Cüneyt Arcayürek - Amaç
Temmuz 04, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Savcılık müjdeledi. Bir yıl sonra nihayet Ergenekon terör örgütü adını taşıyan iddianamenin yazımı tamamlanmış.
Kamuoyu aylardır sözlü, yazılı türlü çeşit varsayımlarla, söylentilerle çalkalanıyor.
Ergenekon davasının altında ve ardında başka hedefler olduğunu yadsıyana rastlamak olanaksız.
Bir yanda İstanbul’un Ümraniye ilçesinde bir evde bulunan üç-beş el bombası veya silahla darbe yapmaya hazırlanan bir çetenin varlığından söz edenler… diğer yanda laik Cumhuriyeti koruyup kollamayı görev bilen, dinci kafaya karşı savaşım veren sivil, emekli asker muhaliflerini “bertaraf” etmek isteğini her fırsatta gün ışığına çıkaran bir iktidar…2004 yılında -ne kadarı doğru veya yanlış bilinmeyen- ne yazık ki bir kuvvet komutanının darbe hazırlıklarını içerdiğini söylediği notlarla 2008 yılında kimi olaylar ve kişilerle bağlantı kurulması…
Hatta ve hatta iktidar sahiplerinin Ergenekon soruşturmasına mutlaka kimi orgenerallerin (askerin) bulaştırılmasını istediklerini içeren söylentiler…
Ergenekon soruşturması üzerinde parti grubunda geniş bilgi veren ve hatta bir türlü tamamlanamayan iddianameyle ilgili eleştirilerin yaygınlaştığı gün, daha kaç kişinin gözaltına alınacağını ve iddianamenin hazır olduğunu, söyleyen AKP’li bir başbakan…
Bunlara ek daha birçok yaygın yorum, söylentiden sonra:
Soruşturmanın sadece Ergenekon adında bir terör örgütünü amaçladığını gel de benim külahıma anlat!
***
Çoğu kesim bu soruya yanıt arıyor. Bu davanın amacı nedir?
Batı basınının yazdığı gibi, “Türkiye’de sistem çöküyor mu”? Ne yazık ki bu soruya Batı basını, ülkeyi çöküş noktasına getirenin AKP’nin son yıllardaki tutumu ve anlayışı olduğunu yazmıyor.
Laik sistem yerine İslami sistemi, şeriat düzenini getirmek mi amaçlanıyor?
İktidar bu davayı önümüzdeki süreçte yapmayı tasarladığı amaçlarına yol açacak yargısal bir mekanizma olarak mı görüyor?
Kamuoyuna yerleşen saptama gayet çarpıcı, bir bakıma soruları yanıtlıyor:
Yargı süreci; siyasal hesaplaşmanın ürünü, yargının siyasal bir projenin uygulayıcısı durumuna gelmesi ve getirilmesi!
2004 olaylarından çıkarak bugünleri değerlendirmekteki anlam nedir ve:
2004 yılında darbe yapılacağı duyumları aldıklarını ve önlendiğini söyleyen Dışişleri Bakanı, bugün Çankaya’da. Danıştay cinayetinin “iktidara karşı komplo” diye niteleyen Başbakanlık’ta; Ümraniye olayını “Bu olay daha büyüyecek, dikkat edin” diye yorumlayan Dışişleri Bakanı da Çankaya’da.
Öyleyse?.. Amaç yargısal olmaktan çok, siyasal!
***
TÜSİAD içeriyi ve dışarıyı sarsan son gözaltılardan sonra “demokrasi ve hukuka güvenin zedelenmemesi” gibi üstünkörü, bir şeyler söylemiş olmak için söylendiği izlenimi veren bir açıklama yapıyor.
Sivil toplum örgütleri hâlâ sessiz… ABD susuyor. Avrupa Birliği bir şeyler söylemek zorunda kaldı; “soruşturmada en yüksek uluslararası standartlara uyulmasını” istiyor.
AB büyükelçilikleri hükümetin emrinde bulunan güçlerin generalleri, aydınları, gazetecileri göz altına alırken uyguladıkları yöntemleri merkezlerine bildirmiyorlar mı acaba?
İlhan Selçuk’un, son olarak Mustafa Balbay’ın sabahın ilk saatlerinde evlerinin basılmasını, arama tarama sırasında evde yaşananları herhalde soruşturmanın uluslararası standartlara uygun biçimde yapıldığına bir örnek olarak görüyor ve değerlendiriyor olmalı ki… AB merkezi kargaların bile güleceği def-i bela kabilinden bu açıklamayı yapıyor.
İçimizdeki ve dışımızdaki herkes, TÜSİAD’lar, sivil toplum örgütleri… ABD ve AB… insanlığa aykırı bu davranışlara göz yumarak AKP’nin gizli amaçlarına malzeme taşıyor.
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.