ORHAN BİRGİT - Baykal’ın Dünkü Konuşması
Temmuz 09, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN BİRGİT
Dün Deniz Baykal da CHP Meclis Grubu’ndaki konuşmasında yandaş medyanın daha üç gün önce Ergenekon davası ile ilgili beyin yıkama kampanyası içinde “7 Temmuz’da Gaziantep’ten başlayarak önemli birçok ile sıçrayacak bir kalkışma eyleminden” söz ettiğini hatırlattı.
Önümüzdeki hafta nihayet İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilecek hale geleceği Anadolu Ajansı’nın dünkü son dakika haberleri arasında bulunan o 2000 sayfalık iddianamede böyle bir eylemden söz ediliyor mu? Göreceğiz.
Ama edilmiyorsa, ilgili savcılar bu kamuoyunu birbirine katacak haberi imal edenler hakkında bir şey yapmayacak mı? Taşlar yine bağlı ve köpekler alabildiğine özgür mü dolaşacaklar?
7 Temmuz’daki tehlikeyi önlemek amacıyla başta Gaziantep olmak üzere, öteki kentlerde güvenlik güçlerinin elbette bazı kimseleri gözetim altına alması gerekmiyor muydu? Çok şükür, böyle bir dizi operasyona gerek olduğuna değin herhangi bir habere rastlanamadı.
Çünkü çeşitli dünya görüşlerini paylaşan halkımızın çok büyük bir çoğunluğunun Türkiye’de parlamenter demokrasiden başka bir yönetimin peşinde olmadığının sayısız kanıtı yakın geçmişimizin tarihine yazıldı.
Ama öyle görülüyor ki, başta Anayasa Mahkemesi’ndeki bilinen yargılama olmak üzere; ülkenin birçok sorununu kamufle etmek iktidar partisinin işine gelmekte ve bu nedenle de kamuoyu her gün yeni bazı senaryolarla karşılaşmaktadır.
Deniz Baykal’ın dünkü konuşmasında altını kalın çizgilerle çizdiği gibi önce şu Ergenekon soruşturmasında sözü edilen darbe girişimleri için, kimlerin, kimler ile ve hangi tarihte düğmeye basmak istediklerinin, bu ülkenin vergi yükümlüsü ve oy hakkına sahip her yurttaşı tarafından bilinmesi gerekiyor.
7 yıldır iktidarda olan AKP’nin ilk iki yılı için mi düşünülmüş bir darbe planı şimdi yargı önüne çıkartılıyor?
Savcı 1 numaralı tanığı niçin çağırmadı?
Anamuhalefet lideri, o konuda dönemin Genelkurmay Başkanı gibi olayın “1” numaralı tanığı olması gereken kişinin, emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün iki gün önceki açıklaması ile görev döneminde böyle bir girişimin yapılmadığını hatırlatıyor dün.
Eminim o açıklamayı soruşturmanın savcısı da görmüş olmalıdır. Ve bence her şeyden, herkesten önce Sayın Özkök’ü tanık olarak çağırmalı ve bilgisini bir de dava dosyasına geçirmelidir.
Baykal yine dün, hangi emekli subay ya da astsubayların bu darbeyi hangi askeri birlikler ile yapacaklarını belirten inandırıcı bilgilere de ihtiyaç olduğunu çok haklı olarak söylüyor. Öyle sanıyorum ki aynı bilgi edinme ihtiyacını soruşturmayı 13 aydır titizlikle yürüten savcı ya da savcılarımız da duymuştur ve gelecek hafta kamuoyuna açıklanacak olduğu nihayet dün bir kez daha duyurulan iddianamede o konuda geniş bilgiler vereceklerdir.
Ben böylesine iyimser olmaya çalışırken CHP Genel Başkanı, ne yazık ki tam tersini düşünüyor:
“Bir darbe söylemidir gidiyor. Ama hâlâ bu örgüt bu darbeyi geçmişte yaptı da bu şimdi ortaya çıktı, onun hesabını mı soruyoruz? Yoksa bunlar darbeyi şimdi yapacaklardı da bunun hesabını mı soruyoruz?” diyor ve ekliyor:
“Sen bırak 2000 sayfayı da bana 5 sayfayı söyle.”
O 5 sayfada nelerin olup bittiğinin yanıtı anamuhalefet liderinin dünkü konuşmasında elbette sorumlu hükümetten isteniliyor ve normal bir hukuk devleti süreci içinde yaşanılan ülkede, 13 aydır gözaltında ya da tutuklu olarak tutulan kimselerin üstündeki siyah perdenin açılması gerektiği ısrarla tekrar edilirken 12 Eylül döneminde en büyük sanıklı DİSK davasının (950 sanık işçi), 19 Aralık 1980 tarihinde başladığı bir ibret örneği olarak sergileniliyor.Yine aynı dönemde MHP ve MSP gibi iki parti hakkında açılan davalarda da yargılama süreçlerindeki hıza özen gösterildiği ilgililere hatırlatılıyor ve bugünkü gecikmenin AİHM kararlarına aykırı olduğu vurgulanıyor.
‘Skandal’ suçlaması
Baykal’ın “Böyle bir dava skandaldır” teşhisinin içinde sanık avukatlarının hâlâ dosya hakkında bilgi sahibi olamadığı savı da var.
CHP liderinin dün ortaya attığı bir başka iddia da, iddianame ile ona bağlı tüm soruşturma bilgi ve belgelerinin ilgili savcılık tarafından Adalet Bakanlığı’nın Ulusal Yargı Ağı Projesi’ne uygun olarak bu sisteme aktarılması sonucunda yürütme erkinin adım adım ve satır satır her soruşturmayı anında öğrenebilmiş olması.
CHP Genel Başkanı’nın, her sağduyu sahibi tarafından kolaylıkla paylaşılabilecek suçlaması, bu durumun bir skandal olduğudur.
UYAP sistemi söylenildiği gibi özellikle böylesine siyasi davalarda bu kadar şeffaf çalışıyorsa, Adalet Bakanlığı niçin aynı kolaylığı ilgili savunma avukatlarına da göstermiyor. Onları 13 aydır bir karanlık ortam içinde bekletiyor?
Dün ortaya konulan onca iddiadan sonra, CHP Genel Başkanı’nın siyasetin girdiği mahkeme salonunu adaletin terk edeceği teşhisi çarpıcı bir gözlemdir ve bu davanın başlamasından önce açıklığa kavuşmalıdır.
Kimler tarafından mı?
Yine dünkü grup toplantısında söylenilenlere dönerek vereceğim sorunun yanıtını:
Hepimiz Türk adaletinin gerçek savcılarının, gerçek yargıçlarının, Türk hukuk sisteminin ayağa kalkmasını bekliyoruz.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.