Sabahattin ÖNKİBAR - AKP medyası TSK’ya Yunan ve diaspora medyasından daha alçakça saldırıyor!
Haziran 30, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR, YENİÇAĞ
Böyle bir rezillik mütareke yıllarında bile görülmedi.
Açın bakın arşivlere Ali Kemal alçağı bile bu kadarını yapmamıştı.
İngiliz ve Amerikan manda ya da himayesini kabul edelim diyenler bile bu kadar ileri gitmemişti.
Görevi bu ülke için ölmek olan ve bunu yüzyıllardır istisnasız her an kanıtlayan bir mübarek devlet kurumunu bu biçimde hedef almak gaflet ve delaletin çok çok ötesi bir şeydir..
Diyorlar ki Türk Silahlı Kuvvetleri Dağlıca’da kendine saldırılacağını bilmesine rağmen buna göz yumdu!
Şemdinli iddianamesiyle dediler ki Yaşar Büyükanıt çete (!) mensubudur!
Şimdi yine diyorlar ki ne olduğu hâlâ meçhul olan Ergenekon’un TSK içinde uzantıları var!
Dediler ki Başbakan’a suikast yapacak olan Atabeyler Çetesi’nin içinde subaylar var!
Şimdi yine diyorlar ki TSK içinde yasadışı aparatlar var!
Dediler ki Yaşar Büyükanıt’ın dedesi Yahudi ve mezarı İsrail’de (!)
Şimdi yine diyorlar ki İlker Başbuğ Paşa da Ağlama Duvarı’nda avuç açanlardan!
Dediler ki asker din düşmanı!
Şimdi yine diyorlar ki TSK’nın içinde Alevi cuntaları var!
Dediler ki asker AB’yi istemiyor!
Şimdi yine diyorlar ki asker sandığı, seçimi, milli iradeyi, yani demokrasiyi de istemiyor!
Evet bütün bu aşağılık itham ve saçmalıkların literatüre göre adı tartışmasız psikolojik harekâttır.
Amaç da Türkiye’de birliği, bütünlüğü, Cumhuriyeti, yani devleti ve onun geleceğini temsil eden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni sabote etmektir.
Yapılanlar ise bu sabotaja zemin yaratma, yani saha çalışmasıdır.
Halkın yüzde 90’ının sigortam ve nihai güvencem dediği Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını ve imajını yere sermek temel amaçlarıdır.
AKP medyasını Taraf’ından, Vakit’inden Sabah’ına kadar en keskininden en liberaline tamamını tarayın. Göreceğiniz bütün bu matbuatın böyle bir görevlendirmenin içinde olduklarıdır. Maalesef AKP matbuatı TSK’ya karşı Yunan ve hatta Ermeni diasporası yayın organlarının bile yapmadığı densizlikleri yapıyor.
Yapılanlar da yukarıda altını çizdiğimiz gibi somut bir projeye dayanıyor ve nihai hedef de rejimin sigortası olan TSK’yı çökertip Cumhuriyet’ten rövanş almaktır.
İyi de böyle bir gaye devleti yıkar mı dediniz!
Devlet onların umurunda değil ki!
Onlar için vatan sadece seccadenin serildiği yerdir!
Devletin adı Türkiye olmuş, Britanya olmuş, ABD olmuş umurlarında değil!
Benim korkum bu projenin arkasında içerde cemaatın dışındaki bazı unsurların da olması şeklindedir.
Öyle, çünkü AKP matbuatının kıblesini ve de ilahını biliyorum. Bu cenahta ona rağmen bir şey olamayacağına göre olanların iyi sorgulanması gerekiyor.
Bazıları pazarlık yapıyor diyebilir ama benim hükmüm onun ötesi olduğu, yani kendini güçlü gördüğü an rövanş için harekete geçtiği şeklindedir.
Peki bütün bunlara karşı olması gereken ne midir?
Asla ve kat’a maslahatcılık, durumu idare etme, günü kurtarma, bana ne’cilik değildir.
TSK ve dolayısı ile Türk devleti artık sırat köprüsündedir.
Askerin imaj olarak taaruza uğratıldığı ve dolaylı tasfiyesine kapı aralandığı vakıadır. Bunun için yapılması gereken risk alınarak TSK’yı ve de devleti kurtarmak olmalıdır.
Şu olursa bu olur gibi faraziyelere dalınırsa TSK’yı Yeniçeri’nin durumuna sokacaklardır haberiniz ola.
Mustafa Kemal risk almasa ve şöyle yapsak şu olur gibi tereddütler yaşasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti olmazdı.
Artık sözün bittiği yerdeyiz.
Ya AKP ve efradı tasfiye edilecek ya da TSK ve de Türkiye Cumhuriyeti…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.