Cüneyt Arcayürek - Ders
Temmuz 08, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Mustafa Balbay’ın ART’de üç saat süren açıklamaları gerçekleri ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor. Çıkarılacak dersler içeriyor.
Gözaltına alınanlara -örneğin Balbay’a- sorulan soruların sağlam belgelere dayanmadığını ortaya koyuyor.
Belgeler mi? Okuyucudan gelen bir mesaj… Hemen her haber bürosuna veya gazeteciye gönderilen, artık gizlilik zırhından sıyrılmış yazımlar…Örneğin bir okur 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başta kimi ünlü isimlerin CHP’ye katılmalarının partiye ve demokrasi savaşımına güç katacağını yazıyor. Bu da bir belge!
Kuşkusuz Balbay’ın açıklamaları, kimi öğütleri de içeriyor.
Çocuğunuza ait bilgisayarları derhal evden uzaklaştırmak… Okurdan gelen mesajları asla saklamamak…
Birine el koyacakları için ikinci bir cep telefonu edinmek… Telefonlarda hak edenlerden ağır sözcüklerle söz etmemek… ya da telefon konuşmaları yapmamak…
Yabancı büyükelçilerin yemek davetlerini kabul etmemek…
Bir haberi doğrulatmak için ilgililere başvurmamak… (tabii yalaka veya iktidara hoş görünen yazar, haberci değilseniz) Her an gözaltına alınabilme olasılığını göz önünde tutarak evinizin bir köşesine koyacağınız küçük bir çantanın içine güncel gereksinmelerinizi karşılayacak ne varsa onları yerleştirip hazır tutmak, güncel notlar tutmamak ve…
Özellikle sivillerin makam odalarında hiçbir zaman, fakat askersel üst makamlarda, örneğin bir komutanla çalışma odasında gizli kameraların gözetiminde zinhar görüşme yapmamaya özen göstermek… Son model gazeteciliğin zorunlu gerekleri oluyor.
Olayın şaka kaldırmayan yanı şu: Mustafa Balbay, gözaltı balonunu patlattı. Günümüze ve geleceğe ışık tutan önemli bir görevi yerine getirdi.
***
Türkiye demokrasiye aykırı ihtiraslarını yaşama geçirmek isteyen bu iktidarın girişimlerinin, uygulamalarının faturasını ödüyor.
Son olaylar bir kez daha asker olsun sivil olsun, bu iktidarın muhalefet yapanları savcılar eliyle susturmaya giriştiğini gösteriyor.
Medya bölünmüş. Dinci medyanın zaten yanındaydı. 2002-2007 arasında AKP iktidarı (RTE) kendine bağlı bir medya grubu yaratmayı başardı. Ya korkutarak ya da kimi maddi kaynaklarını kurutarak bağımsız kimi medya kuruluşlarını susturdu.
İlk iktidar yıllarında önce devlet kadrolarını ele geçirdi ve medyayı kendi kafasına göre “adam etti!”
***
Yaşanan olayların bir “fakat”ı var: Gidişata karşı çıkacağı sanılanlar susuyor.
Ergenekon soruşturmasındaki hukuk dışı davranışları irdeleyen, tartışan ve eleştiren tek bir siyasal kuruluş CHP ve onun lideri.
Deniz Baykal hemen her gün olayı masaya yatırıyor ve kuşkusuz Bay RTE’nin, dinci kesimin ve AKP şakşakçısı medyanın hoşuna gitmeyen açıklamalar yapıyor.
İster istemez insanın sorası geliyor: Solcu, sosyal demokrat geçinen, her seçimde yüzde binde bir oyuna karşılık CHP’den birkaç milletvekilliği kontenjanı isteyen… normal günlerde ağızları kapanmayan, CHP’nin güç birliğinden kaçındığını öne süren partiler…
Parlamenter kimliğini CHP’nin aday yapıp Meclis’e taşıdığı milletvekilleri ile koruyan Demokratik Sol Parti nerede?..
Nerede anayasa hukukçuları, bilim adamları; evdeki aramalar sırasında insan haklarına aykırı davranışları es geçen ve fakat normal dönemlerde insan hakları deyince mangalda kül bırakmayanlar nerede?..
Hepsi ama hepsi güllük gülistanlık dönemlerin, ne çare bugünlerin dut yemiş bülbülleri!
Faşist yöntemlere, bu iktidarın almış başını giden demokrasiye aykırı eylemlerine, insan haklarına aykırı davranışlarına güç birliği ve savaşım bunlarla mı gerçekleşecek?
Geçiniz efendim, geçiniz!..
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


kaleminize sağlık
Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.