SABAHATTİN İSMAİL - Hristofyas′ın Fransa ile yapılan askeri anlaşmayı Meclis′te onaylatması suskunlukla geçiştirilemez
Haziran 25, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Bir yıl kadar önce, Papadopulos başta olduğu dönemde Rum yönetimi Fransa ile askeri savunma işbirliği anlaşması yaptı. Buna göre Güneydeki deniz ve hava üsleri Fransa′nın kullanımına verilirken, Fransa da Rum ordusunu modernize edecek…Anlaşmanın tam metni Nisan ayı sonunda Rum basınına atfen VOLKAN′da yayınlandı.
Anlaşma imzalandığı günlerde gerek KKTC, gerekse Türkiye buna büyük tepki gösterdiler, 1960 Anlaşmalarına ve Garanti ve İttifak Anlaşmasına aykırı olduğunu belirttiler ve Fransa nezdinde de protestoda bulundular…
Papadopulos yönetimi bu tepkiler üzerine sindi ve anlaşmayı onay için Meclise getirmedi…. Ne ki, Hristofyas başa geldikten sonra anlaşmanın Rum Meclisi′nde onaylanması için harekete geçildi ve anlaşma Nisan ayı sonunda onay için Meclise gönderildi…
29 Nisan tarihinde bu köşede yayınlanan yazımda AKP ve Talat-CTP-ÖRP hükümetini uyararak, buna büyük tepki göstermeleri gerektiğini ve söz konusu yasa Meclis′ten geri çekilene kadar görüşmeleri askıya almalarını önerdim…
Ne ki Garanti ve İttifak Anlaşmasını delik deşik edecek bu adım karşısında Papadopulos′a gösterdikleri tepkiyi Hristofyas′a göstermediler ve bırakın müzakerelerden çekilmeyi, bir protesto açıklaması bile yapmadılar…
Ve, Fransa-Rum askeri anlaşması 26 Haziran′da oy birliği ile Rum Meclisi′nde onaylanarak resmen yürürlüğe girdi..
AKP, TALAT-CTP-ÖRP NİYE SUSUYOR?
Ne ilginçtir ki, AKP, Talat-CTP-ÖRP hükümeti, Garanti ve İttifak Anlaşmasını delik deşik etmesine karşın, görüşme süreci devam ederken yapılan bu büyük tahrike karşı da sessiz kaldı…Görmezden, duymazdan geldi…Büyük bir vurdumduymazlık ve sorumsuzlukla “sin de gulle geçsin” taktiği uyguladı…Bir protesto açıklaması bile yayınlamadı…
Hristofyas′ın, tam da görüşmeler başlamışken, yeni süreci berhava edecek olan bu girişimini protesto etmek, onun iyi niyetli olmadığını gösterip teşhir etmek, bunun bir tahrik olduğunu ortaya koymak varken niye susulmaktadır?
1960 Anlaşmaları ve yürürlükteki Garanti ve İttifak Anlaşmaları çiğnenirken, anlaşmalara ve attığı imzalara saygısı olmayan Rum tarafıyla yeni bir anlaşma yapmak için görüşmenin anlamsız olduğunu söylemek ve bu anlaşma askıya alınana kadar görüşmelerden çekildiğimizi ilan etmek varken, niye sessiz kalınıyor?
Şu anda Türkiye ile KKTC arasında benzer bir anlaşma yapılsaydı, yani KKTC-Türkiye askeri-savunma işbirliği anlaşması imzalanmış olsaydı, Hristofyas ve Yunanistan bu denli sessiz mi kalacaktı? BM′yi, AB′yi yaygara ile ayağa kaldırmayacak mıydı?
Fransa′ya, bir yandan Türkiye′nin AB üyeliğine karşı çıkarken, bir yandan da 1960 Anlaşmalarını çiğneyerek Kıbrıs′ta üslenemeyeceğini söylemek varken niye sessiz kalınıyor, doğrusu anlamak mümkün değil…
GARANTİ ANLAŞMALARINA AYKIRI
Rum tarafının daha 1960 Anlaşmaları imzalanırken karşı çıktığı en önemli husus Garanti ve İttifak Anlaşmaları idi…Hala böyledir…
Nitekim gerek Yunanistan, gerekse Hristofyas her gün yaptıkları açıklamalarla bu anlaşmaların iptalinin kırmızı çizgileri olduğunu duyuruyor…
Onlara göre, bu anlaşmalar Kıbrıs Cumhuriyeti′nin bağımsızlığını, egemenliğini ve istediği gibi hareket etmesini önlemekte, Türkiye ve İngiltere′yi ada üzerinde mutlak söz sahibi yapmakta, üstelik Türk askerini de 82 yıl sonra yeniden adaya getirmekte ve İngiltere′ye iki kalıcı egemen üs vermekteydi…
Çünkü, bu anlaşmalara göre, Kıbrıs Cumhuriyeti, garantör ülkelerin ve Kıbrıs Türk Halkının onayı olmadan, hiçbir 3. ülke ile askeri anlaşmalar yapamayacak, hiçbir ülkeye askeri üsler veremeyecek, Türkiye ve Yunanistan′ın birlikte üye olmadığı hiçbir askeri ve ekonomik uluslararası kuruluşa üye olamayacaktı…
Garanti ve İttifak Anlaşmalarına karşı çıkışlarının nedeni budur.
Türkiye′nin kararlı politikası nedeniyle anlaşmaları değiştiremediler ama, Yunanistan ve Fransa ile ardı ardına yaptıkları askeri anlaşmalarla, Türkiye′nin üye olmadığı AB′a tam üye olmakla, Garanti ve İttifak Anlaşmasını delik deşik ettiler…
BUNLAR NE ANLAMA GELİYOR?
Bütün bu hamleler, Türkiye ve Kıbrıs Türk Halkının adadaki ve bölgedeki meşru hak ve çıkarlarının güvencesi olan, ENOSİS önündeki başlıca engel olarak duran, Türkiye′ye hasım başka dünya güçlerinin ada üzerinde üslenmelerini ve burayı Anadolu′ya karşı bir sıçrama tahtası olarak kullanmalarını önleyen Garanti ve İttifak Anlaşmalarını fiilen işlemez hale getirmeyi amaçlamaktadır…
Önce Papadopulos, şimdi de Hristofyas, istediği gibi anlaşmaları deliyor, anlaşmalara aykırı yeni anlaşmalar imzalıyor ama garantör ülke olarak Türkiye sadece seyrediyor, veto hakkına sahip eşit kurucu ortak olarak Kıbrıs Türk Halkının yöneticileri hiçbir adım atmıyor, çaresiz ve şaşkın bakıyor..
Rum yönetimi bu hamleleri yaparken, başta Fransa olmak üzere, Rusya ve Çin gibi ülkelere adanın stratejik imkanlarını ve doğal zenginliklerini sunarak onları yanına alıyor…En önemlisi diğer Güvenlik Konseyi üyeleri garantör İngiltere ve ABD′nin de sessiz, AB′ın ise açık desteğini sağlıyor…
Teslimiyetçi AKP ve Talat-CTP yönetimi karşısında rahatlıkla gösterdiği bu beceriye şapka çıkarmamak olası mı?
Çok açıktır ki, Hristofyas, Fransa, Yunanistan ve diğer AB üyesi ülkelere sağladıkları üs kolaylıkları ile sadece AB′ı değil, BM Güvenlik Konseyi′ni de arkasına almayı amaçlamaktadır…
Böylece bundan sonra atacağı adımlarda çok daha cüretkar ve çok daha kararlı olacağını herkes görecektir…
Garanti ve İttifak Anlaşmalarının bu şekilde delinmesi ve AKP-Talat-CTP-ÖRP teslimiyetçiliğinin sadece sözlü tepkilerle yetinmesi, bundan sonra varılacak bir çözümde, bu anlaşmaların savunulmasını imkansız hale getirmektedir…
Sadece bu değil, başta Fransa olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi′nin ve AB′ın, Rum tarafına daha çok ve daha net siyasi destek vermesi ve onun Türkiye karşısında hamisi kesilmesi sonucunu da doğuracaktır…
İlaveten, AB ülkelerinin ve Yunanistan′ın adaya askeri anlamda ve “meşru” olarak rahatlıkla üslenmesi, Türkiye′nin ada ve bölge üzerindeki stratejik askeri hakimiyetinin kırılması ve Anadolu′nun Güney′den de kuşatılması anlamına gelmektedir…
Dolayısı ile bir an önce gereken çok sert tepki gösterilmeli ve gerek karşı önlemler derhal alınmalıdır…
Bu önlemlerin ne olabileceği konusundaki önerilerimi yarınki yazımda ortaya koyacağım.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.