HİKMET ÇETİNKAYA - İnsan olmak…
Temmuz 10, 2008 - CUMHURİYET, HİKMET ÇETİNKAYA
Bir polisiye roman, bir öykü, bir masal gibiydi…
13 Haziran 2007…
Ümraniye’de 27 el bombası çıktı…
Eskişehir’de bir cephanelik…
15 kişi gözaltına alındı ve tutuklandı…
Bunlardan birisi yazar Ergun Poyraz’dı…
İş, “Ümraniye bombaları”ndan öteye taşınmıştı:
“Ergenekon Çetesi!”
Bir ay sonra seçimler yapıldı. AKP yüzde 47 oy alarak tek başına iktidar oldu…
Aylar geçti!…
22 Ocak 2008…
Toplam gözaltı sayısı 33’tü…
21 Mart 2008…
Başyazarımız İlhan Selçuk, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ve daha pek çok kişi gözaltına alındı…
Perinçek ve arkadaşları tutuklandı…
Dokuz gün önceki gözaltılara hiç değinmeyeceğim…
Herkes biliyor!..
13 Haziran 2007’de gözaltına alınanlar arasında işadamı Kuddusi Okkır da vardı…
60 yaşındaki Okkır, sorgusundan sonra tutuklanıp önce Bayrampaşa, ardından Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne konuldu.
Suçu neydi o beyaz saçlı, bıyıklı, sağlığı yerinde olan Kuddusi Okkır’ın?..
“Ergenekon Çetesi’nin finansörü…”
13 aydır cezaevinde “iddianameyi” bekledi…
Akciğer kanserine yakalandı…
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürüldü…
Doktorlar tanıyı koydu:
“Majör depresyon!..”
Günler geçti…
Kuddusi Okkır, Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı bu kez…
Doktorlar baktılar ki iş işten çoktan geçmiş:
“Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastazı…”
***
TV’lerde, gazetelerde Kuddusi Okkır’ın durumunu halkımız gördü…
Savcılarımız, polislerimiz, askerlerimiz de…
Cumhurbaşkanı Gül de, Başbakan Erdoğan da, Adalet Bakanı Şahin de…
İnsan hakları savunucuları da AB üyesi ülkelerin milletvekilleri de…
Hepimiz gördük…
Hikmet Bila, “Kuddusi Okkır’ın Gözleri” derken, yüreğinde insan ve yurt sevgisi olan herkes, bir yıl arayla çekilmiş iki fotoğrafa, onun bakışlarına bakmalılar…
Hastane odasında ölmesinden üç gün önce çekilen ikinci fotoğrafa…
Uzun uzun düşünmeli insanlar eğer yürekleri nasırlı değilse…
“Ergenekon”un “para kasası” olduğu öne sürülen Kuddusi Okkır’ın eşi, parasızlıktan cenazeyi Edirne’den İstanbul’a getiremiyordu…
Gazeteciler, Edirne Belediyesi’nden yardım istediler…
1 Temmuz’da salıverilmişti Kuddusi Okkır…
Bilincini yitirene dek cezaevinde tutulmuştu…
Başta söyledim…
Bir polisiye roman gibi, öykü gibi, masal gibi gelişti her şey…
İçimde karmakarışık duygular kabarıyor yine…
Bir kadın, bir erkek…
Kocasını toprağa verdi kadın.
Televizyon kanallarında konuşurken, başı dik ve alnı açıktı Sabriye Okkır’ın…
Hastane giderlerini bile ödeyecek parası yok Sabriye Hanım’ın.
Sabriye Okkır, evlendikleri günden bu yana kirada oturduklarını ve sıradan bir yaşama sahip olduklarını anlatıyordu Cumhuriyet’e..
Sabriye Hanım şunları söylüyordu
“Her gün gerek Adalet gerekse Sağlık Bakanlığı’na sesleniyorum, ne olur eşimin tedavi masraflarını üstlenin, onu siz bu hale getirdiniz. AKP hükümeti insanları dinle, inançla bölmeye çalışıyor. Geçmişte terör kullanılıyordu, şimdiyse din kullanılıyor. Hani insanlar suçları ispatlanana kadar suçsuzdu? Hani ellerinde kuvvetli deliller vardı, nerede o deliller?”
***
60 yaşında “Ergenekon iddianamesi”ni bile göremeden ölen Kuddusi Okkır’ın, Bağ-Kur primlerini ödeyemediği için hiçbir sosyal güvencesi yokmuş…
Sabriye Okkır, eşinin uzun yıllar KOBİ’lerin yurtdışına açılması için proje geliştirdiğini, bu projelerden bazılarını ise dönemin Sanayi Bakanı Ali Coşkun’la paylaştığını söylüyordu. Sabriye Hanım, “O, bir yandan KOBİ projesi üretip Sanayi Bakanı’yla görüşürken diğer yandan ülkeyi bölmeyi mi planlıyordu” diye soruyordu
Ey AKP medyası, ey dinciler, ey insan hakları savunucuları, Soros’un Çocukları, devleti yönetenler, savcılar, yargıçlar, polisler, yüreğinizde bir sızı duyuyor musunuz?
***
Terör dün İstanbul’da yine vurdu. İstinye’de ABD Konsolosluğu girişindeki polis noktasına saldıran eli kanlı caniler, üç polisimizi şehit etti. Üç terörist ise öldürüldü.
Toplumun terör nereden gelirse gelsin tepki göstermesi gerekir. Türkiye’yi kana bulamak isteyen teröristleri lanetliyorum…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.