İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Taylan Sorgun - Sanki “4 Ler Meclisi Yargılaması” - Brüksel, Washington, Sosyalist Enternasyonel- Saldırı Çemberi…

Temmuz 02, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

Türkiye sanki bir saldırı çemberine alınmıştır. Brüksel Komiserleri Türkiye’ye saldırmaktadırlar. CHP’nin üyesi bulunduğu “Sosyalist Enternasyonel” CHP’ye sadırır gibi gözükmektedir, ama, aslında Brüksel saldırısı ile ortaklık içindedir. Saldırıların özüne bakıldığı vakit görülen şudur: 1- Ulus, milli devlet, üniter yapı esasından vazgeçeceksiniz 2- “Kürt sorununu kabul edip Türkiye’nin bir coğrafi bölgesine özerlik tanıyacaksınız.” 3- Terör’ün siyasi kanadı ile masaya oturacaksınız. 4- Anayasa’daki “özelleştirmeyi” engelleyen maddeleri “Globalizme uymadığı için” değiştireceksiniz. 5- Kıbrıs’ta KKTC’nin egemenliğinden vazgeçeceksiniz. 6- Milliyetçilik sözünü ağzınıza almayacaksınız. 7- Kemalizmden, yani Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesinden vazgececeksiniz 8- Türkiye’nin çok dilli çok milletli olduğunu kabul edeceksiniz. Adamlar neredeyse siyasi partilerin tüzüklerini kendilerine göre düzenleyeceklerdir. Neredeyse siyasi partilere müfettiş göndereceklerdir. Neredeyse Anayasanız şudur diye yazıp vereceklerdir. 1- UTANMAK DA YOK…

Türkiye sanki “yeni emperyalizmin yeni bir saldırısı” ile karşı karşıyadır. Bir Brüksel Komiseri gelip, “Atatürk’ün fotoğraflarını duvardan indireceksiniz” diye kepazece konuşabilmektedir. Bir grup AB Komiseri Diyarbakır’a gittiklerinde en kepaze zihniyetleri ile “…Buraya Kürdistan davanıza yardımcı olmaya geldik…” diyebilmişlerdir. Bunların utanmaları da yoktur. Ama, “emperyalizm denilen müstemlekeci zihniyetin zaten utanması olur mu?” 2- ORDU VE YARGI…

Şimdi bu utanmazlıklarının yanına Türk Ordusu’na ve Türk Yüksek Yargısı’na da “saldırmayı” ilave edivermişlerdir. Çünkü, bu iki anayasal kurumun Cumhuriyet’in temel felsefesi onu kapsayan Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesi’ne sahip olduğunu görmektedirler. Akılları sıra bir “caydırıcılık” siyasetini uygulamaktadırlar, ama “nafile gayret” içindedirler.

3- MONDROS 10 LAR MECLİSİ…

Bunlar kendilerini, 30 Ekim 1918 günü Osmanlı İmparatorluğu’na imzalattırdıkları Mondros Teslimiyet Alaşması sonrasında sanmaktadırlar. Fakat, zihinleri tarumardır (Darmadağınık). Çünkü, Mondros ve Sevr’in Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ile tarihin çöplüğüne atıldığını bilmekte ve biraz da onun için hınçlanmaktadırlar. 4- O ZAMAN NE OLMUŞTU?…

Şimdi Dikkat: Mondros sonrasında Mustafa Kemal Paşa, Atatürk, Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlattığı vakit, İstanbul’da işbirlikçi Damat Ferit hükümeti iş başındaydı. Emperyalist işgalci devletler, yanı zamanın Düvel-i Muazzama’sı Haziran 1919′da Paris’te bir Sulh Konferansı toplamışlardır. Damat Ferit bir heyetle konferansa katılmıştır. Adı “Sulh Konferansı” idi, ama masanın üzerinde ki o harita Anadolu’nun parçlanması esasını taşımaktaydı. Bu konferansa “10 LAR MECLİSİ” denilmiştir.

5- 4 LER MECLİSİ…

“10 Lar Konferansı” daha sonra “4 Ler Meclisi” adını almıştır. Peki o 4 Ler Meclisi’nde kimler vardı? Şu isimler bulunuyordu: 1- Zamanın ABD Başkanı Wilson 2- Fransa Başvekili Clamenceau 3- İngiltere adına Lloyd George 4- İtalya adına İtalyan başvekili Orlando. Zamanın Yunanistan Başvekili Venizelos‘a da bir sandalye ayrılmıştı,ama Venizelos, o toplantıya “yenilmiş bile olsalar Türkler ile aynı masaya oturmam” diye katılmamıştı.

