SABAHATTİN İSMAİL - Talat′ın savunduğu “Birleşik Kıbrıs′ta tek egemenlik, tek vatandaşlık” Rum tezidir ve KKTC′nin tasfiyesini öngörmektedir
Temmuz 09, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Mehmetali Talat, Kıbrıs Türk halkının ve KKTC′nin egemenliğini Hristofyas′a teslim ettikten sonra Halkımızn, siyasi partilerin ve milli örgütlerin ayağa kalkması karşısında kendisini şöyle savundu:
- Birleşik Kıbrıs olacaksa, tek egemenlik ve tek vatandaşlık olacak…
Talat haklıdır ve doğru söylemektedir…Elbette “birleşik Kıbrıs” olacaksa, “tek egemenlik, tek vatandaşlık ve bunların zorunlu bir sonucu olarak tek devlet, tek Halk” olacaktır…
Ne ki Talat, eksik söylemiştir…Talat, bu tezin, en eski Rum tezi olduğunu, bağımsız-egemen KKTC′yi tasfiye etmeyi gerektirdiğini ve son MGK kararında öngörülen iki egemen devlete-egemen iki Halka dayalı yeni bir ortaklık devleti kurulmasıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını da söylemeliydi…
Buna göre, “birleşik Kıbrıs” diyerek, adı federal, içeriği ÜNİTER bir devlet kurulması öngörülmektedir…
Elbette ki ÜNİTER devletlerin veya merkezi yanı güçlü federasyonların tek Halkı, tek egemenliği, tek vatandaşlığı olacaktır. Ancak, 24 Nisan 2008′de alınan MGK kararında öngörüldüğü gibi, Milli Türk tezi bu değildir…Talat, bu gerçeği Kıbrıs Türk Halkından gizleyerek nereye varacağını sanmaktadır?
TALAT′IN REDDETTİĞİ MİLLİ TÜRK TEZİ
Anketlerde de ortaya çıktığı gibi, KKTC′ye sahip çıkan Halkın ezici çoğunluğunun istediği ve Türkiye ile KKTC tarafından birlikte belirlenip uzun yıllar savunulan Milli Türk tezi şudur:
- İki egemen Halkın eşit kurucu ortaklığına dayanan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Rum saldırıları sonucu 1963′de yıkılmıştır…Devlet silah zoru ile işgal edilmiş, egemen Türk kurucu ortak, silah zoru ile kurucusu olduğu devletten atılmıştır…O tarihten bu yana egemenliğini koruyarak kendi kendini bağımsız şekilde yönetmiştir…Dolayısı ile Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960′da kurulan meşru ortaklık devleti değildir…Türk Halkı 1983′de self-determinasyon hakkını kullanarak egemenliğinin simgesi olan egemen KKTC′yi kurmuştur…Dolayısı ile adada iki ayrı egemen devlet vardır….Rumlarla yeni bir ortaklık kurulacaksa bu ortaklık, ada gerçeklerini oluşturan iki eşit-egemen devlete; iki eşit-egemen Halka dayanmalıdır…Yeni ortaklık devletinin iki eşit kurucusundan biri, egemen KKTC ve egemen Kıbrıs Türk Halkı olmalıdır…Bunun gerçekleşmesi için de mutlaka imza töreninden önce KKTC, 24 saatliğine dahi olsa BM ve Rum yönetimi tarafından tanınmalıdır…Talat anlaşmayı ′Türk cemaati lideri′ olarak değil, KKTC Cumhurbaşkanı olarak imzalamalıdır…Ve zamanında Çekoslovakya′nın, Çek ve Slovak Halkları tarafından kurulmasında olduğu gibi, kuruluş anlaşmasının ve Anayasanın birinci maddesinde Türk Halkının self-determinasyon ve egemenlik hakkını kullanarak bu ortaklığa katıldığı, bu haklarını ortaklık devleti içinde korumaya devam ettiği, dilediği zaman da bu haklarını kullanarak ortaklıktan ayrılma hakkına sahip olduğu yazılmalıdır…Bu çerçevede, iki egemen devlet ve Halk kendi egemenliklerinin uygun gördükleri kadarını ( tanımlanmış yetkiler ) yeni ortaklık devletine devretmeli ve ayrılma hakkı dahil olmak üzere, geride kalan akla gelen ve gelmeyen (tanımlanmış ve tanımlanmamış) tüm egemenlik yetkilerini kendileri kullanmalıdır. Bunun adı da Konfederasyondur…Bu ortaklığa devredilecek egemenlik yetkileri, egemen devletlerden ve egemen halklardan kaynaklanacaktır ve şartların gerektirmesi halinde de devreden devlet ve Halk tarafından geri alınabilecektir…
