SABAHATTİN İSMAİL - Hristofyas′ın, 3. kez “hallettiği” Talat, Kıbrıs Türk Halkını temsil etmemektedir
Temmuz 04, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Adının önündeki “KKTC Cumhurbaşkanı” sıfatını, KKTC′yi ve egemenliğimizi yok etmek için istismar eden Mehmet Ali Talat′ın, Rum yönetimi lideri Hrsitofyas ile 1 Temmuz′da yaptığı görüşmede bir kez daha geri adım attığı herkesin kabul ettiği bir gerçektir…Hristofyas′ın gündeme getireceği konular ve talepler günler önce açıklanmıştı:
- İki taraf aynı dili konuşmuyor, taraflar, yapılan iki anlaşmaya karşın hala ortak bir vizyona sahip değil, dolayısı ile çözüme ilişkin olarak 21 Mart ve 23 Mayıs′ta belirlenen ortak vizyonun netleştirilmesi gerekmektedir…Bu amaçla Talat, daha önce kabul ettiklerine ek olarak, TEK EGEMENLİK VE TEK VATANDAŞLIĞI da kabul ettiğini yazılı olarak açıklamalıdır…
- Çalışma guruplarında ilerleme sağlanmıyor, kapsamlı müzakerelere başlamak için ilerleme olması gerekmektedir…Bu amaçla Türk tarafı temsilcilerine, özlü konularda müzakere yapma yetkisi vermeli ve guruplarla komitelerin görev süresi uzatılmalıdır…Şimdiki durumda görüşmeler Türk tarafının istediği gibi hemen başlayamaz…
ORTAK AÇIKLAMA NE DİYOR?
- 23 Mayıs görüşmesi 3.5 saat sürmüştü…1 Temmuz görüşmesi ise 4.5 saat…Bu süre sonunda BM Genel Sekreteri′nin Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun tarafından, Talat-Hristofyas′ın da katılımıyla ortak açıklama yapıldı.
Ortak açıklamada, ” Talat ve Hristofyas′ın TEK EGEMENLİK VE TEK VATANDAŞLIK konusunda prensipte anlaştıkları ve müzakere sürecinde bunun nasıl uygulanacağını görüşecekleri” belirtildi…
Elbette burada sözü edilen tek egemenlik, Rumların işgalindeki mevcut yasadışı Rum devletinin egemenliğidir, sözü edilen vatandaşlık da aynı şekilde mevcut yasadışı Rum devletinin vatandaşlığıdır…Çünkü Talat′ın 23 Mayıs′ta kabul ettiği BM kararlarının öngördüğü budur…Bu kararların tümünde “Kıbrıs Cumhuriyeti′nin Anayasasının değiştirilerek federal bir yapıya kavuşturulması ve tek devlete, tek Halka, tek egemenliğe, tek kimliğe, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete dayalı iki bölgeli-iki toplumlu bir federasyonla adanın yeniden birleştirilmesi” öngörülmektedir…
Nitekim, 1 Temmuz′da yapılan ortak açıklama Talat′ın bu teslimiyetçiliğini yeniden teyit etmiştir…Orta açıklamada ilk anda görülen Hristofyas′ın, 3. kez istediklerini elde ettiği ve Rum Ulusal Konseyi tarafından belirlenen Milli çizgilerini Talat′a kabul ettirdiğidir…Bu bağlamda;
1- Talat, 21 Mart′tan bu yana yaptığı tüm açıklamalarda yüzyüze kapsamlı görüşmelerin Haziran sonunda başlayacağını söylerken, yapılan ortak açıklamada böyle bir karara yer verilmemiş ve görüşmeler için herhangi bir tarih yine belirlenmemiştir…Bir başka deyişle Hristofyas′a istediğini vermiş, ancak kendisi hiçbir isteğini elde edememiştir…
2- Talat, son Ankara zirvesinden bu yana çıktığı her platformda, verdiği her demeçte, çözüm hedefinin “iki egemen devlete-iki halka dayalı (bakir doğumla oluşacak) yeni bir ortaklık devleti” olduğunu söylemiştir…Nitekim 21 Nisan tarihli MGK kararında da bu hedef net şekilde ortaya konmuştu.
