SABAHATTİN İSMAİL - 1 Temmuz Endişesi
Temmuz 02, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Mehmetali Talat, Annan Planı fiyaskosundan sonra, Rum liderlerle bugün 4. Kez görüşecek…
Önce Papadopulos′la 8 Temmuz 2006′da görüştü…
Sonra Hristofyas′la 21 Mart ve 23 Mayıs 2008′de görüştü…
Sanki Kıbrıs′ta bir barış anlaşması yapılamamasının, Annan Planının reddedilmesinin, “tek misyonumdur” dediği birleşik Kıbrıs′ın kurulamamasının veya kendi deyişiyle bir çözüme varılamamasının sorumlusu ve suçlusu kendisiymiş gibi, her görüşmede biraz daha geriledi, her görüşmede yeni bir taviz verdi…
Adeta bir suçluluk psikolojisi içinde ödün vere vere Annan Planından bile geriye gitti…
Oysa, Annan Planı′nın Rumlar tarafından reddedilmesinden sonra, kendilerinin üzerlerine düşeni yaptıklarını, bundan sonra adım atma sırasının Rumlarda olduğunu ve Rum Halkını da EVET çizgisine getirmek için çalışacaklarını, bunu da başaracaklarını, Türk Halkının EVET dediği Annan Planından daha geriye gitmelerinin söz konusu olmayacağını söyleyen kendisiydi…
Verdiği tüm diğer sözler gibi, bu sözü de boş çıktı…
PAPADOPULOS VE HRİSTOFYAS′LA GÖRÜŞMELERİ
8 Temmuz′da Papadopulos′la görüşmesinde, KKTC devletini, iki devlete ve iki Halka dayalı bir anlaşmayı ve eşit egemenliği terk etti… Hatta, kabul ettiği ve Türk halkına da binbir yalan dolanla kabul ettirdiği Annan Planını bile bir yana bıraktı, görüşmelere sıfırdan başlamayı ve her şeyi yeni baştan görüşmeyi kabul etti…Papadopulos′la bir olup, KKTC öncesinin hedefi olan “iki bölgeli-iki toplumlu federasyonu” hedef olarak benimsedi..
21 Mart′ta, aynı tutumu devam ettirerek, Hristofyas′ın istediği gibi, Annan Planının artık görüşme masasında olmadığını kabul etti ve daha önce reddetmesine karşın, sorunun özünü görüşecek çalışma gurupları oluşturmayı benimsedi…Güya bu guruplar ön hazırlık yapacak ve 3 ay içerisinde yüzyüze görüşmeler başlayacaktı…Hedef yine iki toplumlu-iki bölgeli federal birleşik Kıbrıs olacaktı…KKTC′yi savunmayı, iki egemen-eşit devlete ve iki eşit-egemen Halka dayalı bir anlaşma hedefini bir kez daha terk etti… Çünkü Hristofyas böyle istiyordu…
23 Mayıs ise Kıbrıs Türk Halkı açısından tam bir felaket oldu…
Talat, bu kez, hem yüzyüze görüşmelerin Hristofyas′ın istediği gibi ertelenmesini, hem de 40 yıldır Kıbrıs Türk Halkı ve Türkiye tarafından kabul edilmeyen, Rumlar istediği için gıyabımızda ve aleyhimize alınmış olan tüm tek yanlı BM kararlarını ve bu kararların öngördüğü şekilde tek uluslar arası kimliği ve tek temsiliyeti olan iki toplumlu ve iki bölgeli bir federasyonu kabul etti…Annan Planın′da dahi öngörülen ve sık sık tekrarladığı bakir doğum ve buna dayalı iki kurucu devletin oluşturacağı yeni bir ortaklık devleti hedefini de terk etti…
Çünkü BM kararların öngördüğü çözüm, 44 yıldır Rumlar tarafından işgal edilen ve bir Rum devletine dönüştürülen gayrı meşru Rum devletinin “Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla devamını, bu devletin Anayasasının değiştirilerek federal bir içeriğe kavuşturulmasını ve tek devlete, tek halka, tek egemenliğe, tek uluslar arası kimliğe, tek vatandaşlığa dayalı iki toplumlu iki bölgeli federal birleşik bir Kıbrıs′ın kurulmasını öngörüyor…
Böylece, varılacak çözümün ön çerçeve anlaşması niteliğindeki bu mutabakatta yer alan “Türk ve Rum kurucu devletleri” kavramının da aslında Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki egemenliği olmayan iki vilayet olacağı da ortaya çıktı…
Gerçi Halkı yanıltmak için orijinal metinde yer alan ve vilayet anlamına gelen “constituet state” ifadesi “kurucu devlet” olarak tercüme edilmişti ama, bunun, egemenliği olan kurucu devlet “founding state” olmadığı kısa süre içinde ortaya çıktı…
1 TEMMUZ ENDİŞESİ
Ve bugüne geldik…Bugün yapılacak görüşmede Talat, yüzyüze görüşmelerin bir an önce başlamasını ve 2008 sonuna kadar bir çözüme varılmasını isteyecek…
Hristofyas ise 8 Temmuz′da, 21 Mart ve 23 Mayıs′ta Rum tarafının elde ettiği kalıcı kazanımlara yenilerini eklemeyi hedefliyor…
Bu stratejisinin adını ise “çözüm hedefini, müzakere temelini ve belirsiz kalan kavramları netleştirmek, aynı ortak dili konuşmak” olarak koydu…
Bu bağlamda, daha önce Talat′a yazılı olarak kabul ettirip imzalattığı “tek devlet, tek uluslar arası kimlik, tek temsiliyet” kavramlarına bu kez “TEK EGEMENLİK VE TEK VATANDAŞLIK” kavramlarının da eklenmesini istiyor…
Bunların da eklenmesi ile ortaya çıkacak olan ve Rum milli hedefinden başka bir şey olmayan ortak hedefin çalışma guruplarına ortak vizyon olarak verilmesini, onların da Eylül ayına kadar çalışmalarını sürdürerek yüz yüze müzakerelerin ön hazırlığını yapmasını talep ediyor…Çalışma guruplarının şu ana kadar ilerleme sağlayamamasının nedeninin ortak vizyon eksikliği ve Türkiye′nin müdahaleleri olduğunu iddia ediyor…Bugün yapılacak görüşmede “tek egemenlik ve tek vatandaşlık” konusunu Talat′a kabul ettirirse, ABD, AB, İngiltere ve BM′nin de Türkiye′yi hizaya getirerek sözümona Talat′a müdahalelerine son vermesini istiyor…
Annan Planı sürecinde ve daha önceki 3 görüşmede Talat′ın Rum milli hedefleri karşısında sergilediği teslimiyetçiliği bilen Halkımızın ezici çoğunluğunun bugünkü görüşmeden endişe duyması doğaldır..
Çünkü Talat, yukarıda da belirttiğim gibi, girdiği her görüşmede, bastığımız sağlam zemini yok edecek yeni bir taviz vermiştir…
Çünkü bütün bu görüşmelere kırmızı çizgilerimizi belirlemeden gitmiştir…
Çünkü, KKTC′ye, egemenliğe, KKTC′nin bağımsız-egemen bir devlet olarak yaşamasına, iki egemen devlete-iki egemen halka dayalı bir anlaşmaya inanmamaktadır…Böyle milli bir vizyona sahip değildir…
“Herşeyi görüşmeye hazırım” diyerek, garantörlük , KKTC′nin egemen varlığı ve Kıbrıs Türk Halkının egemen eşitliği dahil herşeyin pazarlık konusu olduğunu söylemektedir…
Böylece yaptığı yemini bile çiğnemekten çekinmediğini ortaya koymaktadır…
Bu durumda Halkımız endişelenmekte haksız mıdır?
CYPRUS MAİL′in YAZDIĞI
Kaldı ki, geçtiğimiz hafta bir yayın yapan Güney′deki Cyprus Mail gazetesi, Talat′ın BM Temsilcisi Pascoe′ye, “tek egemenlik ve tek vatandaşlığı kabul ettiğini sözlü olarak belirttiğini, ancak Hristofyas′ın sözlü olmaz yazılı isterim dediğini ve 1 Temmuz′da bunu ortak açıklama şeklinde duyurmak istediğini” yazmıştır…
Talat, bunu şu ana kadar yalanlamazken, Rum görüşmeci Yakovu da AKEL yayın organı Haravgi gazetesine yaptığı açıklamada, “tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunun kolay olduğunu, esasen Türk tarafının bunları zaten kabul ettiğini” açıklamıştır…
Bunlara inanmamak için hiçbir neden yoktur…
Yoktur çünkü zaten Talat′ın 23 Mayıs Anlaşmasında kabul ettiği BM kararlarının tümünde “tek egemenlik ve tek vatandaşlık” vurgusu vardır…
Esasen, Talat, tüm BM kararlarını kabul ettikten sonra Hristofyas′ın ayrıca bir de “bunları tek tek telafuz ederek kabul et ve tek tek kayıt altına alalım” demesi, aslında Talat′ı aşağılamak, onu nasıl teslim aldığını Rum Halkına gösterip gururlanmak ve Türk Halkına gösterip teşhir etmek amacına yöneliktir…
Yoksa Talat bugün böyle bir ortak açıklamaya yanaşmasa bile, bizim açımızdan hiçbir önemi yoktur, çünkü zaten 44 yıldır kabul etmediğimiz BM kararlarını 23 Mayıs′ta kabul etmekle, “tek devlet, tek Halk, tek kimlik, tek temsiliyet” gibi, bu kararlarda öngörülen “tek egemenlik ve tek vatandaşlığı” da kabul etmiştir….
Zaten, federal birleşik Kıbrıs′ı kabul ettiği anda tek egemenlik ve tek vatandaşlığı da kabul etmiş olmaktadır, çünkü federal devletlerde bundan başkası olamaz…
Talat, eğer tek egemenlik ve tek vatandaşlığa karşı olsaydı, zaten federal birleşik Kıbrıs′ı değil, iki egemen devlete dayalı Konfederal birleşik Kıbrıs′ı savunması gerekirdi, ki kendisi, göğsünü gere gere bunun tam tersi olan “misyonum, Kıbrıs′ı federal bir şemsiye altında yeniden birleştirmektir” demektedir…
Sonuç olarak, bugünkü görüşmeden de, daha önceki görüşmeler gibi, Kıbrıs Türk Halkının hayrına hiçbirşey çıkmayacaktır…
Stratejisi, dış güçlerin isteklerini yerine getirmek, teslimiyet ve Hristofyas′a yalvarmak olan, misyonunu “federal birleşik Kıbrıs” olarak açıklayan, bu uğurda yeminini çiğnemekte bir an bile tereddüt etmeyen, kırmızı çizgisi olmayan, KKTC′ye, egemenliğe, KKTC′nin sonsuza dek bağımsız bir devlet olarak yaşamasına inanmayan, biri bu Halkın meşru hak ve çıkarlarını koruyamaz.
Bugünkü görüşme sonunda açıklanacak sonuç bu yazdıklarımın doğruluğunu yeniden kanıtlayacaktır….


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.