Hüseyin MÜMTAZ - CHUWALLAYAN İTTİFAK
Temmuz 04, 2008 - HÜSEYİN MÜMTAZ, İLK KURŞUN
Bu yıl 4 Temmuz’u erken “kutlamaya” başladık.
Digitürk’te 1 Temmuz günü “Annapolis”i seyrettik, 4 Temmuz’da da “Salon”larda “Atalarımızın Bayrakları” ve “Iwo Jima’dan Mektuplar”..
Hepsinde de askerlik, bayrak, vatan ve “namus” ön planda..
Ama Amerikan askerliği, bayrağı, vatanı ve görev namusu..
4 Temmuz günü Kavaklıdere ve İstinye’deki “misyon”larda bandolu, havai fişekli görkemli gösterilerin, kabullerin, katılımların yapılacağını düşünüyorum..
4 Temmuz, Amerikan Bağımsızlık bayramıdır ey okur..
Amerika Birleşik Devletleri 4 Temmuz 1776’da “bağımsızlığını” ilan etmiştir.
1776’da biz; o zamana kadar kurmuş olduğumuz 16’ıncı devletin “gerileme” dönemini yaşıyorduk..
Bir vay, iki vay, üç vay…
Desem vay,demesem vay..
4 Temmuz tarihi; 2002 Temmuz’undaki Chuwall’dan bu yana kalbimde bir ince sızıdır..
Derin bir yaradır..
Asla kapanmayacak olan..
Candemir Sarı soruyor, “Asker olmak mı zor, yazar olmak mı?”
Asker olmak kolay Candemir; bir askerin, böyle durumlarda Mustafa Kemal Paşa’nın önerdiği gibi iki yol vardır önünde..
İlki; “Ya İstiklâl”dir…
İkincisi de Albay Reşat Çiğiltepe veya Binbaşı Süleyman Askerî türü bir “varoluş felsefesi”dir.
Ve yine böyle durumlarda yazar olmak daha zordur..
Ben yazar değil, kendimi daha çok eski deyimle “vakanüvist” olarak görüyorum..
Yaşadığım zaman diliminde tanıklık ettiğim olayları not edip sonraki nesillere sağlıklı olarak aktarmayı hedefliyorum.
Tarihe not düşüyorum..
Zorluk da burada başlıyor.. “Doğru” gözlemleyebilmek, “doğru” aktarabilmek..
Yazarlık zor zenaat.. Masal anlatmıyoruz..
İşte bunun için;
Bir vay, iki vay, üç vay…
Desem vay,demesem vay..
4 Temmuz tarihi; 2002 Temmuz’undaki Chuwall’dan bu yana kalbimde bir ince sızıdır..
Derin bir yaradır..
Asla kapanmayacak olan..
22.06.2008 tarihli Cumhuriyet’te Bahadır Selim Dilek imzalı şöyle bir haber vardı.
