İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Orhan Erinç - Rejim Tartışması…

Haziran 26, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN ERİNÇ

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının anayasanın değiştirilemez dediği Cumhuriyet ilkelerine karşı uyguladığı “İki adım atıp birini tepkiler üzerine geri alma” taktiği yaygınlaştırılarak sürdürülüyor. Laiklik ilkesini sonraya bırakıp öteki üç ilkenin durumuna bakalım.

Demokratiklik: Demokrasi ancak dinsel kuralları kamuda geçerli kılma girişimlerinin önünü açma girişimlerini öngördüğü ölçüde vardır. Demokrasinin vazgeçilmezi sayılan siyasal partilerin kendi iç örgütlenmeleri için bile geçerli değildir.
Hukuk: Siyaseti ve siyasetçileri kapsayan davalarla ilgili girişimler, bu kuralın da bir yana atıldığının kanıtını oluşturmaktadır.
Sosyallik: Bağışlar ve dinci örgütlere tanınan bağışıklıklar sayesinde “dinciler arası dayanışmaya” dönüştürülmüştür.
Bir başka deyişle anılan üç ilke anayasada yazılı ama, uygulamada yavaş yavaş dincileştirilmiş durumda.
***
Gelelim laiklik ilkesine.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fıratın Atatürk devrimi konusundaki değerlendirmesini özetleyen “travma” sözcüğü rejim tartışmasına yeni bir boyut kazandırdı.
Önce, Fırat’ın halkın kıyafetini ve dilini bir gecede değiştirmek zorunda bırakıldığı iddiasını irdeleyelim.
Anayasanın 174’üncü maddesinde anılan topu topu 8 yasa var. Bunlardan şapka giyilmesini öngöreni 1925 yılında, Arap harfleri yerine Türk harflerinin uygulanmasını öngöreni 1928 yılında, bazı kisvelerin giyilmemesini öngöreni de 1934 yılında çıkarılmış.
Yani Fırat’ın “bir gecesi” gerçekte dokuz yıllık bir süreç.
Çoğunluk “dilini değiştirme” ibaresini alfabenin değiştirilmesi olarak irdeliyor ama ben daha başka olduğunu düşünüyorum.
Ezanın Arapçadan Türkçeye çevrilmesinin dile getirilişi olarak algılıyorum.
Ama o da bir gecede olmamış. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ezanın Türkçe okunmasına ilişkin tebliği 18 Temmuz 1932 günü yayımlanmış.
Genelgeye uyulmamasının yaptırımı ise 3 Haziran 1941 günü getirilmiş.
Yaptırımın eklendiği madde de eski Türk Ceza Yasası’nın 526’ncı maddesi.
Salahiyattar (yetkili) Mercilerin Emirlerine İtaatsizlik başlığını taşıyan 526’ncı maddede ezanın Arapçasını okuyanlara üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve bin liradan üç bin liraya kadar hafif para cezası getirilmiş.
Demokrat Parti’nin iktidarının ilk ayında yaptıklarından biri de anılan maddeden Arapça ezanla ilgili yaptırımı 16 Haziran 1950 günü kaldırması olmuş.
Fırat, tepkiler üzerine yaptığı açıklamada kendisini eleştirenlerin devrim yasalarını hiç okumamış olduğunu ileri sürüyor.
Bu iddia, Fırat’ın devrim yasalarını çok iyi bildiği anlamına da geliyor.
Yasaları bilmesine karşın yetkili bir siyasetçi ve milletvekili olarak yasanın uygulanması için neler yaptığı sorusu da böylece Fırat’ın yanıtlaması gereken başka bir soruya dönüşüyor.
Kılık Kıyafet Yasası 8 maddeden oluşan bir yasa. Şimdiye değin pek dikkat çekmeyen 3’üncü maddesinde ise şöyle deniliyor. Türkiyede bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset, askerlik ve milis (yardımcı güvenlik gücü) teşekkülleri ile münasebetli (ilintili) kıyafet ve alametlerini ve levazımını (gereçlerini) taşımaları yasaktır.
Sokaklar ve alanlar bu yasağın da göz ardı edildiğini kanıtlıyor ama kimse ses çıkarmıyor.
***
Bir uyarı da, kendilerini Atatürkçü, Kemalist ve Kuvayı Milliyeci sayanlara.
Devrim yasaları anayasanın güvencesi altında” deniliyor ama öyle değil.
Anayasa, devrim yasalarını ancak anayasaya aykırılık iddialarına karşı koruyor. Değiştirilmelerinin önünde hiçbir engel yok.
Yani bu yönden de uyanık olmak zorunda.
Özellikle de Yeni Türk Ceza Yasası Tasarısı 19 Eylül 2004 günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülürken Şapka Giyilmesi ve Türk Harfleri Yasası korunup Kılık Kıyafet Yasası’nın yaptırımının AKP ve CHP arasında sağlanan mutabakatla Kabahatler Yasası’na aktarıldığını da unutmayarak…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS