İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL - Yargıya Dıştan Karışmak

Haziran 25, 2008 - CUMHURİYET, MÜMTAZ SOYSAL

KOSKOCA Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği arasına düşürülüp çılgına çevrilmek üzere oradan oraya koşturulan bir devlet durumuna mı sokulmuştur?Çocukların körebe oyununda olduğu gibi, gözleri bağlanıp nereye gideceğini, kimi tutup kime tutunacağını bilemeyen ve sonuçta parçalanıp batmaya mecbur tutulan bir siyasal varlık mıdır bizimki?

Yarın, Avrupa Konseyi’nin Parlamenterler Meclisi olağanüstü toplanıp Türkiye’yi ele alarak kapatma davasını görüşecek. Türkiye yeniden “denetim altında tutulan ülkeler” kategorisine sokulacakmış. Yani, o meclisin üyeleri, görüşmelerden sonra tek tek ya da gruplar halinde buraya gelip gidecekler, bir “raportör” Ankara’ya ahret soruları sormakla görevlendirilecek, bir yığın ülke üyesi raporun şurasına burasına bir şeyler eklemek için seferber olacak.

Üye olduğu günden beri kendi ülkesini eyalet devletlerine bölmek amacıyla çırpınan ve sonuçta Meclis’e başkan seçilen İspanyol Lluis Maria de Puig, “Türk demokrasisinin işleyişine bakacağız, kapatma davasından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Venedik Komisyonu ilkelerine uygun bir karar bekliyoruz” buyurmuş. “Süren bir davaya karışmak olmuyor mu bu” diye sorulunca, “Yok, iç işlerinize karışmak değil, yardım etmek istiyoruz” demiş.

Sevsinler. Bir suçüstü davası görülmekteyken TBMM’de sanığa yardım amacıyla görüşme açıldığını düşünün; olacak iş mi? Ulusal yargı işlerken uluslararası bir meclisin görüşme yapmasından daha açık bir müdahale olur mu?

Maksat, hep aynı: İçteki bölünmüşlüğünü kullanıp Türkiye’yi zayıflatmak, şaşkına çevirmek, şaşkınlığından yararlanarak kendilerinin çıkarları yönünde bir şeyler yapmak. Üyeler açısından da, bir “Şark seyahati”ne daha çıkmak.

Böyle bir sinik açıdan bakınca, kırkı aşkın Avrasya ülkesinden o meclise gelen üyeler birkaç kategoriye ayrılabilir.

Tuzu kuru Kuzeyliler, İskandinavlar ve Finler olarak, sorunsuzluktan canları sıkıldığı için başkalarının sorunlarıyla ilgilenmeyi pek severler. İngilizler, Fransızlar ve Almanlar, dünya çapındaki çıkarları Güneydoğu Avrupa ve Ortadoğu söz konusu olunca keskin bir yarışa dö-nüştüğünden Türkiye’nin iç sorunlarına çok duyarlıdırlar. Yunan ve Ermeni delegeler, malum davalarını her fırsatta kusmaya devam ederler. Orta Avrupa ve Balkan toplumları ise hâlâ Osmanlı döneminden kalma komplekslerin etkisi altındadırlar.

Türkiye kendi yargısına musallat olan bu çabalara karşı sessiz mi kalacak? CHP milletvekili Birgen Keleş, “Dava sürerken böyle toplantı düzenlenemez” dedi. Aynı görüşün, bütün delegasyonca benimsenip toplantının boykot edilmesi ve bu patavatsızlığa karşı resmi bir devlet tepkisinin ortaya konması gerekmez mi? Sürüp giden uyuzluk zilletine artık son vermenin zamanıdır.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS