İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Mümtaz Soysal - Ulusal Denizcilik

Haziran 30, 2008 - MÜMTAZ SOYSAL

YARIN 1 Temmuz, Denizcilik Bayramı.

Eskiden Kabotaj Bayramı denirdi. Kapitülasyonlar Lozanda kalkınca 1926 Nisanında çıkarılan 815 sayılı yasanın aynı yılın temmuzunda yürürlüğe girişi kutlanır o gün. Uzun süre bu adla anıldı bayram. Kabotaj sözcüğü Frenkçe diye değiştirildi sanırsınız. Galiba öyle değil. Alafranga Müslüman siyasilerimiz ABye tam üye olmak için kabotaj hakkını bırakmaya şimdiden yatkın olduklarını belirtmek amacıyla yapmışlardır bu değişikliği herhalde.

İspanyolca burun karşılığı cabodan gelen o Frenkçe sözcük, burundan buruna, yani kıyı boyunca ülke limanları arasında ve yalnız ulusal bandırayla yapılan deniz ticareti demek. Bizimkiler, ABye tam üye olur olmaz bu hakkın bütün ABlilerce kullanılabileceğini sandıkları için şimdiden paçaları sıvamışlardır; hatta üye olmadan, müzakere aşamasında da istenirse vermeye hazırdırlar. Bilmezler ki, ticaret denizciliği zaten güçlü olan Yunanistan, daha da güçlenip ulusal çıkarını sağlama almak için üyelikten sonra uzun süre bu hakkı korumuş ve ancak çok kârlı çıkacağına emin olunca bu hakkı paylaşmıştır.

Bugün, Güney Kıbrıs Rumlarıyla birlikte dünyanın en büyük ticaret filosu onların. Şimdi de, limanlarımızı Rumların petrol tankerlerine açtırma peşindeler.

Bütün bunların anımsanması ve düşünülmesi için, bayrama hiç değilse ulusal denizcilik bayramıdemek daha doğru olacaktır.

Ama bizim bir başka denizcilik bayramımız daha var: Kaptan-ı Deryalığa yükselen Barbaros Hayrettinin 1538deki Preveze zaferinin kutlandığı 27 Eylül bayramı. Ona da Ulusal Denizgücü Bayramı denmeli.

Bu, Deniz Kuvvetlerinin; öbürü, ticaret denizciliğinin bayramı.

Birlikte düşünülüp bir bütün oluşturması gereken iki tür denizcilik.

Bu açıdan bakınca, aslında bütün boyutlarıyla dünya çapında bir denizciliğin ve denizci yetiştirmenin öncü okulu sayılabilecek D. B. Deniz Nakliyatı AŞ gibi bir kamusal anonim şirketin çarçur edilmesine ve talana uğratılmasına seyirci kalmak da bahriye açısından affedilecek bir hata sayılmaz.

Şu sırada bir başka seyircilik, Tersane-i Âmireye uygulanan hoyratlık konusunda işleniyor galiba. Bahriyeliler sormaz mı: İstanbul Belediyesi, uzman tavsiyelerini beklemeden orada neyi, niçin, nasıl yıkıyor acaba?

O Haliç kıyısı, fethin ilk yıllarından beri Azapkapıdan Hasköye kadar, göz denen gemi yapım yerleriyle ve çarkçı tabir edilen ilk buharlı makine zabitlerinin yetiştirildiği Hendesehanesiyle, her çağın Osmanlı bahriyesine ve savaş gemisi yapımcılığına beşiklik etmiştir. Almanların Göbeni Çanakkaleden girip Yavuz adını alınca onların yanına verilen denizci Türk zabitleri arasında Tersane-i Âmireden yetişme Bahriye Kolağası bir Osman Muhtar da yok muydu? Halkı denizci yapmak, denizciliğin tarihine sahip çıkmakla başlar.

mumtazsoysal@gmail.com

Mümtaz Soysal

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS