İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Mine G. Kırıkkanat - Keşke yaşansaydı travma…

Haziran 27, 2008 - VATAN

Dengir Mir Mehmet Fırat, toplumun “demokrasiyi içselleştirememesi”ni cumhuriyet devrimlerine dair, “Türk toplumu bir travma yaşamıştır. Bir gece içinde kıyafetini ve dilini değiştirmesi istenmiştir. Dinsel yolları dağıtılmıştır…” diye gerekçelendirdi.

Bu mantığın yanında ve karşısında yer alan görüşleri, şaşkınlıkla izliyorum.

Dengir Mir’e alkış tutup yuhalayanlar arasında henüz kimsenin aklına, şöyle bir mantık yürütmek gelmedi:

Varsayalım ki her devrim gibi, Cumhuriyet devrimleri de travma yaratmıştır. Peki Türk toplumu böyle travma geçirmeseydi demokrasiyi içselleştirecek miydi?

Osmanlı’da demokrasinin “d”si vardı da demokratik bir gelenekten mi geliyordu bu toplum, biiir…

İkincisi, Dengir Mir efendi, ya travma bilmiyor, ya tarih.

Çünkü Cumhuriyet öncesi Osmanlı Türk toplumu, tepeden tırnağa travmaydı. Hem de ne travma: Bir gecede verilip alınan kelleler, unvanlar, mallarıyla birlikte kaybedilen paşalıklar, beylikler, vezirlikler, lağvedilen meclisler, önce ilan, ardından ilga edilen meşrutiyetler, istibdatlar, yasaklar, sansürler travma yaratmamıştı da, Cumhuriyet devrimleri mi travma yarattı bu toplumda?

Bu halk, Arap alfabesiyle Osmanlıca okuma yazma biliyordu da, hayatında ilk kez eline tebeşir ya da kalem verilen milyonlarca insan, Latin alfabesine geçince mi travma yaşadı?

Okul çocukları analarının karnından Arapça alfabeyi hatmetmiş mi doğuyorlardı ki Latince abece öğretilince şakülleri şaştı?

Osmanlı toplumsalı baştan sona linçler, isyanlar, katliamlar, savaşlar, göçler ve kanla yazılmış olup, travma tarihi değil, travma enflasyonu tarihidir!

***

1517’de Halifelik Osmanlı’ya geçince “Sünni olduk” gerekçesiyle 1519’da Anadolu halkının yarısını “Alevi” diye kıtır kıtır kesenlerin torunları mı “ay alfabem, vay kılığım değiştirildi” diye travma yaşar, yoksa Kızılbaş diye katledilen bir halkın torunları mı “dinsel yollarım dağıtıldı” diye travma geliştirir?

Belki de Ermeni’yken canını kurtarmak için bir gecede Müslüman olanlarda travma yaratmıştır Cumhuriyet?

Cumhuriyet devrimleri, Osmanlı istibdatının kanlı örsünde dövülen bu toplum geleneğinde bırakın travma yaratmak, tam tersine ezilmeye, sindirilmeye, bir günde var olup bir gecede yok edilmeye şartlanmış kullara alıştıkları dozda travma yaşatmadığı içindir ki, bugün cahil ve gerici zekâsızların hedef tahtasındadırlar.

Çivi çiviyi söker: Eğer benliği travmalarla biçimlenmiş, teni kulluk korkusu terleyen bu toplumda Cumhuriyet devrimleri yeterince travma yaratmış olsaydı, hiç olmazsa yurttaşlık bilinci oluşurdu.

Oluşmadı.

Bu çileli halk, bir türlü kurtulamıyor, bir “sahip” aramaktan. Devlet katında, iktidarda, muhalefette, patronda, müdürde, karakolda hep elini öpeceği, kusurlarını bağışlayacak bir “sahip” arıyor. Kendi başına özgür ve sorumlu olamıyor. Yurttaşlık, yalnızlık gibi korkutuyor. Allah’a kulluğu bile yetmiyor, gidiyor hacıya, hocaya, tarikata, örgüte kul oluyor!

Demokrasi, her şeyden önce bir yurttaşlık bilincidir. Türk toplumunun büyük bölümü, genetik belleğine kazılı kulluktan kurtulamadığı içindir ki demokrasiyi içselleştirememiştir.

Çağdaş demokrasi, yurttaşlıktan sonra, hukuk önünde eşitlik bilincidir. Nüfusun yarısının diğer yarısıyla, yani kadınların erkeklerle eşit, bir ve aynı safta, aynı haklarla yer almadığı bir toplum, demokrasiden ne anlamıştır ki, anlatabilsin?

Kulluk ve cinsiyet ayrımcılığından kurtulamamış kitlelerle, nasıl bir demokrasi kurulur? Dişi demokrasi mi, erkek demokrasi mi? Buyruklu demokrasi mi, kuyruklu demokrasi mi?

Yasaların güvencesindeki eşit yurttaşlığın düşünce sistematiği olan demokrasiyi uygulamak için önce demokrat düşünceyi anlamak, benimsemek, sindirmek gerekir.

Oy bol, sandık mebzul.

Demokrasi seçimden ibaretse, işte hatice, budur netice.

Güle güle kullanamadan cılkı çıktı, sırtımızda paralanıyor.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS