Mustafa BALBAY - AKP’liler Dışarı Çıkınca Rahatlıyor!
Haziran 26, 2008 - CUMHURİYET, MUSTAFA BALBAY
Başta Başbakan olmak üzere, AKP’li kardeşlerimizin alışkanlık haline getirdikleri bir davranış biçimi var:Yurtdışına çıkınca ya da bir yabancı ile görüşünce rahatlıyorlar ve takıyyeye başvurmadan ne düşünüyorlarsa söylüyorlar!
AKP’ye kapatma davası açılmasına giden sürecin en önemli halkasını Erdoğan’ın 14 Ocak 2008′de Madrid’de yabancı bir gazetecinin sorusuna verdiği yanıt oluşturmuştu.
Bulunduğu ortam yabancı bir ülke… Soru soran yabancı bir gazeteci… İkisi birleşince Başbakan durur mu; o da memlekete yabancı, açtı ağzını, yumdu gözünü…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan da Brüksel’de kendisini Ankara’dan daha rahat hissediyor. Yakında kimi AB yöneticileri Babacan’a, “Türkiye’ye karşı biraz insaflı olsanız” uyarısında bulunursa şaşırmamak gerekir!
Partinin tepesindekiler böyle yapar da alttakiler geri durur mu; yurtdışına çıkan milletvekili heyetlerinin AKP’li üyeleri, gördükleri her yabancıya, “Parti kapatma davasıyla ilgili ne düşünüyorsun” sorusunu yöneltiyor.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) son anda bir değişiklik olmazsa bugün Türkiye’yi gündemine alacak. Ana konu AKP davası… AKPM, gerek görürse Türkiye’yi izlemeye alacak… Bu girişimin görüntüdeki öncüsü Belçikalı üye… Ona bu aklı hangi AKP’li verdi; kokusu yakında çıkar!
***
Türün son örneği Dengir Mir Mehmet Fırat…
The New York Times gazetesine verdiği demecin yankıları devam ediyor. Her şeyden önce Fırat’a bir teşekkür borcumuz var:
Takıyyeye başvurmadan, düşündüklerini açıkça söylediği için!
Konuştukça batıyor ama, olsun…
Atatürk devrimlerinin travma yarattığını söyleyen Fırat, sözlerine şöyle açıklık getiriyor:
“Beni eleştirenler Devrim Kanunları’nı iyi okudularsa TBMM’nin ortasında eşek gibi anırırım. Ben devrimler kötü demedim… Bir gecede tekke ve zaviyeler kapatıldı. Dünyanın her yerinde devrimler böyle yapılır, Türkiye’de de öyle oldu. Bunu söylemem neden yanlış olsun?.. Bir gecede yaşanan her şey travmatik etki yaratır. Devrimi bilmeyenler devrimi konuşuyor…”
Fırat hızını alamayıp Lozan’a uzanıyor:
“Lozan Antlaşması’nı kim tam anlamıyla okudu ve özünü kavrayabildi? Tevhidi Tedrisat’ı kim okudu, kavradı?”
Fırat’ın sözleri öylesine uyumsuz ve bağlantısız ki; buna akortsuzluk da denebilir… Kusura bakmasın ama, eşek anırmasının akordu daha iyidir!
***
Fırat, AKP’de parti adına konuşma gücüne sahip 4-5 kişiden biri. O nedenle, “Vekillerimizden biri bir laf etmiş, bu partimizi bağlamaz” diyemiyorlar.
Bunun yerine susmayı ve bu demeci yok saymayı yeğliyorlar… Bu, özellikle Başbakan’ın en iyi uyguladığı yöntemlerden biri. Erdoğan, partisinin Merkez yürütme kurulu toplantısında Fırat’ın demecinin gündeme gelmesi üzerine derin bir yorum yapmış:
“Bu konu kapansın!”
Emriniz olur!
Gündem akordeon, istediğin konuyu sonuna kadar aç, istediğini kapa…
Rektöre “ceberut”, manken-yorumcuya “edepsiz civciv”, Haluk Koç’a “Yanlış seksüel tercih içindeymiş gibi”, AKP’li kadınlara “Feminizmin kölesi olmadılar” diyen Fırat, bu yükselen gidişinin devamında Atatürk Devrimleri’ne de “travma” dedi…
Bu kadar çok kesime çarpan bir kişinin travmaya uğramaması olanaksız!


Sevgili Mustafa Balbay’ın “AKP’liler Dışarı Çıkınca Rahatlıyor” başlıklı bu yazısını “İlk Kurşun Sitesi” nde okuyunca, dün 25 haziran 2008 çarşamba günü usta gazeteciler Rıza Zelyut,Sırrı Cebeci ve Emin Çölaşan’a gönderdiğim e-mail leri
anımsadım.
Her üç gazeteci yazara gönderdiğim “Yurt Dışı Demeçler”başlıklı e-mail imi; Mustafa Balbay’ın “AKP’liler Dışarı Çıkınca Rahatlıyor” başlıklı yazısının yorumu yerine kaim olmak üzere aynen alıyorum.
“Yurt dışı demeçler
Mir Dengir Mehmet Fırat adlı şahsın “Atatürk devrimleri travma yaratmıştır” şeklindeki beyanı üzerine konuya ilişkin görüş belirtenler arasında bulunan Milletvekili Nur Serter; Fırat’ı ve onun gibileri kasdederek; ” - Her nedense yurt dışına çıkınca kendilerinde bir rahatlama oluyor. Böylece bilinç altlarında sakladıkları gerçek niyet ve düşünceleri söyleyebiliyorlar.” dedi. Hanımefendinin bu beyanını dün TV kanallarında gezinirken duydum ve izledim.
Keza; Emin Çölaşan ve Mustafa Balbay,birlikte sundukları,Avrasya TV de her Pazar günü yayımlanan “Ankara Rüzgarı” adlı programda da aynı görüşü,Mir Dengir olayından çok önceleri pek çok kez dile getirdiler.Başbakan Erdoğan ve takımından şahısların yurt dışında her nedense daha rahat konuştuklarına,pek çok hassas konuyu yurt dışında dile getirdiklerine dikkat çektiler.
Acizleri,bu konudaki görüşünü pek çok kez adı geçenlere bildirmek istedi. Ama bu mümkün olmadı. Nur Serter hanımefendinin benzer beyanı üzerine yazmakta ihmal ettiğim görüşümü şimdi size yazıyorum.
Ceza muhakemesi hukukunda yargılamayı yapacak mahkemeyi tespit ederken,daha değişik bir ifade ile,yetkili mahkemeyi tespit ederken;
Suç mahalline,yani suçun işlendiği yere bakılır.
Muhteremler ne kadar korkuyor olmalılar ki; Büyük bir ihtimalle aklı evvel danışmanlarının yaptığı telkinler sonucu,yurt dışında konuşmayı tercih ediyorlar.
Böylece kendileri için mukadder olan yargılanma günü geldiğinde,Türk yargısının elinden kurtulup,gerektiğinde yabancı yargıcılara kendilerini yargılatmayı umuyorlar.
Saygı ve sevgilerimle, ..”
isim-soyadı-adres-telefon
Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.