Ne acıdır ki, Talat, Hristofyas karşısında, MGK kararında da ortaya konan bu temel ilkeleri savunmamış, teslimiyetçi bir tavırla, Rum milli hedeflerini kabul etmiştir…
TALAT′IN KABUL ETTİĞİ MİLLİ RUM TEZİ
Rum tarafına göre, 1960′da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti aynen devam etmektedir…Dolayısı ile hala adada tek meşru devlet olarak, TEK HALK, TEK DEVLET, TEK EGEMENLİK ve TEK VATANDAŞLIĞA dayalı “Kıbrıs Cumhuriyeti” vardır ve tüm ada ile Halkını bu devlet temsil etmektedir…Türkiye′nin adayı “işgal” ederek ikiye bölmesi ve Kuzeyde ayrı bir Türk devleti kurulması bu gerçeği değiştirmez…Türk işgali ve Türk devleti gayri meşrudur…Kuzeydeki devlet egemen değil ′Türkiye′nin bir alt yönetimidir, bir işgal′ yönetimidir…Kıbrıs Cumhuriyeti′nin ′işgal′ nedeniyle egemenliğini Kuzeyde uygulayamaması, meşru olarak Kuzeyde egemenlik hakkına sahip olmadığı anlamına gelmez…Türkler isyan çıkararak devletten ayrılmışlardır…Ama ortaklığın çökmesi ve devletin anlaşmalarda öngörülen iki toplumlu yapısının bozulması, devletin yüzde yüz Rumlardan oluşması, Kıbrıs Cumhuriyeti′nin ortadan kalktığı anlamına da gelmez…Kıbrıs′ın tümünde Egemenlik hakkı hala meşru Kıbrıs Cumhuriyeti′ne aittir…Bu nedenle adada iki halk, iki devlet olmadığına göre, bunlar arasında yeni bir ortaklık devleti kurulması söz konusu olamaz…Yapılması gereken mevcut egemen Kıbrıs Cumhuriyeti′nin Anayasasını federal ilkeler temelinde değiştirerek idari bakımdan iki eyaletli bir federasyon ( birleşik federal Kıbrıs Cumhuriyeti) oluşturmaktır…Bu durumda Kıbrıs Cumhuriyeti eyaletlere devrettiği egemenlik yetkilerini dilediği anda geri alabilecektir…Eyaletler egemen olmayacağı için, ayrılma hakları da olmayacaktır…Birleşik Kıbrıs′ta TEK HALK, TEK DEVLET, TEK EGEMENLİK, TEK TEMSİLİYET, TEK KİMLİK olmalıdır… Tüm Kıbrıs AB üyesi olacağı için Kuzey eyaletinde de AB ilkeleri uygulanmalıdır…Yani serbest yerleşme, serbest mülk edinme ve serbest dolaşma hakları korunmalıdır…Bu konuda kalıcı derogasyonlar olmamalıdır…”
TALAT BENİMSEDİ
Mehmetali Talat, 23 Mayıs′ta BM KARARLARI temelinde İKİ BÖLGELİ, İKİ TOPLUMLU BİRLEŞİK FEDERAL KIBRIS KURULMASINI VE TEK TEMSİLİYETİ kabul etmekle ve 1 Temmuz′da ise BİRLEŞİK KIBRIS′TA TEK EGEMENLİK VE TEK VATANDAŞLIĞI kabul etmekle Rum tezini kabul etmiştir…
Talat′ın kabul ettiği, 40 yıldır reddettiğimiz, gıyabımızda alınan Rum yanlısı BM kararları, aynen Rum tezinde öngörüldüğü gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti adlı Rum devletinin Anayasasının değiştirilerek federal bir yapıya kavuşturulmasını, bu federasyonda egemenliği olmayan iki eyalet olmasını ( iki bölgeli-iki toplumlu federasyon) tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek kimlik, tek temsiliyet olmasını öngörüyor…
