MEHMET ALİ KIŞLALI - Liderler aranıyor
Temmuz 09, 2008 - Genel, M.ALİ KIŞLALI
Ülke bir kaos eşiğinde imiş gibi görünüyor. Ama şu son yarım yüzyıl içinde biz çok daha kötü dönemler gördük.
Yaşadık. Onun için fazla kaygılanmıyoruz. Hele panik içinde hiç değiliz. AKP’nin kapatma
davasının neticesini bekliyoruz.
Siyasi iktidar şaşkın. Geleceğinden pek umutlu gözükmüyor. Ama galiba son çare olarak, tabanını bir arada tutmak ve kaderinde yaşamsal rolü oynayacak yargıyı etkilemek için son çabalar içinde görünüyor.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde olduğu gibi burada da etkili olabilecek kurumlardan önemli bir kesim suskun. Gündemde ise sadece yargı gözüküyor.
Şimdiye kadar yapılan tüm kamuoyu yoklamalarında toplumun yüzde 82’den fazlasının ‘en güvendiği kurum’ olarak saptanan Türk Silahlı Kuvvetleri, şimdiye kadar görülmemiş saldırıların hedefi olurken, ‘Yargıya güvenimiz tamdır’ açıklaması yapıyor.
Aslında yargı da sıkıntı içinde. O da saldırıların hedefi.
Bir yandan AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasının neticesi bekleniyor. Diğer yandan da, ne olduğu tam anlaşılmayan, iddianamesi 13 aydır hazırlık sürecinde olan ‘Ergenekon’ davasıyla ilgili yeni gözaltı ve tutuklama kararları dikkatler için odak noktası oluyor.
Ülkenin anayasal rejim ile yönetilmesini sağlayabilecek kadar yaşamsal öneme sahip kurumların görece kararsız gibi görünen durumları tedirginliğin kaynağını
oluşturuyor. Bugünlerde, özellikle gereksinim duyulan liderlerinden girişim bekleniyor.
İşte bu suskunluk ve bekleme döneminde, Danıştay Başsavcısı’nın yaptığı bir konuşmada ortaya koyduğu kaygılar üzerinde dikkatle durmak gerekiyor.
Seçimle gelenlerin kimi anayasal kurumların yetkilerini kabul etmek istemediğini vurgulayan Başsavcı, “Tüm yargı kendisini savunuyor” diyor. Siyasi iktidarın Türkiye’deki anayasal rejimi dönüştürmek istediğini söylüyor.
Bugünlerin koşullarında, söylenecek çok sözü olması gerekirken, birçok sebepten suskunluk içinde görünen kurum liderlerine öncülük yapıyor.
TSK’nın, bünyesine yöneltilmiş şimdiye kadar görülmemiş şiddetteki eleştiriler ve komuta kademesinin en üst noktasına kadar yükselmiş mensuplarına yöneltilen saldırılar karşısındaki tavrı açık.
”Bu tür saldırılara karşı TSK’nın en önemli güvencesi, yasal organlar ve Türk yargısının yanılmaz adaletidir” oluyor.
Tüm düzenini, sağlam bir disiplin ve halk nezdindeki itibarı üzerine bina etmiş olan TSK komuta heyetinin büyük sıkıntı içinde olduğu muhakkak.
Birçok meslektaş hatırlamaz ya da hatırlasa da kabul etmez, ama TSK yakın geçmişte en kilit görevde olan üst düzey mensuplarıyla ilgili olarak da yargıya güvenini sergilemiştir. 12 Mart döneminde, sadece emekliye sevk edilip haklarında ağır suçlamalarla dava açılan bir
grup yüksek rütbeli subay ile ilgili olmadı bu yaklaşım. İstanbul’da 1. Ordu Komutanı Orgeneral Faik Türün, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur için de ne tahkikatlar açtırabilmişti. Hukukun üstünlüğü adına.
Ama bütün bu koşullar içerisinde yargıya duyulan güven, iki şerefli komutanın haklarındaki suçlamalar açıklanmadan, güvendikleri yargı önüne çıkarılıp muhakemeleri başlamadan, sağlıklı bir zemine oturmaz. Yurt çapında yayılan kaygıların ortadan kalkması da gerçekleşmez. Onun için anayasal kurumların, özellikle yargı erkinin liderleri görevleriyle ilgili gerekeni yapıp topluma verdikleri güveni güçlendirmelidirler.
***
KİTAP NOTU: ‘Gri Tehdit-TERÖRİZM’, yazan Ercan Citlioğlu. Destek Yayınları-Araştırma Dizisi.
318 sayfa. Yazar birinci baskısını 2005, ikinci baskısını ise 2006 yılında yapan terörizm konusundaki kitabını son yıllardaki çalışmalarıyla yaptığı eklerle yeniden yayımladı. Çitlioğlu, Bahçeşehir Üniversitesi başta birçok kurumda terörizm konusunda dersler veriyor.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.