Hüseyin MÜMTAZ - GERÇEK KIBRIS HANGİSİ?
Haziran 25, 2008 - HÜSEYİN MÜMTAZ, İLK KURŞUN
Türkiye’nin dört bir yanındaki bilboard’larda dev ilânlar.. Resmen Yunan motifleriyle bezeli bluz giyen genç bir kızın boy fotoğrafı. Güneşli bir kumsalda çekilmiş. Altta da iki cümlelik slogan.. “Kuzey Kıbrıs-Gerçek Akdeniz”..
“Türk” yok..
Hiçbir şekilde Türk’ü çağrıştıran bir şey yok..
Bir an “Acaba” diye düşünüyor insan, “Rumlar kuzeye de geldi de, Türkiye’de Kıbrıs’ın kuzeyine gelin” diye reklâm mı yapıyorlar?
Yok.. Kıbrıs’ın kuzeyinde de Yunanlı ve Rum göreceksem, daha yakındaki, burnumun dibinde Adalar Denizi’ndeki Yunan Adalarına giderim, neden “Kıbrıs’ın Kuzeyi”ne gideyim?
Hem kalkıp, “Bir Lokmacı on tane Ercan’a bedel” diye 34 yıldır ana can ve kan damarı olan Ercan’ı bir kalemde siliyorlar, hem Türkiye’den de turist gelsin diye yırtınıyorlar, hem de reklam afişlerinde ısrarla Türklükten kaçıyorlar.
KKTC’nin Ekonomi ve Turizm Bakanı, Anadolu Ajansı’na bir demeç vererek KKTC’nin ambargolar ve izolasyon altında olması nedeniyle ”en büyük handikapının” ulaşım olduğunu, Türkiye’yle ulaşımda bir sorun yaşanmadığını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Türkiye’nin 7 iline direkt uçak seferi bulunduğunu belirtmiş. İstatistiklere bakıldığında, 2007′de Türkiye’den 8 milyon kişinin tatil amacıyla yurt dışına çıkış yaptığının görüldüğünü kaydeden bakan, ”Bu, bizim hedef kitlemiz. Amacımız bu tür tatil ihtiyacı hisseden ve yurt dışına çıkacak olan Türk vatandaşlarının tatil seçenekleri arasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de koymaktır” demiş. Turizmde Türkiye, Almanya ve İngiltere’yi üç hedef ülke olarak seçtiklerini, önümüzdeki günlerde İngiltere’ye yönelik daha yoğun bir tanıtım kampanyası başlatacaklarını, Orta Doğu ülkelerine yönelik de faaliyetleri olduğunu, yakın bir zamanda İran’da düzenlenecek turizm fuarına katılacaklarını kaydeden bakan, turizmin ülkelerin birbirini tanımasına fırsat verdiğini belirtmiş. Casinoların turizmde bir çeşitlilik olduğuna işaret eden bakan, son günlerde yeniden gündemde olan casinoları, belli sınırlar içerisinde kalması koşuluyla -turizmde bir paydaş- olarak gördüklerini de ilave etmiş.
KKTC “izolasyon ve ambargo” altında olduğu için; hangi KKTC vatandaşı bu kadar yıldır dünyanın neresine gidememiş? Hangi KKTC tüccarı malını istediği yere satamamış?
“Türkiye üzerinden” gitmek, dünyaya açılmak bu kadar mı ağırınıza gidiyor?
“Güneye” geçip, Larnaka’dan dünyaya açılmak hiç mi rahatsız etmiyor sizi?
Önce “Bir Lokmacı, on Ercan’a bedel” lafını geri almalıdırlar. Sonra Türkiye’deki reklam afişlerinde “yöresel” değişiklikler yapmalıdırlar. (Yunan motifli bluz giymiş kız afişini İran’da da sergileyecek mi?) Öyle ya, güneş ve deniz ve kum Türkiye’nin Akdeniz sahilinde de varsa; bana ek olarak daha cazip ne sunabilirsiniz zahmet edip “Kıbrıs’ın kuzeyine” gitmem için?
Antalya, Mersin, Muğla “yalancı Akdeniz” mi?
Önce Türk diyeceksin..
Ben hem değişik ve başka bir ülkeye gideceğim, hem kendimi orada insanlara yakın hissedeceğim, hem de ortamda “sıcaklık” hissedeceğim..
Şimdiye kadar zaten öyleydi.. Son zamanlardaki bu zoraki soğukluk niye?
Ben KKTC’de şu anda hâkim olan düşünce yapısı ve dünya görüşünün Türkiye ve Türk milletine duyduğu, körüklediği, sergilediği bu itici tavrı anlamakta zorluk çekiyorum.
Hâlbuki…
Bu “hâlbuki” den sonrasını önce derin bir nefes alın, sonra yutkunun..
Ve öyle okumaya başlayın..
Geçen hafta.. BRTK (63’ün araba aküleriyle yayına başlayan hiç yaşanmamış zamanların, o vaat edilmiş efsane Bayrak’ının light-dönüştürülmüş şekli) ‘yı seyrediyoruz.
Bir Türk sanat müziği programı, akranımız sanatçılardan Ertan Galip’le bir söyleşi yapılıyor.
Ertan Galip diyor ki;
“63-74 arası mücahittim. Haftada iki gün Mücahitler Sitesi’nde sahne alırdım. Bir gün Kale Bey çağırdı. –Selimiye Camii’ne git, imamdan ders al, ilâhi öğren- dedi. Ben de Ahmet Gürses Hoca’ya gittim, öğrendim. Her yıl 63 olaylarının yıldönümünde Selimiye’de mevlit okurduk” dedi.
Şu iki satır lâfta neler saklı biliyor musunuz?
Hâlde ve mâzide, orada ve burada kimlerin ezberi bozulacak düşünebiliyor musunuz?
1. “O” yıllar Kıbrıs’ta herkes yaşına göre mücahitti. Bizim babalarımız, dedelerimizden duyduğumuz, masal gibi dinlediğimiz “beş-on yıl askerlik” yapan nesil şu an Kıbrıs’ta orta yaşlarını sürdürüyor.
2. “Kale Bey”; bırakın ilkokul çocuğunu, Rumlar bile o zaman bilir ve üsteğmene bile “Türk Paşası” derdi, anlaşılıyor ki bir Türk Subayı idi.
3. Bu Türk subayı, mücahidine “Camiye git, hocadan ilâhi öğren” diyor.
4. Her yıl Aralık ayında “Kanlı Noel”de Selimiye’de asker mevlit okutuyordu.
Bir tek şey soracağım.
63 şehitlerinin ruhuna okutulan o mevlit kaç yıldan bu yana okutulmuyor acaba?
Başka bir şey dememe, söylememe, sormama gerek var mı?
Herkes külâhını önüne koyup düşünmelidir..
Konumunu belirlemeli, gözden geçirmelidir.
60’lı-70’li yıllatın “Kale Bey”i mücahidini Ahmet Gürses hocaya gönderiyor..
1919’un Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi, Mustafa Kemal Paşa’ya; “Paşam bütün Amasya emrinizdedir, gazanız mübarek olsun” diyor.
Şimdi o, 1571’de fetihten beri cami olan Selimiye, bırakın mevlit’i; artık “başlangıç olarak” cenaze namazlarına kapatılmıştır, çok yakın bir gelecekte ibadete de kapatılıp “müze” haline getirilecektir. Çünkü AB-UNDP-USAİD fonlarıyla “restore” edilmekte, “eski haline dönüştürülmekte”dir.
Bir nesil önce 10 yıl mücahitlik yapılan KKTC’de artık ”Türk” lâfı çıkarılmış, “Kuzey Kıbrıs” haline getirilmiştir.
Peki, Rum’la memorandum imzalayan İngiltere’ye neden kızıyorsunuz?
Kızıyorsanız, ilk buluşmanızda İngiltere hakkında söylediğiniz aynı ağır lâfları memorandumun diğer tarafı olan Hristofiyas’a da söyleyecek misiniz?
Hristofiyas zorla mı imzalattı İngiltere’ye memorandumu?
Peki biz…
Biz kalkıp bin yılların konar göçer “Sarı Keçililer”ini düze inmeye zorlarsak, Çinlilerin Uygur Türklerine çip takmasını yahut Kuzey Kıbrıs “TÜRK” Cumhuriyetinin yavaş yavaş sadece “Kuzey Kıbrıs” olmasını nasıl engelleyebiliriz?
Daha ne diyeyim?
Halimi, derdimi kimlere anlatayım?
“57’İNCİ ALAY HERYERDE..
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAY’IN NEFERİYİZ.”


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.