Ne ki, Zerihoun tarafından yapılan ortak açıklamada bu hedeften de hiç söz edilmemiştir. Tam aksi, TEK EGEMENLİK VE TEK VATANDAŞLIK konusunu kabul etmekle Talat, şu kırmızı çizgilerimizden vazgeçmiştir:
1- İKİ DEVLETLİLİK İLKESİ
Talat, TEK EGEMENLİĞİ VE TEK VATANDAŞLIĞI kabul etmekle adada tek meşru devlet olduğunu ve bunun da mevcut yasadışı Rum devleti olduğunu kabul etmiştir…Talat eğer gerçekten değişik konuşmalarında iddia ettiği gibi adada iki devlet bulunduğunu ve KKTC′nin Rum devletinden daha meşru olduğunu kabul etseydi, iki ayrı egemenliğin ve iki ayrı vatandaşlığın olduğunu kabul etmiş, bu nedenle de iki devletli çözümü savunduğunu kanıtlamış olacaktı…
2- İKİ HALKLILIK İLKESİ
Talat, TEK EGEMENLİĞİ ve TEK VATANDAŞLIĞI kabul etmekle adada TEK BİR HALKIN bulunduğunu da kabul etmiş olmaktadır…Eğer adada İKİ HALK bulunduğunu kabul etmiş ve İKİ HALKA dayalı bir çözümü savunmuş olsaydı, o zaman iki ayrı egemenliği ve iki ayrı vatandaşlığı savunması gerekecekti…Çünkü her Halkın ayrı egemenliği vardır ve tek egemenlik tek Halkın, çift egemenlik 2 Halkın varlığı demektir
3-YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ
Talat, TEK EGEMENLİĞİ, TEK VATANDAŞLIĞI, TEK HALKI kabul etmekle YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ kurulmasını da reddetmiş ve mevcut yasadışı Rum devletinin devamını savunmuş olmaktadır…Adada tek egemenlik, tek Halk, tek vatandaşlık olduğuna göre, yeni bir ortaklık devletine de gerek yoktur… Eğer adada iki Halk olduğunu kabul etseydi, o zaman bu iki Halk ve devletleri YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ kurabilecekti…Böyle bir şey olmadığını kabul ettiğine göre yeni ortaklık devletini Hangi iki devlet ve iki Halk kuracaktır?
4- BAKİR DOĞUM
Talat, mevcut yasadışı “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin tek egemenliğini, tek Halkı, tek vatandaşlığını kabul ettiğine göre, savunduğunu iddia ettiği bakir doğumdan da vazgeçmiş demektir…Bakir doğum için iki devlet ve iki Halk gerektiğine ve Talat da tek Halkı, tek devleti, tek vatandaşlığı kabul ettiğine göre, bundan başka bir anlam çıkması olası mı?
Bir başka deyişle Talat, kabul ettiği tek yanlı BM kararlarının da öngördüğü gibi, tek devlet, tek Halk, tek vatandaşlık, tek temsiliyet, tek egemenlik, tek kimlik talep eden Rum Ulusal Konseyi kararlarını kabul etmiştir… MGK kararlarını bir kez daha çiğnemiştir….Bir başka deyişle Hristofyas 3. kez ” TALAT′I HALLETMİŞTİR”
HALK REDDETMELİ
Talat, bunu yaparken, Kıbrıs Türk Halkının anketlerde ortaya çıkan iradesini yok saymıştır, çiğnemiştir…Bu durumda Halkımızın, Talat ile Hristofyas′ın ortaya koyduğu vizyonu REDDETME HAKKI doğmuştur…
KKTC′ye sahip çıkan, “iki egemen devlete, iki egemen Halka dayalı yeni bir ortaklığı” savunan tek egemenliği, tek self-determinasyon hakkını ve tek vatandaşlığı reddeden UBP-DP ve tüm ulusal örgütler, bu konuda hemen ayağa kalkmalı, ” BM kararlarının öngördüğü tek devlete, tek Halka, tek egemenliğe, tek kimliğe, tek temsiliyete dayalı birleşik federal Kıbrıs” vizyonunu reddettiklerini duyurmalıdır…İlaveten, Talat′ın Halk iradesini temsil ettiği iddiasını, Cumhurbaşkanlığını ve görüşmeciliğini tanımadıklarını ilan etmelidir…
Aksi halde bundan sonra arkası çorap söküğü gibi gelecektir…
Vizyonu, BM kararlarında öngörülen ve Rumların istediği olan tek devlete, tek Halka, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete, tek egemenliğe, tek kimliğe dayalı birleşik federal Kıbrıs olduğuna göre, Hristofyas′la birlikte altını süratle dolduracaktır…
Bu noktada ulusal güçler birlik olup ayağa kalkmazsa ve Kıbrıs Türk Halkı eğer yeniden yalanlara aldanıp büyük bir yanlış yapacaksa, Kıbrıs davası, 10-15 yıl içinde, 2. bir Girit akıbeti ile noktalanacaktır…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.