Cüneyt Arcayürek - İkiyüzlülük
Temmuz 03, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Hiçbir konuda, hiçbir sorunda bir söylediği bir söylediğini tutmayan, işlerine geldiğinde her konuda her sorunda yüz seksen derece dönüş yapabilen bir kadro yönetiyor Türkiye’yi.
Son gözaltı olaylarından sonra RTE ve bakanları hep bir ağızdan yargıya saygı çağrısında bulunan demeçler verdiler.
RTE ne dedi? Yargı görevini yapıyor. Uygulamalar soruşturma süreci içinde!
Adaleti temsil eden bakan açıklama yapamayacağını söylüyor, “Yargı bağımsızdır” diyor.
Ya, kapatma davasında AKP’nin sözlü savunmasını yapması beklenen Çiçek Cemil? Çok konuşan, bir iki cümleyle ifade edilebilecek bir görüşü tumturaklı yüz cümlede anlatmaya çalışan, yargı deyince mangalda kül bırakmayan Çiçek ise, yorum yapmak istemedi.
Hele parti büyüğü Mir Bey, yargının bağımsızlığına saygılı olunmaktan söz ediyordu.
Yargıyla ilgili kanılarını ne zaman söylediler?
AP haber ajansının dünyaya duyurduğu gibi, “iktidar partisi AKP’nin ateşli muhalifleri olarak bilinen isimlerin”gözaltına alındığı saatlerde.
***
İçlerinden geçenleri yüzlerine ve sözlerine yansıtmıyorlar. Son gözaltı olaylarından duydukları memnuniyeti içlerinde hapsediyor ve RTE güya tarafsız yargıya boyunları kıldan ince bir devlet adamı rolü sergiliyor.
Oysa başta RTE ve kadrosu, bir iki aydır kapatma davasını görmekte olan Anayasa Mahkemesi’ne ve genelde yargı organlarına ağızlarına gelen ağır hakaretleri iletişim organlarında, grup toplantılarında sıraladılar.
Yargının bağımsızlığını, saygınlığını unuttular; bugün kerhen övdükleri yargıya dün olmadık hakaretlerle saldırmayı sanat haline getirdiler.
Bu iktidar ikiyüzlü davranmayı meslek haline getirdi.
İki örnek verelim: Avrupa Birliği yıllardır TSK’yi hedef alan resmi açıklamalar yapar.
RTE ve kadrosu dış kaynaklı bu saldırılara tek bir gün yanıt vermek gereğini duymaz.
Kapatma davasının ortaya çıkmasından bu yana geçen sürede Avrupa Birliği sözcüleri yargı darbesi gibi yakıştırmalarla Anayasa Mahkemesi’ne saldırır.
RTE ve kadrosu tek bir gün olsun, dış kaynaklı saldırıları yanıtlamaz; yargının bağımsızlığını savunmayı aklını ucundan bile geçirmez.
Bu mudur, bunlar mıdır ulusalcılık, ülke severlik!
Ve RTE; soruşturma sonucu “karanlıkların aydınlığa çıkacağını” söylüyor.
Sevsinler; oysa, gözaltına aldıkları, ülkeyi karanlıklardan aydınlığa çıkarma savaşımı veren insanlar!
***
Medyamızdaki, ilim sanat âlemindeki isim ve fikir sahibi olduğuna toplumu inandıranlar nerede? Ara ki bulasın!
Gözaltına alınanlar üzerinde onca oyundan söz edildiği şu günlerde demokrasi, özgürlük, istikrar falan filan diye durmadan bildiriler yayımlayıp, hatta şuna buna ama herkese yol gösteren TÜSİAD gibi, sivil toplum örgütleri gibi kuruluşlar nerede?
Büyük gazetelerde köşeleri tutmuş, eli ağzı balda olan yazarlar ise Türkiye’de durmadan yargı darbesinden söz ederler. Orduyu karalamak için ellerinden geleni artlarına koyarak bağrışır dururlar.
Lakin bir sabah gazeteler “Fransa’dan orduya laiklik övgüsü – ‘bizden onay almadan onaylanamaz’ dayatması üzerine AB için kader belgesi Lizbon Anlaşması Alman Anayasa Mahkemesi engeline takıldı” haberleri üzerine bizim her vesile Batı’dan örnekler vererek, Batı dayatmalarına sahip çıkarak yazan, yorum yapan Batı yalakaları dut yemiş bülbül gibi. Orduya içten dıştan saldırılara karşı çıkmayanlar, Alman Anayasa Mahkemesi’nin kararını yargı darbesi diye nitelemeyenler sus pus!
Döneklik, ikiyüzlülük, satılmışlık, din ticareti, muhaliflerini yargı yoluyla susturmak, karşıtlarına her olanağı kullanarak gözdağı vermek… AKP iktidarı ile geldi yerleşti.
Tıpkı bir kene gibi…
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.