İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

CÜNEYT ARCAYÜREK - Gündem Dışı

Haziran 25, 2008 - CUMHURİYET, CÜNEYT ARCAYÜREK

Bir zamanlar Ankara’daki, İstanbul gazetelerinin başkent muhabirleri Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin yanı başındaki eski şehirle Cumhuriyetin çağdaş bir görünüm verdiği Yenişehir’i birbirinden ayıran demir köprüyü çok sonra geçebildiler.
Gazeteler başkente ancak bir gün sonra trenle geliyordu. Ne gazete bürosu vardı, ne de gazete temsilcilikleri.
“Ankara, hususi muhabirimizden telefonla” diye yayımlanan haberleri hazırlayan, yazan meslek erbabı maaşlarını her ay bütün gazetelerin başkent bayiliğini yapan Ulus’taki Akba Kitabevi’nin sahibi Bilal Akba’dan alırdı.
Bilal Akba, bayilerden topladığı neredeyse bir torba madeni parayı her ay gazetenin Ankara muhabirine özenle, dikkatle, kimi zaman birkaç kez sayarak öderdi.
Ankara muhabirleri ise maaş günleri hiç değilse ayda bir kez Akba Kitabevi’nde buluşur, kısa söyleşiler yapar hal hatır sorarlardı.
Devlet, siyaset, basın Ulus Meydanı ve çevresinde toplanmıştı. Başbakanlık, tek parti, Milli Şef’in partisi CHP Genel Merkezi… CHP’nin ve dönemin önemli yayın organı Ulus (ve Ankara Akşam Haberleri) Ulus’ta Rüzgârlı Sokak’taydı.
Sabahattın Sönmez (Vatan) 50’lere doğru Emin Karakuş (Hürriyet) ve Mekki Sait Esen (Cumhuriyet) sözü edilen, siyaset dünyasında isim yapmış, aranılan gazetelerin “hususi muhabirleriydi”.
Her akşam Karpiç Lokantası’nın barında bir araya gelen Aka Gündüz, Nurettin Artam gibi yazarlar… Posta Caddesi’ndeki Kürd’ün Meyhanesi’nde, hemen yanı başındaki Şükran Lokantası’nda Orhan Veli’ler, Cahit Sıtkı Tarancı’lar, Oktay Rifat’lar… ve Çetin Altan gibi, ben gibi, Fethi Giray gibi genç gazeteciler… İstanbul’dan başkente gelip yerleşen yaşça bizden büyük ağabeyler… Sonraları DP organı Denizciler Caddesi’ndeki Zafer gazetesi… Mümtaz Faik Fenik, eşi…
Gündüzlerimiz gecelerimiz Ulus Meydanı ve çevresinde geçerdi.
Gündüz gazetede çalışır, geceleri Kürd’ün Meyhanesi’nde “Garip” Orhan Veli ile arkadaşları çevresinde söyleşileri dinler… ya da Çetin Altan’la hemen her gece bir yerde, gönlümüz hovarda gezer, dolaşırdık. Parasal durum elvermediği için çoğu zaman gece yarıları eve yaya gitmek zorunda kaldığımız Nusret Baban’la boş, karanlık, zaman zaman yağmurdan ıslak caddelerde ıslık çalıp şarkı söyleyerek yürürdük.
O zamanlar mesleki kıskançlıkların bir adabı vardı. İş başka, dostluk, arkadaşlık başkaydı. İşle arkadaşlığı, dostluğu birbirine karıştırmazdık!
***
1950’lerden önce ve sonra gazete büroları, temsilcilikler, geniş kadrolu istihbarat birimleri yoktu.
Sabahattin Ağabey Kızılay ve Emin Ağabey hayli uzak Beşevler’deki evinde çalışırdı.
Sadece Mekki Sait Esen büro sahibiydi. Posta Caddesi’ndeki Cündoğlu Hanı’nda tek ve küçük bir odada…
İlginç adamdı. Diğerleri gibi haberlerini eski Türkçe yazar, yardımcısına yazdırır ve yardımcı muhabir ise telefonla haberleri Istanbul’da gazeteye yazdırırdı.
Sönmez hem Vatan’ın hem de İzmir’de Demokrat İzmir’in muhabiriydi; yardımcısı olan ben, iki telefon iki kulağımda –rastlar ise- aynı zamanda haberleri İzmir’e ve İstanbul’a yazdırırdım. Saatler sürerdi.
Teleksi ilk kez Helsinki’deki 1952 Olimpiyatları’nda gördüm.
İlk teleksli büroyu galiba Kızılay’da Atatürk Bulvarı’nda Hürriyet açtı.
Sönmez’lerden, Karakuş’lardan, Mekki Sait’lerden sonra… Cumhuriyet bir apartman dairesinde çalışmaya başladı.
Akşam gazetesi Ankara’da basılmaya başlandı. Hürriyet Ankara’da basımevi kurdu.
Basında teknik alanda gelişme, yarış hızla ilerledi.
Hürriyet bürosunu Rüzgarlı’daki yeni büyük binasına taşıdı. Milliyet sonraları ayrı bir binaya taşındı.
Cumhuriyet, Kızılay’da ya da yakınlarında -yıllarca- bir apartman dairesinde kaldı.
Ta ki 23 Haziran 2008’e, düne kadar…
***
Cumhuriyet Ankara Temsilciliği ve haber bürosu gazetenin tarihinde önemli bir hamle yaptı. Çankaya’da Ahmet Rasim Sokak’ta dört katlı çağdaş bütün olanakları içeren bir binaya taşındı. Bugünden itibaren sokağa bakan duvarında büyük harflerle Cumhuriyet yazan bir binaya…
Benim gibi yıllarca ama yıllarca öncesindeki yaşamdan bugüne bakabilen biri için Cumhuriyet’in -iddia ediyorum- Ankara’daki bütün gazete temsilciliklerine fark atan böyle bir binaya taşınmasının önemli ve özel bir yeri var.
Cumhuriyet’e gönül vererek çalışanlar için yeni Ankara bürosu çok değişik anlamlar taşıyor. Bir apartman dairesindeki hapislikten; özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşmak gibi bir duygu.
Yaşayan bilir. Kuşku yok (1991’deki) maddi ve manevi açıdan yaşadığımız ıstıraplı günlerden bugünlere gelmemize bugün Pencere’sini yurdunun insanlarına ve dünyaya açan İlhan Selçuk’un kırılmaz iradesi neden oldu.
Şimdi okuyacaklarınız bir dost övgüsü, bir kayırma veya abartılı bir duygunun eseri değildir, bu meslekte az görülen hak edişin yansımasıdır…
Aylardır büronun bir an önce tamamlanıp hizmete girmesini geceli gündüzlü çalışarak sağlayan; sadece iyi bir yazar, iyi bir haberci değil, yaratıcı, karakter sahibi bir insan, bir gazeteci olan temsilcimiz Mustafa Balbay; yine İlhan Selçuk’un kıskançlıklara, hasetlere siper olan ma- nevi desteğiyle bugünlere ulaştı.
Bir ay süren yeni büro çalışmalarında hemen herkes, başta Ali Yazan ile Osman Selçuk Özer ve arkadaşları unutulmaz bir şevkle çalıştılar.
Çalışma bürolarının yanı sıra kafesiyle, kitab eviyle, resim galerisiyle böyle kıvanç veren bir Cumhuriyet evi meydana getiren Balbay’ın, bu sonuca en ucuz yoldan varmak için gösterdiği üstün çaba ayrı bir öykü.
Bugünkü yazı siyaset dışı ama.. bizim için, Cumhuriyet için anlamlı bir gün.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS