Ceyhun Balcı - ATATÜRK’Ü SEVMEK!
Temmuz 03, 2008 - CEYHUN BALCI
İşim gereği nöbetle haşır neşir olduğumu söyleyebilirim. Her ne kadar seyrek de olsa şaşırtıcı nöbetlerle karşılaşsam da genel olarak nöbetin önceden belirlenmiş yapısı olduğunu söylemek olasıdır.
Son günlerde gündemde bir kez daha yer tutan “Ergenekon” gözaltıları da bir tür nöbete dönüştürüldü.
İlk nöbetçi Ergün POYRAZ idi!
Onu izleyerek çok sayıda kişi nöbet turnikesine sokuldu. Hem de ansızın ve hazırlıksız olarak.
Emin GÜRSES, Sevgi ERENEROL, Ümit SAYIN, Doğu PERİNÇEK, İlhan SELÇUK, Kemal ALEMDAROĞLU…
Son olarak da, Mustafa BALBAY, Sinan AYGÜN, Ercüment OVALI, Erol MÜTERCİMLER, Şener ERUYGUR, Hurşit TOLON nöbete gönderilen adlar oldular.
Bir yıldır çok da belirli bir süre biçilemeyecek aralıklarla sürüyor nöbetler!
Anlaşıldığı kadarı ile konu ile doğrudan ilgisi olmayan kimi durumlar ve gelişmeler nöbetlerin zamanlamasını belirliyor.
Renkli kişiliği ile de kamuoyunca yakından tanınan Sinan AYGÜN içinde bulunduğu karmaşaya aldırmaksızın özetleyiverdi asıl nedeni : “ATATÜRK’ü SEVMEK!”
Aslında yaşanmakta olanlara şaşmamak gerekir! Neden mi?
Bir önceki “Ergenekon” dalgası sırasında da belirtildiği gibi ülkemizin önde gelen tehditlerinden biri olarak resmi belgelere geçirilmiş bir durum var : “ULUSALCILIK”
Bugünün Türkiye’sinde tek bir soruyla kamuoyu yoklaması yapılsa ve “Atatürk’ü seviyor musun?” sorusu sorulsa alınacak “Evet” yanıtının oranları “Humeynisever” yükselişe karşın hiç kuşkusuz oldukça yüksek çıkacaktır.
Elbette bu bir söylemin yansımasıdır! Söylemler her zaman eylemlerin güvencesi olamayacağına göre, günümüzde geçerli nitelemeyle “sözde” değil de “özde” Atatürk sevgisi öncelik almalıdır!
Bu bağlamda “ulusalcılık” özde “Atatürk sevgisi” olarak da nitelenebilir.
Dolayısı ile bugün yaşanmakta olan ve kimilerimiz için şaşırtıcı olan gelişmeleri şaşırtıcı bulmak ülkenin genel durumundan kopuk bir anlayışın da simgesi sayılmalıdır!
Devletin resmi belgelerine başat tehdit olarak girmiş olan “ulusalcılık” orada durduğu sürece birkaç gündür yaşanmakta olanlara şaşırmak da yakın gelecekte yaşanması olası durumları öngörmemek de asıl şaşılacak durum olmalıdır.
“Atatürk’ü sevmek” bir söylemdir, ancak ve ancak onu sevmenin gereği olan eylemle birleştiğinde anlam ve önem taşıyabilir!
Sinan AYGÜN’ün kaşla göz arasında dillendirdiği “Atatürk’ü sevmek” söylemini eylemle birleştirenler emniyet ve adliye nöbetine zorlanmaktalar. Hemen her yurttaşın karşısında “boynunun kıldan ince” olduğu yargı ulusal tehdit olarak da tanımlanan “ulusalcılık” için önde gelen bir savaşım aygıtı konumundadır artık!
Günümüzde “Atatürk’ü sevmek” söylemini eyleme dönüştürenlere ödetilen sıradan bir bedeldir yaşadıklarımız. Yaklaşık bir yıldır yoğunlukla yaşamakta olduklarımız gerçekte yarım yüzyılı aşkın bir süredir kurgulananların gözümüzün içine sokulurcasına tamama erdirilmesi olarak da algılanmalıdır!
Ayrıca, bugün ödenen bedeller geçen yüzyılın başında ülkeyi kurtaranların, kuranların ve devrim yapanların başına gelenlerle karşılaştırıldığında “hiç” kalır!
Bugün yaşanmakta olanlar bir bakıma onyıllara dayanan aymazlık, duyarsızlık ve ilgisizliğin de doğal sonucu sayılmalıdır!
Çelişik durumu yaratan bugün bedel ödeyenlerin aymaz, duyarsız ve ilgisiz olmamalarının yanı sıra tersine fazlasıyla duyarlı, ilgili ve dik duruşlu oluşlarıdır.
Yukarıda anılan çelişik durum sıranın asıl aymazlara, duyarsızlara ve ilgisizlere gelmeyeceğinin güvencesi değildir!
Nöbet sırası onlara da gelecektir!
Bu nöbetten kaçmak olanağı yoktur!
03.07.2008
Ceyhun Balcı
İlk Kurşun


Behiç Gürcihan’dan neden hiç bahsetmiyorsunuz?
Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.