Taylan SORGUN - “1 Temmuz 2008: Tarihen kaydedilen Gün” - Ekranlarda Tamtam Çalanlar - Millilik Adına Ne Varsa - Ve Konvansiyon Anayasası…
Temmuz 04, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
1 Temmuz 2008 günü “tarihen kaydedilmiş bir gün” olmuştur.
2 Temmuz 2008 günü üç gazetenin manşetleri şöyledir: Cuhmuriyet: “Büyük Gözdağı”, Hürriyet: “En Büyük Gözaltı”, Milliyet: “Paşalara Baskın” Gözaltına alınmaların başlaması ile de bazı ekranlarda “boy gösteren” kimileri “bayram tamtamları çalmışlardır” Savcılık idianamesi halen bilinmemektedir. Belki şu sıralarda açıklanacaktır. Ama, ne tesadüftür ki, bazıları sanki “iddianameyi bilir gibi” konuşmuşlardır. Hatta mesela “satışı üzerinde tartışmalar yapılmış olan” ATV, iddianamenin kapsamından söz eder gibi bir haber bile verivermiştir.
1-GÖZALTI KİMLİKLERİ…
Önce gözaltına alınanların kimliklerine bakmak gerekmektedir. 1- Atatürkçü düşüncenin tarafındadırlar. 2- Atatürkçü düşünce kuruluşlarının içindedirler. 3- Anti emperyalist kimlikleri vardır. 4- Ulus devlet, milli devlet, üniter yapının savunucuları arasında yer almaktadırlar. 5- Brüksel ve Washington’un Türkiye üzerindeki siyasi ve iktisadi hakimiyet siyasetine karşıdırlar. 2- İDDİANAME NE DİYECEK?…
İddianamenin açıklanmasından önce “başka yorumlara girmemek” gerekmektedir. Hazırlık soruşturmasının gizliliği vardır. Ancak, kimileri “sanki iddianameyi bilirlermiş gibi” bu gizliliğe uymamışlardır. Tabii bu onların meseleleridir, ama, “…Peki bunlar iddianame kapsamını nasıl öğrenmişlerdir…?” diye sormak da bizim görevimizdir.
3- TARİHİ RASLANTI…
1 Temmuz 2008 günü “tarihen kaydedilmiştir” 1 Temmuz 2008 günü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, Anayasa Mahekemesi önünde iddialarını sözlü olarak açıkladığı saatlerde ve o açıklamanın başlamasından önce sabahın erken zamanında “Gözaltına alınmalar” başlamıştır. İki gün önce alınan gözaltı kararlarının, Yargıtay Cuhmuriyet Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesi önünde çıktığı güne rastlaması değişik yorumları da beraberinde getirmiştir.
4- DENGİR MİR MEHMET FIRAT…
“Göz altına alınmaların” başlamısının ardından AKP’nin önde gelen isimleri ve Dengir Mir Mehmet Fırat, “…Yargının tarafsızlığına, bağımsızlığına saygı gösterilmesi gerektiğini” söylemişlerdir. Elbette yargının bağımsızlığına, tarafsızlığına saygı göstermek gerekmektedir. Ama, kendilerine sorulacak sorular da vardır. Bu sorulara da cevap vermek durumundadırlar.
5- “KOMİSERLER SALDIRISI”…
Yargıyat Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın AKP’nin kapatılması talebini kapsayan iddianamenin ortaya çıkmasının ardından, 1- AKP’liler bunu “Yargı darbesi” olarak tanımlamışlardır. 2- Geçmişteki Batı Avrupa emperyalizminin Anadolu’yu İstanbul’u Trakya’yı işgali zamanında o devletleri temsil edenlere “Komiser” denilmişti. İşgal devletlerinin İstanbul’daki temsilcilerine “Yüksek Komiser” Anadolu’daki temsilcilerine de “Komiser” denilmiştir.
Brüksel, AB o tanımı hala kullanmaktadır. Peki, Brüksel Komiserleri’nin AKP ile ilgili iddianamenin ardından Türk Yüksek Yargısı’na karşı saldırlarına neden sessiz kalınmıştır? O zaman yargıya saygı şal altına mı alınmıştır? Hatta Avrupa Parlamentosu toplantılarında Türkiye’nin aleyhindeki karara AKP’lilerin katılmasına ne demek gerekmektedir?
6- “KENDİ GEÇMİŞİNE BAK”…
Gözaltına alınmalar başladığında Komiser Lagendijk yine sahne almıştır. Bir ekrandan “…Türkiye kirli geçmişini temizliyor…” dediği aktarılmıştır. Lagendijk aslında kendi tarihsel kirli gemişine bakmalıdır. Anadolu’nun işgal zamanındaki Türklerin katledilişleri. Ermeni ayaklanmacılara işgal devletlerinin üniformalarının giydirilerek Türkleri katlettirmeleri tarihin sayfalarında durmaktadır. Lagendijk, ayrıca Türk Yargısı adına kararı da verivermiştir: Kirli geçmişi temizlemekmiş. Henüz ortada iddianame bile yoktur. Ayrıca bu ithamcı yaklaşım da şimdilik “tarihen kaydedilmiş” olmaktadır.