6- KONFERANS NE İSTEDİ?…

O Konferans Sevr’in ilk adımıdır. Doğu Anadolu’da Kürdistan, Büyük Ermenistan, öteki bölgeler Yunanistan, Fransa, İngiltere, İtalya bölgeleri. İşte ortada da sözüm ona bir Türk devletçiği. Peki başka neydi, Mondros’un ilk maddelerinden olan Türk Ordusu’nun terhisi, sadece az sayıdaki jandarma kuvveti Üstelik o kuvvet de kendi ordularının emrinde olacaktı. Yani hedeflerinden birisi de Türk Ordusu idi. Tabii bütün limanlar da onlara verilecekti. 4 Ler Meclisi sanki bir “yüksek mahkeme” halinde çalışmıştı.

7- ŞİMDİKİ ZAMAN…

Şimdiki zamana bakarsak ne görülecektir? 1- Dörtler Meclisi’nin devletleri, bugün Brüksel çatısı altındadırlar. 2- Washington o toplantıya dışardan katılmıştı. Şimdiki zamanda Brüksel siyasetlerini organize bir şekilde desteklemektedir. Peki şimdiki zamanda da bütün limanların özelleştirme yolu ile kendilerine geçmesini istemiyorlar mı? İstemektedirler. İşte siyasi iktidarın bugün en büyük tarihi hatası. Geçmiş tarihi dikkate almadan bu yoldaki özelleştirme siyasetidir. Halbuki o limanlar Kapitülasyon döneminde yabanıcıların ellerindeydi. Cumhuriyet bunların hepsini millileştirmişti. Ama şimdi tarihsel hatalarla özelleştirilmekte yani yabancılaştırılmaktadır. Bu sadece örneklerden birisidir.

8- ANAYASA ESASLARI…

Washington, Türkiye’ye “Uyduruk Ilımlı İslam siyasetini” yerleştirmeye çalışmaktadır. Mondros sonrası 4 Ler Meclisi‘ne katılmıştı. Brüksel artık iyice azmıştır. Neredeyse Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerinin de artık zamanın geçtiğini açıkça söyleyecektir. Sosyalist Enternasyonel’in siyaseti de aynı esasları neredeyse taşır hale gelmiştir. Washington ve Brüksel’in TCK’nın 301′inci madde değişikliği talebine “karşı çıkmak” hem Brüksel, hem Washington, hem de Sosyalist Enternasyonel için sanki suç sayılmaya başlanmıştır. Adamların kafalarına bakın siz. 9- SFORZA EFENDİCİLİĞİ…

Bazı tarihsel olayların zihinlere iyice yerleşmesi gerekmektedir. Onun için de bazı gelişmeleri “Firki takip esasları” içinde tekrarlamakta fayda vardır. Daha önce de belirtmiştim. Lozan’da ne olmuştur? Lozan’da Türk heyeti “Kapitülasyonları reddetmiştir.” O konferansta İtalya’yı temsil eden Kont Sforza şöyle demişti: “…Topraklarınızı kurtarmak için savaştığınızı anlarız, ama kapitülasyonları reddetmenizi kabul etmeyiz. Şimdi bunu reddediyorsunuz, fakat ileride iktisadi efendiniz yine biz olacağız…” 10- ŞİMDİKİ ZAMAN…

Zamanın mağlup Düvel-i Muazzaması’nın kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmemesi üzerine Mustafa Kemal, Lozan’daki heyete “müzakereleri kesin. Kapitülasyonların kaldırılmasını kabul ettirinceye kadar da müzakereler yapılmayacaktır” talimatını vermiştir. Nihayet Kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmişerdir. Peki şimdiki zamanda ne olmaktadır? Tarihsel siyasi hatalarla kapitülasyonlar sanki geri dönmektedir. Mesela tarihsel hata ile çıkarılan Yeni Vakıflar Kanunu. Mesela tarihsel hatalı limanların satılması. Mesela finansal yapının tam yabancılaşması. Mesela maden arama imtiyazları. Saymakla bitmez ki…

11- SANKİ YARGILIYORLAR…

Brüksel’in, Washington’un siyasetleri, Sosyalist Enternasyonel sanki “Türkiye’yi yargılamaktadırlar.” Öyle bir halleri vardırki, 1- Siyaseten, 2- İktisaden onların dedikleri yerine getirilecektir. Dahiliyette de Türk Ordusu’na ve Yüksek Türk yargısına karşı tam bir “merkezi” saldırı yaşanmaktadır.

12- İKTİSADİ TEHDİT…

Dayanmışlardır Türkiye’ye “sıcak parayı” onun üzerinden de bir iktisadi tahdit vardır. Üretmeyen, sadece tüketmeye başlamış bir Türkiye onların ve Devletlerarası Yüksek Sermaye’nin aradığıdır. Bulmuşlardır, 70 milyonluk giderek tüketici olmaya itilen bir ülkeyi bundan vazgeçerler mi? Tabii bizde de “millici tarım, millici iktisat” artık kimilerine göre geçersiz sayıldığı için oldukça mesafe almaktadırlar. İşte vaziyetler bu merkezdedir. Gerisine siz karar veriniz.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS