İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Orhan Birgit - 6 Bin Üye de Davacı Olabilir mi?

Haziran 27, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN BİRGİT

30 Ağustosta Genelkurmay Başkanı olması beklenilen ve iki yıldır Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüten Orgeneral İlker Başbuğun medyadan şikâyet eden sözlerini, dün gazetelerde okumuş olmalısınız.Şikâyet ya da eleştiri ama, içerisinde öyle her politikacının bile kullanmadığı bir sözcük yer almış. Komutan, hem bir kamu görevi yaptığı için medyaya sonsuz saygılı olduklarını söylüyor. Hem de bizlere yani medya mensuplarına iletilen bir bilgiyi kontrol etmeden, “doğru mu yanlış mı” diye araştırmasını yapmadan yayımlanmasının ülkeyi zor durumlara sokabileceğini de anımsatmak istiyor. Ve o biraz önce her politikacının bile kullanmadığını anımsattığım bir söylem ile bir de istirham bulunuyor; gazeteci kendisine gelen bilgileri yayımlanacak bir haber haline getirmeden önce mutlaka araştırmış olsun.
Askerin dilinde rica emir anlamına gelir ve bu nedenle üst rütbeliden, astlara yönelen istemlerde yer alır. Osmanlıca kökenli “istirham”ı Ferit Develioğlu, sözcüğü merhamet dileme, yalvarma olarak tanımlamış olsa bile , saygın kişilerin kendi aralarında bu sözcüğü, yer yer rica anlamında kullandıkları bilindiği için Sayın Başbuğ‘un kurum olarak medyaya verdikleri önemin altını çizmek için “sizlere gelen bilgileri araştırmadan haberleştirmeyin” derken kılı da kırk yardığını görmek hoş bir şey.
Mesleğimin abecesinde der ki:
Basın Meslek İlkeleri’nin abecesi komutanın meslektaşlarımızdan istediği duyarlık için “soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğru olduğundan emin olunmaksızın yayımlanamaz” deniliyor. Ama hem o ilkeleri özümsemeden mesleği yapmakta inat edenler eksik olmuyor, hem de geleceğin Genelkurmay Başkanı’na da söylemiş olayım.
Bir haberi soruşturmak amacı ile başka birçok kamu kurumunda olduğu gibi özellikle TSK’de de kapısı her an çalınabilip, yanıtının alınabileceği bir kuruluş bulunmuyor.
Ama komutanın bu kez vurguladığı o ülkeyi zor duruma sokabileceğinden endişe edilen türden haberlerin bir de yönlendirilmiş medyaya bizzat yönlendiren büyük güç tarafından yazdırılmış olması. Komutan ve başka yakın silah arkadaşları bunun en son örneğini birkaç gün önce izlediler. Tıpkı 30 Ağustos 2006’da Genelkurmay Başkanlığı’nı üstlenmesi beklenilirken Orgeneral Büyükanıt’a yöneltilmiş olan o en aşağılık düzeydeki iftira ve suçlama kampanyasında olduğu gibi.
Yaşım ve meslekteki kıdemim nedeni ile “yaşayan ve çok şükür eli hâlâ iyi kötü kalem tutan” gazetecilerin en eskileri arasındayım. Oldum olasıya kendilerine aramızda yer edinmek amacıyla çabalarken kendilerini gazeteciden çok emir kulu olarak görmekten özel zevk duyanları da, her türlü kullanıma açık bir yaratılış geni taşıyanları da gördüm. Politikacılık yıllarımda aldığım görevlerin hemen hepsi kurumsal iletişimin öteki yanında ve gazetecilikten gelmiş birisi olarak sorumluluk üstlenmek oldu. Hükümet üyeliği yaparken de arkadaşlarım bu yanımı değerlendirdiler.
Bu nedenle anı defterlerim iyi ve kötü gazeteciler konusunda hayli kalabalık olmalı. Ama, aralarında dönemin başbakanlarından örtülü ödenek alarak yine dönemin muhalefet liderine saldırıyı gazetecilik görevi olarak yapma becerisi gösterenler dahil, İlker paşaya 14 Haziran 2008’de bir varakparede yapılan saldırıyı sadece en unutulmazlar değil; en utanmazlar listesine kaydettiğimi söylemeliyim. Şu Ağlama Duvarı önündeki anı fotoğrafı olayından söz ediyorum. O varakparenin “Paşa’ya 3 Soru” başlığı altında yaptığı saldırı Büyük Kulüp Derneği’ne üye olmak gibi vahim ve bağışlanmaz bir kabahati de içeriyor. Zira o varakpareye göre 1882 yılında Osmanlı İmparatoru nezdindeki İngiliz Büyükelçisi Sir Alfred Sardison ile o dönemin bazı diplomat ve yöneticileri, işadamları tarafından kendi aralarında oturup hoşbeş yapmak amacıyla Cercle D’orient adıyla kurulmuş olan bugünkü Büyük Kulüp’ün kökü dışarıda imiş.
Orgeneral İlker Başbuğ‘un sözü edilen derneğe üye olduğu doğru ve açık. Kökü öyle dışarıda mışarıda değil, ağaçları ve dalları ile birlikte İstanbul’un Caddebostan semtinde bulunan bu kulübün üyeleri arasında İstanbul’da görev yapmış olan başka birçok general, amiral var. Bugünkü yöneticileri de tamamı tamamına Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından oluşuyor. Derneğin tüzüğünde delaik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti tanımı demek ki birilerini rahatsız edecek şekilde de olsa yer alıyor.
Akbulut’un çağrısı
Kulübün bugünkü Başkanı Duran Akbulut, varakparenin yayınından haklı olarak rahatsız olmuş. Konuyu yönetim kuruluna götürmüş ve maalesef gazete kimliğinde her sabah karşımıza çıkan o nesneyi yargı yolu ile tedirgin etmeyi daha doğru bir yöntem olarak gördükleri için adalete başvurma kararı almışlar. Ama sadece bir dernek tüzelkişiliği olarak başvuru yapmakla yetinmeyerek, 6 bine yakın üyelerini de göreve çağırarak, bütün hukuksal yardımları kulüp olarak üstleniyoruz, kulübünüze başvurun ve görevlendirilmiş avukatımıza vekâlet verin ricasıyla. Maya tutarsa davacı sayısı en fazla bir hesap sorma davası ile karşılaşacağız, öylelikle Büyük Kulüp gibi toplumsal düzeyi bir hayli yukarıda üyelerden oluşan bir dernek topIumsal sorumluluk konusunda da özel duyarlığa sahip olarak onca geçmiş birikimi arasına yasa ve edep tanımaz bir sözde gazeteyi adalet önünde terletme başarısını gösterecek.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS