Orhan Birgit - Niçin İflah Olamazlar?
Haziran 24, 2008 - ORHAN BİRGİT
İktidar partisinin ikinci adamı konumundaki Dengir Mir Mehmet Fırat’ın New York Times gazetesinde yayımlanan demecini AKP Genel Başkanı acaba nasıl değerlendiriyor?
TOBB Üniversitesi’nin diploma töreninde, gazetecilerin sorusu üzerine TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın tek cümlelik “Yok canım; bizi bugünlere getiren Atatürk devrimleridir” diye verdiği yanıt, elbette üyesi bulunduğu partiyi değil, Parlamento Başkanı’nı bağlıyor.
Ama Cumhuriyetin kazanımları ile eşdeğer bir anlatım biçimi olan Atatürk devrimlerini, toplumu travma içinde sokan bir illet gibi algılayan DMMF’nin, huzura gereksinme duyulduğu bir dönemde yaptığı bu değerlendirmeler, ne yazık ki toplumsal barış isteyenleri sadece düş kırıklığına uğratmakla kalmıyor, Cumhuriyetin kazanımlarını kendileri için bir kelepçe gibi gören Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Anayasa Mahkemesi önündeki dava dosyasını da zenginleştiriyor.
Öylece kapatılma iddiası ile açılmış olan davayı, türban yerine ısrarla başörtüsü sözcüğünü kullanarak Cumhuriyet Başsavcısı’nın kendilerine yönelttiği suçlamaları yok sayma stratejisini izleyenleri savunanlara da yeni pencereler açıyor.
O pencere, yazının başında da değindiğim gibi, “davalı partinin parlamento çoğunluğuna dayanarak gerçekleştirmek istediği asıl amacın bizim anayasamızda yer alan anlatımları temel olarak gören Cumhuriyettir”.
Kan davası mı güdülüyor?
Amerikalı gazeteci Sabrine Travernise, AKP’nin kapatılma davasını değerlendirmek amacıyla bir yazı hazırlarken “kökleri tarihe dayanan acı bir kan davası” izlenimini ediniyor ve yazısında da bu değerlendirmesine yer veriyor. O görüşünü güçlendirmek için de olmalı, bugünkü kavgalar olarak nitelendirdiği son tartışmaların 1920’lerde başlayan olağanüstü tarihin son halkası olduğunu kayıtlara geçirirken, elbette daha çok Amerikalı okurları için, o 1920’lerde başlayan olağanüstü tarihin kendisinde bıraktığı köşe taşlarına da yer veriyor:
“Mustafa Kemal yüzünü Avrupa’ya dönmüş, Doğu’yla tüm bağlarını kesmiş, Latin alfabesine dönmüş, camileri devlete bağlamış ve dini kurumları kaldırmıştı” diyor.
Bu değerlendirmesinin AKP’deki tepkisini de partinin Erdoğan’dan sonra gelen adamından almak istiyor.
DMMF’nin ağzından gazetede yer alan o tepkiyi bir kez daha okumakta yarar olmalı: “Türk toplumu bir travma yaşamıştır. Bir gece içinde giysilerini, dillerini değiştirmeleri istenmiştir. Dini yaşama biçimleri ortadan kaldırılmıştır. Bu travmayı yaşamayan toplumlar, insanların nasıl giyindiklerine ilişkin tartışmaları anlayamazlar.”
Gazeteci, bir gece içinde değiştirilmesi istenilen “giysi”nin kadın yurttaşlar için peçe ve çarşaf, erkekler için de fes olduğunu elbette bilmez. Dil değiştirmesinden söz ederken de sanırım ezanın Türkçe okunması olayı amaçlanıyor.
Ya dini yaşama biçimi?
Şifre sözcük şeriat olmasın!
İşte Bay DMMF’nin, iktidar partisinin ikinci adamının demecindeki asıl şifre, o üç kelimelik sözcükte toplanıyor. Dilerseniz çok geniş bir yorum yaparak hilafet deyiniz. İsterseniz zaten çürümüş olan hilafet kurumunun biçimsel olarak kaldırılmış olduğu değerlendirmesi ile yetinerek o şifre sözcüğü şeriat kurallarına uygun yaşama olarak değerlendiriniz.
Daha liberal düşünmek isteyenlerdenseniz, AKP’nin anayasamızda var olan laiklik kavramına yeni bir yorum yapmak için yola çıktığını ve yorumun satır başlarını partinin bu konulardaki uzman sorumlusunun son açıklamaları ile yaptığını da söyleyebilirsiniz.
Şimdi lütfen kendi vicdanınıza dönerek sorunuz:
Bu yöntemlerle bu AKP iflah olur ve toplumda hepimizin istediği huzurun ve barışın gerçekleşmesine katkıda bulunur mu?
Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net
Orhan Birgit
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.