Ve bu BM kararları KKTC′yi, Kuzeyde ayrı egemenliğimizi, ayrı eşit-egemen bir Halk olduğumuzu reddediyor ve devletimizi gayri meşru kabul ediyor, tanınmaması için çağrıda bulunuyor…( 541, 550, 551 sayılı kararlar)
Bu nedenle Talat′ın ” birleşik Kıbrıs olacaksa tek egemenlik-tek vatandaşlık da olacak” demesi gayet doğaldır…Kendisi BM kararlarının öngördüğü birleşik Kıbrıs′ı savunduğuna göre, böyle konuşmasından ve doğrudan, MGK kararını, Anayasal Yeminini ve KKTC Anayasasını pas pas yaparak, Rum tezini desteklemiş olmasından daha doğal birşey olamaz…
Nitekim, en sağdan en sola kadar tüm Rum partileri ile içimizde KKTC′ye ve Anavatan Türkiye′ye karşı olan, garantörlüğün ve KKTC′nin tasfiye edilmesini isteyen tüm işbirlikçi örgütler ve partiler, Talat′ın tek egemenlik ve tek vatandaşlığı desteklemesine alkış tutmuşlardır…1 Temmuz Anlaşmasının, “KKTC′nin sonsuza dek yaşatılmayacağı” anlamına geldiğini belirtmişler ve Talat′ı eleştirip KKTC′ye ve egemenliğe sahip çıkan ulusal güçlere “çözüm karşıtı” diye saldırmışlardır…
TALAT, TÜRK HALKINI TEMSİL EDEMEZ
Talat, Rum milli tezini benimsediğine göre, masa başında Kıbrıs Türk halkını temsil edemez…
Talat, BM kararlarını benimsediğine göre Rum devletini tek meşru ve egemen devlet olarak tanırken, KKTC′yi meşru ve egemen bir devlet olarak tanımıyor demektir…
Talat, BM kararlarının öngördüğü tek Halk, tek devlet, tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek kimlik, tek temsiliyeti benimsediğine göre, ayrı egemen KKTC devletini, ayrı egemen Kıbrıs Türk halkını, ayrı KKTC vatandaşlığını, ayrı KKTC kimliğini ve tanınarak yurt dışında ayrı temsiliyetini benimsemiyor demektir…
Bu durumda Talat′ın müzakere masasında KKTC′nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını savunması mümkün değildir…
KKTC′yi, egemen Kıbrıs Türk Halkını ve ayrı egemenliğimizi, ancak bunlara inananlar, bunlar için mücadele edenler, bu kutsal değerler için can verenler ve vermeye hazır olanlar savunabilir…
Bu nedenlerle Talat′ın müzakere masasında bulunması meşru olmadığı gibi, devletimizin ve Halkımızın güvenliği ve geleceği için de büyük bir tehlikedir…
Bu gerçek karşısında yapılması gereken bellidir:
- Rum tezlerini benimseyen Talat′ın yerine, KKTC′yi savunan, tanınması için çalışan, KKTC′nin sonsuza dek yaşatılmasını isteyen, ayrı egemenliğimize ve ayrılma hakkını da içeren self-determinasyon hakkımıza sahip çıkan, olası bir anlaşmada bu temel ilkelerin yer alması için mücadele eden, bir barış anlaşmasının ve yeni bir ortaklığın ancak bu çerçevede iki egemen devlete-iki egemen halka dayalı olması gerektiği ilkesinden asla taviz vermeyen bir kişi, KKTC adına müzakere masasına oturmalıdır… Devamla Talat′ın Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği, meşruiyetini yitirdiği, ancak kendisi adına konuşabileceği, kabul ettiği hiçbirşeyin KKTC′yi ve Kıbrıs Türk halkını bağlamadığı ve derhal istifa etmesi gerektiği yüksek sesle ortaya konmalıdır…Bu amaçla her türlü eylem ve Meclis soruşturması dahil ne gerekirse yapılmalıdır….


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.