“ABD’den itiraf gibi rapor - Kendi değerlerini Türkiye’ye benimsetmek için çeşitli kesimlere mensup 37 lider adayı yetiştirmiş”
”Özgürlük ve Demokrasiyi Geliştiren Ülkeler Raporu, ABD’nin Türkiye’deki faaliyetlerini tek tek sıralıyor. Raporda, -Türkiye’de ihtiyaç duyulan yasal reformları vurgulayacak liberal değerleri desteklemek açısından Amerikan değerlerini yansıtan bir kamu diplomasisi zaruridir- vurgusu yapılıyor. ABD’nin sadece 2007 yılında Türkiye’den çeşitli kesimlere mensup 37 kişiyi -lider adayı- olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu bilginin yer aldığı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2008 tarihli Özgürlük ve Demokrasiyi Geliştiren Ülkeler Raporu’nda ayrıca Washinton yönetiminin kendi değerlerini Türkiye’ye benimsetmek için yürütmekte olduğu faaliyetler de tek tek sıralandı. Raporda, ABD’nin Türkiye’de yürüttüğü çalışmalar -Amerikalı konuşmacıların katıldığı etkinlikler, değişim programları, büyükelçilik personeli ya da ülkeyi ziyaret eden Amerikalı yetkililerin verdiği demeçler ile elçilik Bilgi Kaynak Merkezi aracılığıyla verilen doğru bilgi kaynakları- şeklinde sıralandı. Raporda, -ABD, vatandaşların eğitimi, halka dayalı eylemcilik ve çeşitliliğin yönetimi gibi konularda Uluslararası Ziyaretçi Liderlik Değişim Programı’nı finans etmektedir. Hukukun üstünlüğünü desteklemek ve yargının modern ve tarafsız olmasını sağlamak için yapılan çalışmalara yardımcı olmak amacıyla büyükelçilik, çok sayıda yasa koyucu, yerel siyasi lider, hâkim, adliye görevlisi, gazeteci, akademisyen ve STK görevlisinin bu programa katılmasını sağlamıştır. 2007 yılında 37 Türk, bu programlara katılarak ABD’ye gitmiştir ve Amerikalı meslektaşlarıyla tanışarak, Amerika’nın siyasi, adli ve sosyal sistemlerinin yapısı ve işleyişini daha yakından incelemiş ve ABD’nin insan hakları ve demokrasi geliştirme çalışmalarını gözlemlemiştir- denildi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği yetkililerinin yürütmekte olduğu faaliyetler ise özetle şöyle anlatıldı: -Büyükelçilik görevlileri ülke içinde seyahat etmektedir. Görevliler, Amerikan politikaları ve değerlerini açıklamak ve Türk-Amerikan ortak menfaatlerini vurgulamak üzere konferanslara, seminerlere ve programlara katılır. İfade ve din özgürlüklerinin artması ve çeşitliliğe daha fazla hoşgörü gösterilmesi için büyükelçilik çalışanları, bazen de uygun olduğunda AB’li meslektaşlarıyla ortak çağrıda bulunurlar. Basın özgürlüğü ve sorumluluğunu desteklemek üzere, medyanın her kesiminden gazeteci, gazetecilik, ABD siyasi sistemi, dış politikası ve insan hakları meseleleri ile ilgili düzenlenen ziyaretçi programlarına katılmıştır”.
Bu resmî bir rapordur kıymetli okuyucu ve halen yalanlanmamıştır zaten resmi olduğuna göre yalanlanmasına da gerek ve lüzum yoktur.
2002’deki CHUWALL’ın, 2008’de CHUWALLS olduğunu görüyor musunuz?
Yukarıdaki raporda geçen “Türk-Amerikan ortak menfaatleri”nin ne olduğunu da Rice bir başka gün açıklıyor..
“Eğer Türkiye’ye AB’ye katılma konusunda adil bir şans verilmezse hem Avrupa hem de ABD bedelini ödeyecektir” diyor, “muğlak” kalan konuları da bir başka gün bakan yardımcısı Matt Bryza hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde anlatıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ve Avrasya ilişkilerinden sorumlu Bakan Yardımcısı Matthew Bryza, “The Washington Institute” tarafından düzenlenen 9′uncu Turgut Özal Konferansı’nda yaptığı konuşmada “AB’nin müzakereleri durdurmasının ABD’nin çıkarlarına zarar vereceğini” söylüyor..
Demek ki birinci ve ikinci ağızdan öğrendiğimiz göre Türkiye-AB ilişkilerinin durması, “Amerikan çıkarlarına” ters imiş.
Ve Amerika “ortak menfaatler” uğruna ve “Kendi değerlerini Türkiye’ye benimsetmek için çeşitli kesimlere mensup 37 lider adayı yetiştirmiş”..
Halimi kimlere anlatsam?
Kimlere desem? Neler desem?
“Bir vay, iki vay, üç vay…
Desem vay,demesem vay..” ( *)


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.