Hüseyin MÜMTAZ - TAŞLARI OKUYAN ADAM
Temmuz 09, 2008 - HÜSEYİN MÜMTAZ, İLK KURŞUN
Kimi “hâl”i okur.
Kimi rüyaya yatar yahut remil atar geleceği okur.
Kimi geçmişi okumaya çalışır, kimi de gaipten haber verir..
Servet Somuncuoğlu da “taşları” okuyor.
Yüzyıllardır, binyıllardır zaten yazılı olan, bize bir şeyler anlatmaya çalışan taşları okuyor.
Taşlarla konuşuyor..
Taşları konuşturuyor.
Demir âsâ, demir çarık dünyayı dolaşıyor, zaten vâr olan “taşları”n fotoğrafını çekiyor, gün yüzüne çıkarıyor, “buyurun, yorumlayın” diyor.
Servet ezber bozuyor, akıllara ziyan veriyor.
İpek böceği gibi, kimsenin ve hiçbir olayın etkisi altında kalmadan kozasını örüyor.
“Aylı-yıldızlı gök bayrak” örüyor; örmekle kalmıyor, aylı-yıldızlı gökbayrağı İzmir Ödemiş’ten Ulanbator’a kadar havada-yerde ve gökte..
…ve “bütün zamanlarda” dalgalandırıyor.
Helâl olsun sana Servet Somuncuoğlu..
“Bence Somuncuoğlu en çarpıcı saptamayı -Rus bilim adamlarına- yaptırıyor..Baykal Gölü Irkutsk kentine yaklaşık 400 kilometre uzaklıktaki Lena Kaya resimlerinin yaş tespiti İÖ 14-12inci binyıllara tarihleniyor Ruslarca” demiştik daha önce. (“TAŞ ANLADI, BİR SİZ ANLAMADINIZ” 4 Ocak 2008)
Bu saptamanın koordinatlarını doğru okuyabilmek için iki ufak örnekle kıyaslamama izin verin.
“Üzerinde güneş batmayan” İngiliz İmparatorluğu, bütün o görkemli tarihi boyunca “tek başına” ancak bir tek savaşa girmiştir; Trafalgar (1805).. Londra’ya da bu zaferi “kazanan” Amiral Nelson’un heykelini dikmişlerdir.
Girdikleri “ikinci” ve son savaş, ancak müttefikleri ile beraber göze alabildikleri Çanakkale’dir..
Çanakkale 1915..
Sonuç malûm…
Onlar “Amiral” Nelson’un heykelini dikerlerse biz de Seyit “Onbaşı”nınkini dikeriz.
Trafalgar’da Nelson’un amiral gemisinin gönderine çektiği ünlü “İngiltere hepimizden görev bekler” kodunu Çanakkale’ye gelip de giremeyen gemilerine yahut en son Galata rıhtımına demirleyen ünlü uçak gemisine çekip çekmediklerini ise tespit edemedim.
Ama meşhur Stonehedge’lerini, “sahip olabildikleri bu –tek- taş yığınını” yıkayıp-parlatıp-boyatarak her iki yılda bir tekrar dünya gündemine soktuklarına şahidim.
Haziran 2008 tarihli National Geographic’in Türkiye baskısında konu ile ilgili yazının başlığını da “Konuşan Taşlar” koymuşlar.
Halt etmişler.
Konuşan taş görmemişler.
Somuncuoğlu’nun “TAŞTAKİ TÜRKLER”ini okumamışlar..
İkinci örneğimiz, çağın “güneş batmayan” küresel demokrasisi “Amerika Birleşmiş Ştadları”.
Bilerek Azerbaycan deyişini tercih ettim, çünkü Talât Hristofiyasla son görüşmesinde “tek egemenlik” kavramını kabul ederken “devletten ödün vermeyeceğiz” diyordu gözümüzün içine baka baka ve kanıt olarak da “State”den söz ediyordu..
Bu “state” o “devlet” değil, Amerika’daki gibi “ştad”dır kıymetli okuyucu..
Neyse konuyu dağıtmayalım; Amerika ancak 1492’de keşfedilmiş, 1776’da da devlet olarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
Şimdi bahsi geçen o çok övünülen “tarihleri” bir sıralayalım..
1492;
1776;
1805 ve
1915…
Amerika ve İngiltere bu övünç kaynaklarının onurunu yaşamaya çalışırken biz..
Yukarıdaki tarihlerin hepsini “sadece 16’ıncı İmparatorluğumuzun” 6 koca asırlık yaşam süreci içine sığdırıyorduk..
“Nerde kaldı o çağlar ki
Analar kurt doğururdu…
Hilkat insan çamurunu,
Destanlarla yoğururdu…”(Asya)
Yahut;
“Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir…” (Atsız)
İşte tarihin bu perspektifi içinde Somuncuoğlu’nun “TAŞTAKİ TÜRKLER” kitabı ayrı bir anlam kazanmaktadır ve önemi büyüktür.
Bir kitap ancak bu kadar güzel olabilir.
Somuncuoğlu doğru zamanda doğru insanları bir araya getirmiş ve ortaya bu anıtsal bir prestij kitabı çıkmış.
Somıuncuoğlu ile beraber kitap için gerekli desteği sağlayan “A-Z Yapı”ya da teşekkür borçluyuz.
Somuncuoğlu 3 yıl, 6 ayrı ülkede “ama hep Türk coğrafyasında” 150.000 kilometre yol katederek Anadolu’dan-Sibirya’ya 64 ayrı mekânı fotoğraflıyor.
Fotoğrafları ”tarihçilerin” önüne seriyor.
50 yıldır sadece Salnameler yahut Tahrir Defterleri ile doktora çalışması yapma kolaycılığına kaçan tarihçilerimiz için “zor” ve zahmetli bir seçenek..
Ama buyurun işte Somuncuoğlu, rüyalarınızda gidemeyeceğiniz sahalarda baha biçilmez bir çalışma yapıyor ve belgeleri bir bir önünüze seriyor..
Bir zahmet okuyun, inceleyin, değerlendirin..
Ama sakın Koca Mirşan’a yaptığınız haksızlığı Somuncuoğlu’na da sergilemeyin..
Taşları okuyan adam, taşlara ruh veren adam, “Ruh Adam” Somuncuoğlu AB’ye bağlanmak istediğimiz, olmazsa -zorla demirli tutulmamızın gerektiği- söylenilen İS 2007-8’de, İÖ 12-14 BİN’li yıllardan gelen ışığın gelecek bin yılları aydınlatmasını sağlıyor.
Yolun açık olsun Servet Somuncuoğlu..
Somuncuoğlu’nu izlemeye devam edin..
Yukarıda alıntı yaptığımız yazımızın sonu ile bitirelim bu yazıyı da..
“-Demeli-…
Türk önce Türklüğünü bilmelidir.
Bilmelidir ki İLİ-TÖRESİ bozulmasın..
Türk, Türklüğünü bilmelidir ki..
TANRI da TÜRK’Ü KORUSUN.. “
9 Temmuz 2008
57’İNCİ ALAY HERYERDE..
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAY’IN NEFERİYİZ.”


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.