İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Hasan Pulur - Devrim günleri ve travma…

Haziran 27, 2008 - HASAN PULUR, MİLLİYET

ATATÜRK devrimleri Türk halkına travma etkisi yaptı mı, yaraladı mı? AKP yöneticisi “Dengir Mir Mehmet”e göre, evet!
Onun gibi düşünenler de var…
Bir olayı en iyi kim bilir?
Yaşayan bilir.
Mesela Cahit Kayra bilir; maliyeci, siyasetçi, yazar.
Kendisine sorduk, o günleri anlatacaktı, lakin bir koşulu vardı:
“Dengir Mir Mehmet, Atatürk devrimleri halkın diline de travma etkisi yaptı demiyor mu? O halde ben de o günleri o günün diliyle anlatırım.”
* * *
CAHİT Kayra, yazısına şöyle başlamış:
“1928 senesi evahirinde sinnim on bir idi. Mektepte dördüncü sınıfı ikmal ve beşinci sınıfa terfi etmiş idim. Dördüncü sınıfa kadar Arabi huruf ile tederrüs eyledik. Beşinci sınıfta Latin alfabesi kabul edildi. O tarihte mektepteki heyeti tedrisyenin, bilcümle mualliminin Arabi hurufun terk edilmesinden müteessir olduklarını değil, izhar-ı şadıman eylediklerini hatırlarım. Bizden büyük sınıflardaki taliban ve talibatın da, Mir Fırat Bey’in istimal eylediği tabir ile travma geçirdiklerini de asla müşahede etmedim.”
Demek o tarihte beşinci sınıfta olan Cahit Kayra, devrimler yüzünden öğretmenlerin  akranlarının, arkadaşlarının da travma geçirdiklerini görmemiş, aksine memnun olduklarını gözlemlemiş…
* * *
PEKİ, halkın devrimlere karşı tutumu neymiş?
Travma geçiren var mıymış?
Sayın Kayra, önce kendi ailesinden başlamış:
“Babam tüccar, dayım zürradan idi. Dayım daha önce Trabzon İkinci Meşrutiyet inkılabına değin meşveret ceridesini neşreylemiş, bade Osmanlı Meclisi Mebusanı’na Trabzon mebusu olarak dahil olmuş idi. Dayım Milliyet, babam Son Saat gazetelerini okurdu. Harf inkılabı olunca tatili neşriyat eyleyen Son Saat gazetesi yerine Cumhuriyet gazetesi ikame edildi. Ailenin mesaiyi ruzmeresi ahvalinde de travma nam illet müşahede edilmedi.
Beyti ahvala gelince, aile, Büyük Harp iptidasında Trabzon’dan İstanbul’a muhaceret eylemişti. İstanbul’un mütevazı bir semtinde, Yeldeğirmeni’nde ihtiyari ikamet eylemekte idik. Evde büyükannem, annem, teyzem, hemşirem ve bizimle yaşayan genç bir kadın vardı. Hepsi çarşaf iktisa ediyorlardı. Hemşirem hariç biri okuma yazma bilmiyorlardı. Ne Türkiye ne de dünya ahvalinden haberdar değildiler.
İnkılaplar vuku buldu. Çarşaflar atıldı ve büyükannem dışındaki hanımlar medeni urbalar giyinip halk mekteplerine gittiler ve Latin harfleriyle okuma yazma öğrenip gazeteleri kıraat eylemeye bilvesile dünya ahvali ile alakadar olmaya başladılar, eve travma değil şadımanlık geldi.”
Başta “Kayra ailesi”, Atatürk devrimlerine hemen sarılmışlar, çarşaflar atılmış, Latin harfleri öğrenilmiş, halk okuyup yazmaya, dünyayı anlamaya başlamış…
* * *
YA travma geçirenler?
Hiç olmaz mı?
“Osmanlı’dan müdevver Türk toplumunda travma husule gelen mehafil oldu. Bunlar Arap harfleri nedeniyle cahil kalmakta devam eden halkı iğfal eden eski medrese hocaları, tekke ve zaviye dervişleri, müritleri, medrese softaları ve bunların muakkipleri idi.”
Bunları sizler de, bizler de tanırız…
Kendilerini olmasa bile torunlarını…
Zaman zaman ortaya çıkarlar, sonra kıvrılıp bir yerlerde saklanırlar.
Mekânları parti de olur, üniversite de olur, medya da…
* * *
SAYIN Kayra, doksanı geçen yaşıyla, Atatürk devrimlerine sahip çıkıyor.
Biz çıkmayacak mıyız?
Diyor ki:
“Ben 1917’de doğdum. Atatürk öldüğünde 21 yaşındaydım. Onun dönemini yaşayarak öğrendim. 1950’den sonraki yılları, o dönemle karşılaştırarak değerlendirebiliyorum. Sayın Mir Fırat 1943 doğumlu olduğuna göre bunları yaşamış değildi. Düşünceleri duygularına ve halkı kandırmayı sürdürmekte olan yayınlardan öğrendiklerine dayanıyor olabilir. Şunu öğrenmeye çalışmasında yarar vardır. O günlerde travma yaşayanların çocuklarından bazıları şimdi o karanlık yaşam biçimine dönebilmek için cumhuriyet değerlerini kötülemekte ne kadar çabalasalar, Türkiye’nin gerçekleriyle mücadele edemezler. Yapmaya çalıştıkları fenalık kampanyası er ya da geç bir gün sönüp gidecektir.”
* * *
SAYIN Kayra, şen ve esen kalın…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS