SABAHATTİN İSMAİL - MİLLİ KONGRE TOPLANMALI VE HALK GASBEDİLEN EGEMENLİĞİNİ DOĞRUDAN KULLANMALIDIR
Temmuz 08, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Mehmetali Talat, kendisini padişah sanarak, Anayasayı dikkate almayarak ve yaptığı yemini çiğneyerek, KKTC′nin ve Kıbrıs Türk Halkının egemenliğini Hristofiyas′a teslim etti…
Oysa kendisi öyle sansa da padişah değil…KKTC, Anayasası, parlamentosu, hükümeti, siyasi partileri, sivil toplum örgütleri olan ve kuvvetler ayırımı esasında, parlamenter demokrasi ile yönetilen demokratik bir ülkedir…Tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi Cumhurbaşkanı dahil, herkes anayasaya, yasalara, kuvvetler ayırımı ilkesine saygılı olmak ve anayasaya göre kendisine verilen yetkileri aşmamak zorundadır…
KKTC Anayasası Cumhurbaşkanlığına ancak protokol yetkileri vermiştir…Buna göre Cumhurbaşkanı devletin ve halkın birliğini ve bütünlüğünü, dışta temsiliyetini sağlar, Meclis tarafından geçirilen yasaları onaylayarak resmi gazetede yayınlar veya onaylamayarak bir daha görüşülmek üzere iade eder. İkinci kez önüne gelen yasayı imzalamak zorundadır…Bu nedenledir ki imzaladığı yasalardan dolayı hiçbir cezai sorumluluğu yoktur ve yargılanamaz….Ancak vatana ihanet suçlaması ile Yüce Divan′da yargılanabilir…
Sadece bu hüküm bile son sözün, Halk iradesini temsil eden Meclis′te olduğunun kanıtıdır…
TALAT KENDİSİNİ İMPARATOR SANIYOR
Ne var ki Talat, kendisini adeta bir imparator ve padişah sanıyor…Meclisin kendisine vermediği yetkileri gasbederek kullanıyor…KKTC Anayasası kendisine böyle bir yetki vermediği halde, kendi kendini “toplum-cemaat lideri′ ilan ederek ve Anayasanın öngördüğü “KKTC cumhurbaşkani” sıfatını terk ederek, Rum devleti içindeki Türk azınlığın “cemaat lideri” sıfatıyla, Rum Devlet Başkanı ile KKTC′nin ve Türk Halkının geleceğini riske atacak, gelecek kuşakları da bağlayacak müzakereler yapıyor, Halkın, Meclisin, partilerin, örgütlerin onaylamadığı tavizler veriyor, mutabakatlar, anlaşmalar imzalıyor…
Oysa, tek başına bu türden yetkiler kullanmak için ya gerçekten Rum Devleti içindeki Türk azınlığın “cemaat lideri”, ya da egemenliğin tek sahibi olan imparator ve padişah olmak gerekir…
Bilindigi gibi Osmanli toplumu bir millet değil, bir ümmet toplumuydu ve egemenlik de Allah adına İmparator-Padişah-Sultan-Halife tarafından kullanılmaktaydı…
Padişah istediği ülkeye savaş ilan eder, istediği ülkeyle aklına göre barış yapar, istediği topraklari ve tavizleri verir, istediğini asar, istediğini affederdi….Kimse de kendisine ′sen ne yapıyorsun?” diye soramazdı…Çünkü egemenlik ondaydı, toprakların da Halkın da tek sahibi oydu…
Talat′ın şimdi yaptığı da budur…
Adam kendi kendini KKTC′nin, toprakların, egemenliğin, yani Halkın tek sahibi görüyor…Halkı, Devleti ve toprakları kendi şahsi mülkü sanıyor ve hiçbir yetkisi olmadan “ben padişahım, ben tek liderim” anlamına gelecek şekilde, aklına göre ödünler veriyor…Hem de koruması ve yüceltmesi için kendisine emanet edilen devleti yok edecek, topraklarımızı ve Halkımızı düşman bir devletin egemenliğine sokacak “vatana ihanet” derecesinde ödünler…
MECLİS MEŞRUİYETİNİ YİTİRDİ
Ve, ne acıdır ki, Halkın, kendine ait olan egemenlik yetkilerini kullanması için geçici bir süre için vekalet verdiği Meclis de buna seyirci kalıyor…
Başkanlık kürsüsünün arkasında “egemenlik kayıtsız şartsız Ulusundur” yazan Meclis, tartışmasız şekilde ulusa ait olan ve vekaletle kendisine emanet edilen yetkinin bir tek kişi tarafından gasbedilerek aklına göre kullanılması karşısında sessiz kalırsa, vatana ihanet suçuna ortak olmaz mı?
