MÜMTAZ SOYSAL - Yüz Göz Olmak
Temmuz 09, 2008 - CUMHURİYET, MÜMTAZ SOYSAL
HÜSAMETTİN CİNDORUK’tan genellikle “Merkez Sağ’ın önde gelen ismi” diye söz edilir. Vatan gazetesi, Mine Şenocaklı’nın onunla yaptığı söyleşiyi yayımlarken de aynı deyimi kullanmış. Doğru belki, ama eksik. Sayın Cindoruk için en doğru sunuş deyimi, sağın değil, “sağduyunun sesi” olmalıydı.
Meclis’in unutulmaz başkanı, son olaylar üzerine konuşurken “Türkiye darbelerle yüz göz oldu” demiş. Bunun pek kibar olmayan anlamı, “darbelerin cılkı çıktı” demektir. Uzun süredir o kadar çok “darbe” sözü duyduk ki. Yasama darbesi, yargı darbesi bile dendi sık sık. Klasik anlamdaki askeri darbe sözü böylece gölgede kaldı böylece. Hele herkes herkese “darbeci” demeye başlayınca ve bu suçlama furyasına İsrail devletine darbe vurmak üzere Filistin’e gidip silah kuşananlar da katılınca iyice ucuzladı o kavram.
Ne demektir yüz göz olmak?
Aranızdaki ilişkinin belirli ölçüye dayandığı çok ciddi bir kişiyle senli benli konuşup olur olmaz her şeyden dem vurmaya, enseye tokat ahbaplık etmeye başlanan durumlar için kullanmaz mıyız o deyimi? Çocuk yakın arkadaşlarıyla, hatta canı gibi sevdiği saydığı anasıyla yüz göz olabilir; ama babasıyla asla.
Çünkü baba ciddiyet, otorite ve saygınlık demektir.
Darbeler kurulu devlet düzenine karşı yapıldığına göre, darbelerle yüz göz olmanın anlamı devlet babayla yüz göz olmak anlamına gelmez mi?
Dolayısıyla darbe kavramını ucuzlatmanın, uluorta kullanmanın, ona buna yapıştırmanın sonucunda en çok zarar görecek olan devletin ta kendisidir. Onun saygınlığı zedelenir, ağırlığı gider, gölgesi korku vermemeye başlar. Darbecilik suçlamasıyla devleti koruyalım derken, bir de bakarsınız devleti zayıflatmışsınızdır.
Son zamanlarda “çivisi çıkmış” sözünü de çok kullandık. “Medyanın çivisi çıktı; borsanın çivisi çıktı; ekonominin çivisi çıktı” türünden söz-ler hiç eksik olmadı dillerden. Neredeyse, her şeyde çivisi çıkmışlığın yaşandığı bir ülke olduk. Peki, bütün çivileri çıkmış bir ülkede devlet nasıl ayakta duracak?
Sayın Cindoruk bu durum için de “Siyasi haya-tımızdaki en derin travmayı yaşıyoruz” diyor. Oysa AKP’nin genel başkan yardımcısı Sayın Fırat konuşalı, en derin travmanın Kemalist dev-rimler olduğunu sanmıştık. Demek ki her “darbe” deyişimizde asıl darbeyi cumhuriyetin devrimlerine vuruyormuşuz.
Belki de ne yaptığını bilmeyen, nereye gittiğini kestiremeyen, aklı karışık bir toplum olduk. Cindoruk, çare olarak “milli uzlaşma”dan söz edi-yor ve “Bunu ortaya koymak hükümete düşer” diyor.
Hükümet iktidar partisinden çıktığına göre, olup bitenlere doğru tanı koymak bakımından acaba o parti içinde tam bir “mutabakat” var mı? Acaba kargaşanın asıl kaynağı orayla Çankaya arasındaki uyum eksikliği mi?


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.