7- DÜNKÜ YAZI SONUNDA…
1 Temmuz günü sabahı günlük yazımı erken saatte gazeteye fakslamıştım o sırada telefonum çaldı “…Haberlere bak…” denildi. Baktım ki gözaltılar başlamıştır. O yazıya ek yapmayı düşünmüştüm, ancak birgün beklemek ve gelişmeleri tam olarak görmek de doğru olacaktı. Ama, sanıyorum ki bazı şeyleri de anlatmıştım. 8- MHP LİDERİ BAHÇELİ…
Gözaltına alınmalar sırasında TBMM de grup toplantıları vardı. MHP Lideri Bahçeli’nin grubunda yaptığı konuşma iyi okunmalıdır. Bahçeli’nin, “…Yabancı mihrakların, yerlilerle el ele vererek Türkiye’ye karşı dayatma ve tavsiye için kuyruğa girdiğini…” belirtmesi için çok şeyi anlatmaktadır. Bahçeli, AKP siyasi iktidarının bir vahim gidiş içinde olduğunu da söylemiş, siyasetin, güvenliğin, ekonominin bütün çivilerinin yerinden çıktığını da belirtmiştir.
9- BAYKAL: “SİYASALLAŞMA”…
CHP Lideri Deniz Baykal, da partisinin grubunda yaptığı uzun konuşmasında “…Konunun adli bir komu olarak değerlendirilmesi imkanı kalmadığını, konunun çok tehlikeli bir şekilde siyasallaştığını…” ileriye sürmüştür. CHP Lideri Baykal’ın, “…Bu iş sadece emekli askerlerle gazeticilerle sınırlı kalır, bize gelmez, diyen İstanbul’un tuzu kuru çevreleri varsa bu olay onların kulağına küpe olsun…” sözlerinin de altını çizmek gerekmektedir.
10- KONVANSİYON ANAYASASI…
“Olaylar geliyorum” demeye başlamıştı. Bu sırada TÜSİAD’ın aklına sokulan “Konvansiyon anayasası”nın teklifinin neler getirebileceği şimdi herhalde daha iyi anlaşılmıştır. AKP siyasi iktidarının tarihsel hatalar içindeki gidişatı, “kendi siyasasına göre bir anayasa arayışı”nın kapısını açmanın ne demek olduğu zamanla daha iyi anlaşılacaktır. “…Ben seçildim güç bendedir, anayasal kurumlar yoktur, ben varım, dilediğimi yaparım…” hatalı siyasi anlayışındaki siyasi iktidar, zaten mevcut anayasanın “kendi siyasasına uymayan bölümlerini de “tasfiye etmekle meşguldür.
11- MİLLİK ADINA NE VARSA…
Siyasi iktidar, “millilik, millicilik, milliyetçilik” adına ne varsa zaten tasfiye etmektedir. 1- Milli tarımın üzerine şal örtülmüştür. 2- Milli endüstri yok edilmektedir. 3- Milli eğitim ortadan kaldırılmakta yerine “tarikatsal kuruluşların eline geçen bir sistem yerine oturtulmaktadır. 4- Milli devlet, ulus devlet esası, üniter yapı esası üzerinde de siyaset yapılmaktadır.
Hatırlayınız: AKP siyasi iktidarı yerel yönetimlerle ilgili bir kanun çıkarmıştı. Zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Sezer söz konusu kanunu “Anayasa’da olmayan idare şekli getiriliyor” gerekçesi ile veto etmişti. 5- Şimdi artık bütün milli stratejik kuruluşlar enerjiden tutunuz da yollara kadar yabancılaştırılmak tehdidi altındadır. 6- Brüksel ve Washinton’un talepleri doğrultusunda tarihsel hatalarla geçmişteki “kapitülasyonlar” sanki ihya edilmektedir.
12- ANLAMLI DAVRANIŞLAR…
Göz altına alınmalar sırasında bazı ekranlarda ahkam kesmeye, şenlik davulları çalmaya başlayan kimileri, Türk ordusu’na önemli katkılar yapmış olan emekli komutanların lojmanlardan gözaltına alınmalarını söylerlerken
“yüzlerindeki mimikler” bazı şeyleri anlatmıştır. Meslekdaşımızın birisine kelepçe takılması, bir diğerinin kollarına girilerek götürülmesi de onların dilinde hiç yoktur. Hele birisi vardır ki, ekranda Gladio’dan başlamış, İtalya’daki örneklerden çıkıvermiştir. 13- İDDİA VE SAVUNMA…
Şimdi bakalım iddianame ne diyecektir.? Tabii onun karşısında savunmalar da yapılacaktır. Fakat, bu arada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesi önündeki iddialarını açıklaması da gözaltına alınmalar nedeni ile ikinci planda kalmıştır. Halbuki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Anayasa Mahkemesi önünde de önemli açıklamalar yapmıştır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.