Böyle bir Meclis′in meşruiyeti kalır mı?
Böyle bir emrivaki karşısında Halkın vekaletini geri alarak egemenlik yetkilerini doğrudan kullanma hakkı doğmaz mı?
Elbette doğar…Tıpkı Kurtuluş Savaşı günlerinde olduğu gibi….
Atatürk′ün önce, egemenliği işgalci güçlere teslim eden ihanet içindeki İstanbul hükümetine karşı Halkın temsilcilerinden oluşan Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplaması, ardından da yine Halkın seçilmiş temsilcilerinden oluşan TBMM′yi oluşturması böyle gerçekleşmişti…
Öyle görülüyor ki şu anda KKTC′de yaşadığımız gelişmeler de ayni yolun izlenmesini gerekli kılmaktadır…
HALK EGEMENLLİĞİNİ DOĞRUDAN KULLANMALI
Anayasal yetkilerini ve yaptığı yemini çiğneyen, kendisine verilmeyen yetkileri kullanarak Devletin ve Halkın egemenliğini halen savaş halinde olduğumuz düşman bir devlete devretmek için anlaşma imzalayan, kendisini egemenliğin Halkın ve devletin tek sahibi gören cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden bir kişi…
Ona destek vererek ihanete ortak olan bir hükümet…
Ve bütün bunlara karşı çıkıp, Anayasaya ve Halkın egemenliğine sahip çıkması gerekirken seyirci kalan, bu nedenle de ihanete ortak olan bir Meclis…
Bu durumda yapılması gereken tek şey, meşruiyetini yitiren bu üçlüye karşı Halkın egemenliğini doğrudan ele almasıdır…
Bunun birinci aşaması, Halkın seçilmiş temsilcilerinden oluşacak bir MİLLİ KONGRE′nin toplanmasıdır…
İkinci aşaması ise, bu Kongrenin alacağı kararlar çerçevesinde egemenliğe sahip çıkacak yeni bir Millet Meclisi′nin meydana getirilmesidir…
Bunun yapılmaması halinde gidilecek köy görülmüştür:
- ” Birleşik Kıbrıs” adlı tek egemenliği, tek Halkı, tek vatandaşlığı bulunan Rum çoğunluğa dayalı olacak ve aslında “Kıbrıs Cumhuriyeti” adlı anayasası değiştirilmiş Rum devletinden başka birşey olmayan devletin 3. sınıf vatandaşları olmak…Bağımsızlığımızı, egemenliğimizi, self-determinasyon hakkımızı, devletimizi, özgürlüğümüzü yitirmek…Şu anda yüzde yüz egemen olduğumuz topraklarımız üzerindeki egemenlik ve söz hakkımızı Rum hakimiyetindeki “Birleşik Kıbrıs”a devretmek…Kendi geleceğimizi özgürce belirleme ve kendi kendimizi dilediğimiz gibi yönetme hakkından vazgeçmek…Anavatan Türkiye′den ve Türk Ulusundan kopmak…Anavatan Türkiye′nin etkin ve fiili garantisini yok etmek…Türkiye′nin bulunmadığı bir AB′a girmek suretiyle Adadaki Türk-Yunan dengesini Yunanistan lehine bozmak ve AB çatısı altında tüm adayı kapsayacak şekilde dolaylı Enosis′i gerçekleştirmek… 5-10 yıl içinde Rum çoğunluk ve AB denizi icinde asimile olup yok olmak…
Halk, kendisini padişah-sultan- imparator veya “azınlık cemaatinin lideri” sanan Mehmetali Talat ile ona destek veren hükümete ve sessiz kalan bu Meclise karşı ayağa kalkarak egemenliğini doğrudan kendisi kullanma yoluna gitmezse, olacak olan budur….Talat haklidir “Birlesik Kibris′ta tek egemenlik, tek vatandaslik olacak” ama KKTC olmayacak.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.