Halkının, Rum devletinin vatandaşları olarak  mevcut Rum devletine yamalanması demektir…
Herşeyde son sözün yamalanacağımız, tek egemenliğe sahip Rum devletine ait olması demektir…(Çünkü tek egemenlik, Kıbrıs Halkını oluşturan iki toplumdan biri olan Rum çoğunluğun hükmedeceği bir egemenlik olacaktır ve Türklerin bu egemenlikteki söz hakkı nüfusları oranında olacaktır.)
Self-determinasyon ve ayrılma hakkımızın olmaması demektir…
Kuzeyde “kurucu devlet” olarak adlandırılan şeyin, gerçekte “birleşik Kıbrıs” adı verilecek olan, “Kıbrıs Cumhuriyeti” adlı mevcut Rum devletinin egemenliği olmayan bir vilayeti olacağı demektir…
Bağımsızlığımızın ortadan kaldırılması, egemen KKTC′nin tasfiyesi ve Rum devleti içinde azınlık haklarının da gerisinde haklara sahip olmamız, Rum çoğunluk içinde asimile olmamız demektir…
Bunların aksi olsaydı, Hristofyas-Talat görüşmesinden çıkan metinde adada “iki egemen Halk ve iki egemen devlet olduğunun ve ortak egemenliğin de bu iki Halk ve devletten kaynaklanacağının” özellikle vurgulanması ve Gali Planı′nda olduğu gibi kayıtlara girmesi gerekirdi…

TALAT′IN YAPTIĞI HATA DEĞİL İHANETTİR
Bunları kabul etmek, Serdar Denktaş′ın ileri sürdüğü gibi, Talat′ın düzeltebileceği bir hatası değil, bilinçli bir ihanettir… Anayasayı ve Cumhurbaşkanlığı andını  çiğnemektir ve adının önünde “Cumhurbaşkanı” sıfatı da olsa, kimsenin Kıbrıs Türk Halkı adına böyle bir şeyi kabul etme hak ve yetkisi yoktur…
Bu tartışmalar yıllardır yapılmaktadır…Türkiye ile belirlenen milli politika vardır…MGK kararları ve TBMM-KKTC Meclisi kararları vardır…Gali Planı vardır…Talat, bunları bile bile milli Rum tezini kabul etmiş ve Halkımızı köleleştirme, KKTC′yi tasfiye etme yolunda en büyük adımı atmıştır…
Bu nedenle Talat′ın kabul ettiği ve özünde  Rum Ulusal Konseyi ve Yunanistan tarafından saptanan kırmızı çizgilerden başka bir şey olmayan hususlar, kesinlikle Halkımızı bağlamamaktadır…Bunlar safsatadır ve tümünü reddediyoruz…
KKTC′nin tasfiyesine ve Halkımızın köleleştirilmesine neden olacak 2. Bir SEVR′den başka bir şey olmayan bu safsatalara karşı mücadele yükseltilmelidir…
Tüm Ulusal Güçler ayağa kalkmalı ve Talat′ın Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğini, kabul ettiklerinin de Halkımızı asla bağlamadığını ilan etmelidir…
Kıbrıs davasına son hançerin vurulduğu bu laneti, Türk Ulusunun gözünden kaçırmak için, bu güne bilinçli olarak rasgetirilen uyduruk “Ergenekon” tutuklamaları, yapılan büyük ihanetteki AKP sorumluluğunu örtmeye yetmeyecektir…
Bu bağlamda verilecek ortak mücadeleyi görüşmek için önceki gün gerçekleşen UBP-DP görüşmesi yerindedir, Halkın beklediği ve istediği bir şeydir…UBP ve DP tüm ulusal örgütleri de yanlarına alarak Halkı bilgilendirmeli, örgütlemeli, yüzbinler olarak meydanlara inmeli, Rum milli hedeflerine hızmet eden Talat-CTP-ÖRP hükümetini bir an önce alaşağı etmelidir…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS