İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Orhan Erinç - Gel de Gülme…

Temmuz 03, 2008 - ORHAN ERİNÇ

Yaşadığımız süreci At izi it izine karıştı diye niteleyen kim ise ağzına ya da kalemine sağlık.

Gerçekten de belki bir daha yaşanması zor bir süreçten geçiyoruz.

Hukukla siyasetin iç içe geçtiği, mantığın yok olduğu, anlama yeteneğinin körelmesine ramak kaldığı böylesine bir süreci toplumun ikinci kez kaldırmasını olanaklı görmediğim için bir daha yaşanmayacağını umuyor ve diliyorum.

***

Ülkenin yaratılan sorunlarına salt siyaset gözlüğüyle bakıldığı ve siyasetin de, demokrasi gibi amaçlara ulaşmanın bir aracı sayıldığı tartışmasız bir biçimde ortaya çıkıyor. Hukuk derseniz hak getire. Büyük bir çabayla hem var hem yok durumuna getirildi.

Bazıları için var, bazıları için yok. Bazı durumlarda var bazı durumlarda yok.

Adalet ve Kalkınma Partisinin (AKP) kamuoyunu oluşturma ve yönlendirme konusunda, yandaşları ile birlikte gösterdiği başarı yadsınamaz boyutlarda. Kendileri mi yönetiyor, yoksa bir yerlerden destek mi alıyor şimdilik bilemiyoruz. Herhalde bir gün gelecek onu da öğreneceğiz.

***

Yıllar önce şu fıkrayı yazmıştım:

Mahallenin ekâbiri bir ramazan günü iftar daveti yapmış.

Mahallenin ünlü sakarı da çağrılıymış. İftar yemeğinden sonra tütün ve kahve faslına gelmiş. Bizim sakar, o zamanlar sigara olmadığı için tütünün çubuklarla içildiği salona girmeden önce tuvalet ihtiyacı giderme zorunluğu duyduğundan grubun arkasında kalmış.

Salona girdiğinde çubuklar yakılmış, sohbet koyulaşmışmış. İlk adımda bir çubuğu kırmış, ondan kurtulayım derken bir başka çubuğu. Düştüğü sıkıntıyla birkaç çubuğu daha haklamış. Ev sahibi, sakarı düştüğü durumdan kurtarmak için, Şöyle buyrun diye yer göstermiş ama sakar aynı zamanda da pişkinmiş. Bir çubuk kaldı. Onu da kırayım otururum deyivermiş.

Galiba bizim iktidarın hesabı da o hesap. Atatürk Cumhuriyetinin kurumlarına yönelttiği girişimler ne kadar da fıkrayı anımsatıyor. Hatta giderayak, her şeyi de birlikte götüreyim der gibi.

***

Yurttaşların bir bölümü olup bitenleri gergin, tepkili ve suratı gerilmiş bir durumda izliyor.

Ama Allahtan insanı gülümsetme konusunda gösterilen çabalar da yok değil.

Şöyle biraz geriye giderek bugüne dönelim.

2002 seçimi öncesinde dokunulmazlık zırhının kaldırılması için ekranda söz verilmişti. Ama iktidar olunduğunda vazgeçildi. Gerekçesi de şöyle dillendirildi; yargıya güvenmiyoruz”.

Sonra çeşitli yargı kararları alındı.

İktidar, hoşlanmadığı kararlarıyargı darbesi, işine gelenleri de bağımsız yargının kararları diye niteleme alışkanlığını başlattı.

Ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkayanın kapatma davası geldi. Önce Yalçınkaya, ardından da davayı kabul eden Anayasa Mahkemesi hedef tahtasına konuldu.

İçerideki baskılar yetmiyormuş gibi Avrupa Birliği (AB) yetkililerine Eleştirin, hem de ağır olsun çağrıları yapıldı.

Bizimkileri kesmeyince Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi devreye sokuldu. AKPli parlamenterlerin aracılığı ile Avrupanın ilkeli kurumlarından biri olduğu sanılan kurum, Adalet ve Kalkınma Partisi Meclisine dönüştürüldü. Daha da vahimi AKPli parlamenterler Cumhuriyet tarihinde ilk kez yaşanan bir olayın kahramanları oldular. Anayasa Mahkemesine gözdağı vermeyi amaçlayan, partilerini aklayan, ama Türkiyeyi karalayan bir kararın kabulü yönünde oy kullandılar.

Henüz hangi suç iddiasına dayalı olduğu resmen bilinmeyen, sanıklarına da söylenmeyen Ergenekon soruşturmasında, önceki gün yeni gözaltılar gündeme geldi. Sevgili Balbayın da aralarında olduğu çoğu seçkin ve Atatürkçü kişiler gözaltına alındı. Doğal olarak görüşleri sorulanlar arasında AKPnin ileri gelenleri de vardı.

Yanıtları şöyle oldu:

Yargının tarafsızlığına, bağımsızlığına saygı gösterilmesi lazım.”

Gel de gülme.

***

Gözaltılar, Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma konusundaki girişimlere de yeni bir kapsam kazandırdı.

Başbakanın günler önce yemekte buluştuğu Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğa eski komutanların gözaltına alınacağını söylediğini ve olur aldığını yazıp söyleyerek TSKyi yıpratmak için yeni bir neden bulduklarını sandılar. Oysa yaptıkları, her şeyleri saydıkları Başbakana yönelik bir suçlamaydı. Tersinden okunduğunda Başbakan gözaltıları önceden biliyordu anlamına geliyordu.

Ne gariptir ki Başbakan da çıt çıkarmadı.

Orgeneral Başbuğun açıklamasının ardından açıklama yapmak zorunda kaldı.

Uzun sözün kısası acayip bir ülke olduk.

oerinc@cumhuriyet.com.tr

Orhan Erinç

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS