İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Taylan Sorgun - TRT’de Çok Dillilik- Emperyalizm Ve “Çok Milletlilik”- 1912 Haziran’ı Siyaseti- TRT Kanun Değişikliği…

Haziran 27, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu. Adı budur. Ama şimdi bakalım ne olacaktır?Bu sorunun nedeni şudur: 1- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül AKP siyasi iktidarınca çıkarılan, TRT Kanunu’nda yapılan değişikliği onaylamıştır. 2- Haberlere ve kanundaki değişikliklere göre, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu artık, Kürtçe, Zazaca ve Arapça yayın da yapabilecektir. 3- TRT Genel Müdürü’ne kanun değişikliği ile verilen yetki de müdüre istediğini “kapı dışına koymak” yetkisi de tanınmıştır.

1- ÇOK DİLLİLİK…

Siyasi iktidarın bu kanun değişikliğinde “Brüksel”in etkisi olduğu da bir gerçektir. Çünkü, Brüksel, “Yerel dillerde yayın yapılmasını istemekteydi.” AKP siyasi iktidarı bunu yapmakla yeni bir tarihi hataya daha imzasını koymuştur. Tam da yerel seçimlere doğru gidilirken bu değişikliğin arkasından başka nedenlerin olduğu da açıktır. Şimdi tabii bu işlerin “devamı da” gelecektir.

2- “OTONOMLAR” TOPLULUĞU…

Hatırlamak gerekmektedir,: Avrupa Birliği Komiserleri ve o Komiserler’den Duff bir süre önce geldiği Ankara’da, Türkiye’nin milli devlet özelliği olmadığını” “otonom topluluklardan” meydana geldiğini iddia etmişlerdi, hele o Komiser Duff, saçma sapan sözleri arasında “…Atatürk’ün resminin duvardan indirilmesini” bile istemişti. Tabii bu “kepaze” bir talepdi. Hatta ve hatta o sıralarda “yerel siyasi etnik partilere izin verilmesi de” istenilmişti.

3- ÇOK MİLLETLİLİK…

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Kanunu’ndaki değişiklik, tarihsel hatası, “Türkiye’nin üniter yapısı yerine, çok milletlilik” itilişinin bir manivelası olarak kullanılacaktır. Zaten, ulu devlet, milli devlet, üniter devlet yapısı üzerinde “dış ve dahiliyetteki kimi merkezler” kendi tezgahlarında kendi bezlerini dokumaya başlamışlardır.

4- “ARAPÇI KÜLTÜR” OYUNU…

TRT dilerse kanunun kendisine verdiği yetki ile “Arapça yayın da” yapabilecektir. Arap asıllı olmak başkadır, ama” Arapçılık siyaseti ve kültür emperyalist hareketi” başkadır. Şimdi dikkat: Geçen günü de anlatmaya çalışmıştım. Bizim semtten iki genç kız geçiyordu. Birisi ötekisine şöyle seslendi: “…Kız arapça konuşsana hoca öyle demedi mi…?” Şimdi, bu hoca nerenin “hocası”dır. 5- FIRAT’IN SÖZLERİ…

Şimdi yine dikkat: AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın tarihsel hatalı ve tartışılan sözleri arasında, “bir gecede dil değişikliği, alfabe değişikliği” sözleri de vardı. Türkiye’nin bir coğrafi bölgesinde TRT’nin başka dillerde yayına başlaması, o coğrafi bölgenin üzerindeki “hariçteki merkez siyasetlerinin” manivelası da olacaktır. Türkçe’yi yaygınlaştırmak, doğru Türkçe konuşmasını öğretmek yerine “çok dillilik” acaba neyin ihtiyacıdır? 6- KÜLTÜR EMPERYALİZMİ…

Şimdi “Türkiye üzerinde değişik senaryolar yazılmakta” ve oynanmaktadır. Yeni emperyalizm Türkiye’yi 1- Çok milletli, 2- Çok dilli bir yapıya dönüştürmek istemekte, bunu da açıkça beyan etmektedirler. Bakın, neler olmaktadır? Mesela, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali neticesinde Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Beyoğlu’nın adı “İstiklal Caddesi” olmuştur. Ama, şimdi kimi kafalar o caddeyi “Pera” diye tanımlamak istemektedirler. Gidiniz belli yerlerdeki tabelalara bakınız, “Yabancılaştırmak” siyasetinin bütün unsurlarını görmek mümkündür. Yine bazı yerlere gidiniz, tabelalarda Türkçe’nin “arap sülüsüne benzer şekilde yazıldığı” görülecektir.

7- İKTİDAR TRT’Sİ Mİ?…

Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Bir gece TRT İkinci Kanalı’nda bir program vardı. Bir konuşmacı, Türk Ordusu’nu, Yargıyı ve daha neleri “meydanı boş bulmuş” gibi eleştirmekte kendi fikirlerini savurup durmaktaydı. Terör sorununu TRT’den “Kürt sorunu” olarak takdimi de işin öteki tarafı olmuştur. Şimdi bir başka tarafı daha ortaya çıkacaktır.

8- KOY KAPININ ÖNÜNE…

TRT’yi de, çalışanlarını da iyi bildiğimi iddia edebilirim. TRT’de çalışanların çoğu “mesleklerinin adamları”dır. Cumhuriyet esaslarına da bağlıdırlar. TRT’deki programlarda zaten “iktidar yanlısı” değişiklikleri göze çarpmaktadır. TRT çalışanlarının kaderi şimdi Genel Müdürün iki dudağı arasına bırakılmıştır. Verilen haberler öyledir. Siyasi iktidar zaten medyanın kısmı umumisine etkisini koymuştur. Bazı televizyonlardan, bazı gazetelere kadar, bazı gazete köşelerine kadar “taraftar etkinliği” mevcuttur. Şimdi de bakalım TRT’de neler “daha çok” yaşanmaya başlanacaktır.

9- SATILIR İSE ŞAŞMAYIN…

Bundan bir süre önce “…Canım TRT’de artık özelleştirilmelidir…” talepleri gelmeye başlamıştır. Bir süre önce bana gelen bir haber vardır. İki yabancı şirket TRT’yi satın almak istemektedir. Bunu tam doğrulatmak mümkün olmamıştır, ama, “böyle bir arzunun olmadığını söylemek” de mümkün değildir.

10- SAHİPSİZLİK ZAMANI…

Geçmişte etkin gazetecilik meslek kuruluşları vardı. Şimdi de vardır. Ama, geçmişteki etkinlikleri şimdi artık yoktur. Şimdiki o meslek kuruluşlarının başındakiler, yöneticileri, kızmasınlar, bu işleri iyi bildiğimi iddia edebilirim. Zaman, zaman meslekdaşımızla görüşürken söyledikleri şudur: “…Meslek kuruluşları birşeyler yapmak istemektedirler ama, eskisi gibi güçlü değiller…” Yani bir bakıma bir sahipsizlik zamanı yaşanmaktadır. meslek kuruşlularının o etkinlik zamanı galiba çook gerilerde kalmıştır. 11- 26 MART 1912 TARİHİ…

Şimdi dikkat: Türkiye’de çok dillilik siyaseti 1912 yılında da zamanın emperyalizminin siyasetlerinden birisi olmuştur. Seyyit Talip adında, Fransızlarla ilişkili bir “Arapçı” vardı. O sıralarda Arapça’nın okullarda okutulması, devletin birimlerinde kullanılması istenilmiştir. Zamanın emperyalizmi Osmanlı Devleti’ni dağıtmak için etnik faaliyetlere başlamıştır. Etnik kışkırtmacılık giderek önemli mesafeler almıştı. 12- PARİS. HAZİRAN 1913…

1913 yılının Haziran ayında, zamanın emperyalist devletlerinden Fransa’da Paris kentinde, gizli bir kongre toplanmıştır. Bu toplantıda “Ayrılıkçılık” siyasetinin nasıl olacağı tartışılmıştı. Bunun meyveleri de zaten Birinci Dünya Harbi’nde yaşanmıştır. Bazı Arap şeyhleri Fransız ve İngilizlerle vardıkları mutabakatla Türk Ordularını çöllerde arkadan vurmuşlardır. 13- DİL VE MİLLET…

Dil, “Milletleşmenin esaslarındandır” Dil üzerinde çok oynandığı vakit bunun getireceği neticeleri de iyi hesab etmek gerekmektedir. Şimdi tarihsel bir hata ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nda başlayacak olan “Çok dilliliğin ön adımı” bakalım nereye kadar “tırmandırılacak”tır. Yarın bunun neticeleri ortaya çıkmaya başladığında bu satırları hatırlayacaksınız.

14- ŞAM BİLDİRİSİ…

Şimdi Dikkat: Siyasi iktidar öyle bir tarihi hata yapmıştır ki, bunun sonunun ne olduğu da görülecektir. Bakınız Daha önce de birkaç defa bu sütunda yazmıştım. Terörün yoğun olduğu dönemde Şam’da terör başı ile Talabani bir deklarasyon yayımlamışlardı. Bu deklerasyonun, zamanın bazı yabancı diplomatlarınca hazırlandığı da tesbit edilmiştir. O tesbiti yapanlar arasında Hikmet Çetin de vardı. O bildiri ile “Kürtçe yayın serbestisi” de istenmiştir. İşte TRT kanunundaki değişiklik bu bakımdan da tarihsel bir hata olmuştur. 15- O MAZERET DEĞİL…

Neymiş? Terörle bağlantılı yayınlar Kürtçe yapılıyormuş da bunun propaganda olarak kullanılması da ortaya çıkıyormuş O zaman işin daha başka yönü bulunabilirdi. O yayınları bozmak teknik olarak mümkün olduğu gibi özel bir “yapı ile” o propagandalara karşı gereken yapılırdı. Bunun yolu TRT’nin çok dilli hale getirilmesi adımları değildi. Öteki mazeret: Güneydoğu Anadolu coğrafi bölgemizde Türkçe bilmeyenlerden söz edilmektedir. Hiç de öyle değildir. “Türkçe bilmiyorlar” demek sadece bir “şal”dır. Durumlar böyledir Kararı siz veriniz.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS