İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Öztin Akgüç - Yüksek Faizin Etkileri

Temmuz 04, 2008 - ÖZTİN AKGÜÇ

Sayın RTEnin “Yüksek faiz enflasyonu körüklüyor” savı, yüksek faizin ekonomik etkilerini yeniden gündeme getirdi. Sayın RTE’nin bu konudaki savı, klasik iktisat öğretisine ters düşmektedir. Yüksek faiz, enflasyonu körükleyici değil, enflasyonist baskıyı hafifletici bir önlem, bir politikadır.

Klasik iktisat öğretisine, modeline göre, bir ekonomide iç tasarruflar ve yatırımlar, faizin fonksiyonudur. Faiz esnekliği, özellikle kapalı bir ekonomide tasarruf, yatırım dengesini sağlar. Ekonomide talep itici bir enflasyonist baskı varsa, faizlerin yükselmesi iç tasarrufları arttırır, buna karşı yatırım talebini kısar. Talebin kısalması ile enflasyonist baskıyı azaltır. Ekonomik aktörlerin, tüketim, tasarruf ve yatırım kararlarında, faiz ne ölçüde belirleyici bir etkendir? Gerçekten bir ekonomide iç tasarruf ve yatırım hacmini belirleyen faiz haddi midir? Klasik iktisadın çoğu varsayımı gibi, faiz haddinin tasarruf ve yatırım hacmini belirleyici oluşu, gerçeği yansıtmamaktadır. Faizler yükseldi diye ekonomik aktörlerin daha fazla tasarruf ettikleri, buna karşı gerçek anlamda yatırımlarını kıstıkları gözlenmemektedir. Gelir, gelirin sürekliliği, beklentiler, servet etkisi, bir ekonomide tüketimi belirleyici başlıca değişkenler olmaktadır. Yine beklentiler, üretimde kapasite sınırlarına yaklaşılması, rekabet, pazar payının korunması gibi güdüler de yatırım kararları üzerinde faizden daha fazla etkili olmaktadır.

Bu köşede sık sık yinelendiği gibi ekonomik anlamda yatırım, yeni makine tesisat (döşem), teçhizat alımı, yeni inşaat, bina yapımı, yol, okul, liman, baraj, hastane gibi altyapı yatırımlarıdır.

Hisse senedi, bono, tahvil gibi menkul kıymet alımı yatırım olmadığı gibi, arsa, arazi alımı, mevcut bina hatta mevcut tesis, fabrika alınması da yatırım değildir. Yatırım kavramı da yanıltıcı, aldatıcı biçimde kullanılmaktadır. Ekonomik açıdan yatırım harcamaları, üretim kapasitesini arttıran harcamalardır.

Faizin para piyasası üzerine etkisinden de söz edilebilir. Yüksek faiz, kişilerin yanlarında, kasalarında atıl olarak tuttukları para miktarını azaltır. Yüksek faiz, atıl, kasada, yastık altında para tutmanın alternatif maliyeti yüksektir. Kişiler atıl para tutmakla daha büyük tutarda gelir kaybına uğramaya başladıklarından birikim sahipleri daha çok faiz geliri getiren tahvil, bono, vadeli mevduat gibi araçlara yönelirler.

Günümüzde ekonomiler dışa açıktır. Sermaye hareketleri serbesttir. Bu bağlamda faizin ülkeler arası sermaye hareketleri üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. Özellikle ulusal paraların faiz farklılığı sıcak para hareketleri üzerinde etkili olmaktadır. Yüksek faiz ülkeye sıcak para çekmektedir, sıcak para girişi, dalgalı kurun düzeltici, dengeleyici etkisini ortadan kaldırmakta, döviz kurlarının yükselmesini engellemekte, ekonomide likidite genişlemesi yaratmaktadır. Cari işlemler açığı, açığın sıcak para ile fonlanması, ilk aşamada enflasyonist baskıyı hafifletici, hatta ortadan kaldırıcı bir etki yapar. Ülkede toplam mal ve hizmet arzı artar, ülke ürettiğinden çok daha fazla tüketmeye başlar; ülkede iç tasarruf yatırım dengesizliği, dış tasarruflarla dengelenir. Bu açıdan bakıldığında kısa vadede yüksek faizin enflasyonu körüklemediği, tersine enflasyonist baskıyı hafiflettiği söylenir. Ancak böyle bir politikanın sürgit sürmesi beklenemez. Sorunlar çözülmemekte, daha da ağırlaştırılarak ertelenmektedir.

Bu tür günü kurtarma, benden sonra tufan, sorumluluğu geleceğe yıkma politikasının maliyetini toplumumuz gelecekte daha ağır biçimde ödeyecektir.

Öztin Akgüç

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS