Öztin Akgüç - Üretim Değil Rant Ekonomisi
Haziran 27, 2008 - CUMHURİYET, ÖZTİN AKGÜÇ
Özellikle 1950 sonrası ülkemizde her iktidar, çeşitli yollarla kendine yandaş, destekçi varsıl bir kesim yaratmış ve yaratmaktadır. Varsıl kesim yaratmada, politik hesaplar, çıkar bölüşme, pay alma gibi güdüler etkili olduğu gibi, dış güçlerin yerli işbirlikçi yaratma stratejileri de etkili olmuştur. Geçmişte üretim ve yatırım özendirmeleriyle varsıl yaratma oldukça yaygın biçimde iken, AKP bu alanda ise kolayı, hazırı yemeyi yeğlemiştir.
AKP, kendi varsılını üretim artışı, ekonomik anlamda gerçek yatırım artışı ile değil, rant sağlayarak yaratmaktadır. Yatırım, üretim zordur, gerçek girişimcilik nitelikli emek ve risk almayı, çabayı gerektirir. Oysa rant; emek, çaba risk almayı gerektirmez. Rant, özellikle toprak rantı emeğe dayanmayan havadan inme bir kazanç sağlar, toplumsal açıdan haksız bir zenginleşmeye yol açar.
AKP varsıl türetmede, yandaş zenginleştirmede de bu kolay yolu yeğlemiştir. Rant yaratma… Emeksiz, herhangi bir bilgi, yetenek gerektirmeyen, riski olmayan yollarla, kişi zenginleştirmek. Rant yaratmanın en kolay yolu, imar oyunlarıdır. Bir yeri imara açmak, imar izni, kat müsaadesi, çarpıcı, kulağa hoş gelen kentsel dönüşüm projeleri, tüm bunlar havadan inme bir zenginlik yaratır. Bu tür bir kazancın, zenginliğin bölüşümü de dar bir alanla sınırlı kalır.
Rant yaratmanın yaygın yollarından biri de yüksek reel faiz ödemektir. Faiz ödemeleri de bir aktarma, bir transferdir. Faiz alan, emeğinin karşılığı bir gelir elde etmemekte, katma değer yaratmamakta; sadece değer yaratanlardan pay almaktadır. Yüksek faiz ödemesi, borçlanılarak fonlandığından, geniş kitleler bu politikanın sıkıntılarını, sakıncalarını daha doğrudan tam hissetmemektedirler. Faiz ödemek için borçlanmanın bir sınıra ulaşması halinde, geniş kitleler, yüksek faizin yükünü daha ağır biçimde duyacaklardır.
Kamu mallarını, değeri giderek düşen dolar karşılığında satma, yaygın bir deyişle peşkeş çekme, rant yaratma, kişi zengin etme ya da varsılı daha da varsıl hale getirmenin başka bir yöntemidir. Ayrıca kamu ihalesi de kişi zengin etmenin yaygın bir yolu olarak kullanılmaktadır. Rant ekonomisinde, gerçek ekonomik anlamda yatırım yapılmadığı için üretim artışı sağlanamamakta, yeni iş olanakları yaratılamamakta, iç tasarruflar arttırılamamakta; cari işlemler açığı kapatılamamakta; iç ve dış borç artışı durdurulamamaktadır. Rant ekonomisi, ülkenin geleceği için de umutları azaltmakta, mevcut kısırdöngüleri daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Türkiye ekonomisinin hemen her dönemde bir ölçüde rant ekonomisi oluşturduğu söylenebilir; ama bu konuda doruğa herhalde AKP döneminde ulaşılmıştır. Üretime değil üretmemeye prim verilmesi, üretimin doğrudan ya da dolaylı biçimde engellenmesi, ülkemizin ulusal geliri içinde yalnız tarımın değil, imalat sanayiinin de payının azalmasına yol açmıştır.
Ekonomide temel sorun, temel gereksinimleri karşılamaya yönelik üretimi arttırmaktır. Rant yaratarak, para oyunları ile üretimi arttırmak olanaksızdır. Aksine dolaylı biçimde de olsa üretim engellenir. Havadan inme kazanç sağlama, servet edinme iştahı yüksek bir toplumu, üretici, üretken bir toplum haline getirmek zorlaşır.
Benim katıldığım, savunmaya çalıştığım görüş bir ülkenin gerçek zenginliğinin ya da yoksulluğunun insanı olduğudur. İnsanımız, üretken hale gelmedikçe, kendi ayağı üzerinde durmadıkça, değer yargıları, davranış biçimleri değişmedikçe, ne kalkınabiliriz ne ülkede gerçek demok-ratik düzeni kurabiliriz, ne de Türkiye’yi dış ayartılardan (iğvadan), dayatmalardan, yönlendirmelerden kurtarabiliriz. Rant ekonomisi iç ve dış bağımlılığı daha da sıkılamaktadır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.