Hüsnü Mahalli - ABD, İran ve Türkiye
Temmuz 01, 2008 - AKŞAM, HÜSNÜ MAHALLİ
Geçen hafta bu köşede bölgedeki ilginç gelişmeleri özetleyerek her şeyin beklenildiği şekilde sonuçlanması durumunda sıranın İran’a geleceğini söylemiştim.
Yani Suriye-İsrail, İsrail-Hamas ve İsrail-Lübnan cephesinde İsrail ve ABD’nin planladıkları gerçekleşirse bu ikilinin İran’a saldırmasından söz ediliyor.
Bu konu ile ilgili olarak son günlerde çok haber ve yorum okuyoruz.
Son olarak İsrail’in Yunan hava sahasında İran’ı vurma tatbikatı yaptığı söylendi. Peşinden ABD Genelkurmay Başkanı Moulin, İsrail’e geldi. İsrail Genelkurmay Başkanı Eşkinazi ise temmuz sonu ABD’ye gidecek. İsrail Başbakanı Olmert ise bir yandan 1981 Irak nükleer tesislerini bombalayan Albay Afyam Sila ile görüşüyor, öbür yandan da İran’a yönelik planları ile ünlü MOSSAD Başkanı Meir Dagan’ın emekliliğini bir yıl erteliyordu.
Amerika ve İsrail yorumcularına bakılırsa İsrail ABD’nin de onayını alarak yıl sonundan önce ama 4 Kasım ABD seçimlerinden sonra İran’ı vurmayı planlıyor
Estirilen havaya bakılırsa İran’a yönelik bir saldırının yakın olduğu anlatılmak isteniyor.
Peki böyle bir saldırı olası mıdır?
İsrail’in her an bir çılgınlık olasılığı dışında bugün var olan koşullarda hayır.
Çünkü Suriye’yi İran’dan uzaklaştırmadan, Hamas ve Filistin direnişi bir vesile ile kontrol altına alınmadan ve Lübnan’daki Hizbullah’ın silahları elinden alınmadan bu mümkün değil.
Bir de Irak’taki Şiiler var.
Yani Irak’ın geleceği konusunda Şii hükümet ile anlaşamayan bir ABD hiçbir şekilde İran’a saldıramaz ve saldırması için de İsrail’e izin veremez. Çünkü İran genel olarak Irak’ta ve özel olarak Şiiler içinde çok etkili. Başka bir ifade ile başı Sünnilerle belada olan bir ABD İsrail ya da kendisinin İran’ı vurması durumda Şiilerin de kendisine karşı ayaklanacağını çok iyi bilir. Ayrıca İran, Irak içindeki yandaşlarını harekete geçirrek çok ciddi olarak ABD’nin başını ağırtabilir.
Peki her şeye rağmen İsrail, ABD‘li ya da ABD’siz olarak İran’ı vurursa ne olur?
1-İsrail; Irak hava sahasını kullanarak İran’ı vuracağı için İran da öncelikli olarak Irak’taki ABD hedeflerini vuracaktır.
2-İsrail saldırısına karşı İran, elindeki uzun menzilli füzleri kullanarak İsrail hedeflerini vuracaktır.
3-Bununla yetinmeyen İran; ABD’nin Körfez ülkelerindeki askeri üslerini vuracaktır. İstihbarat kaynakları İran’ın bir günde en az 30 bin füze fırlatabileceğini tahmin ediyor.
4-İran elindeki küçük ve çok hızlı botlarla ABD ve müttefiklerinin Körfez’deki savaş gemilerine yönelik intihar eylemlerinde bulunabilir ve onlara çok ciddi zarar verebilir.
5-İran ayrıca gerekirse Körfez ülkelerindeki petrol kuyularını havaya uçurabilir ve dünya petrolünün %60’nın karşılandığı Hürmüz Boğazı’nı kapatabilir. Petrol fiyatları hiç kuşkusuz 300 dolara fırlar ve savaşın uzaması ile dünya ciddi bir petrol krizi ile karşı karşıya kalabilir.
6-ABD istihbarat kaynakları İran Devrim Muhafızları ile bu örgüte bağlı olarak dünyanın her yerinde kullanılabilecek en az 30 bin kişinin beklemede olduğunu söylüyor. Başka bir ifade ile saldırıya uğrayan İran dünyanın dört yanındaki ABD ve İsrail çıkarlarına silahlı eylemler düzenleyecektir.
Dönelim bölgeye…
İran ile meşgul olacak bir İsrail doğal olarak Hamas ve benzeri Filistin gruplarının saldırıları ile karşı karşıya kalacaktır.
İran’ın doğal müttefiği olan Suriye ise işgal altındaki Golan bölgesini geri almak amacıyla harekete geçer ve ABD ile İsrail’i rahatsız edecek her türlü eylemin içinde olur.
Lübnan’daki Hizbullah ise herkesin korktuğu yegane güç olarak ön plana çıkacaktır.
Temmuz 2006’da İsrail’i yenen Hizbullah o günden sonra çok hızlı olarak silahlanmıştır. Çeşitli istihbarat raporlarına göre Hizbullah’ın elinde en az 30 bin füze bulunmaktadır. Bu füzlerin menzili ise 300 kilometreden fazla. Yani İsrail ve ABD tarafından vurulacak İran’ın intikamını Hizbullah alacaktır. Çünkü Hizbullah İsrail’e sınırdır ve istediğinde tüm İsrail kentlerini füzeleri ile vurabilir.
Hizbullah ayrıca ABD yandaşı Körfez ülkelerindeki Şii azınlıklar üzerinde de çok etkili ve gerektiğinde onları kışkırtabilir.
Böylece tüm bölge sonu gelmeyecek çok kanlı bir kargaşanın içine sürüklenmiş olur.
Sizce bu durumda; demokrat, laik ve ılımlı Müslüman olan, PKK sorununu çözememiş, asker-sivil, laik-İslamcı gerginliği ve çatışması yaşayan, ekonomik sıkıntıları hızla artan, pek yakında Anayasa Mahkemesi’nin AKP ile ilgili kararını bekleyen, bu ve diğer nedenlerle ABD ile AB’nin ilgi odağı olan bir Türkiye acaba ne yapmalıdır?


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.