Hikmet Çetinkaya - Aklı Tutulanlar Ülkesi…
Haziran 24, 2008 - HİKMET ÇETİNKAYA
ANKARA - Hava sıcak, yaprak kıpırdamıyor Başkent’te…
Gündemde bir değişiklik yok. Soru günlerdir soruluyor:
“AKP kapatılacak mı?”
Geçen haftanın notlarını yanımda getirdim, İstanbul’dan Ankara’ya gelirken…
Hrant Dink cinayeti çözülmesi kolay bir bilmece gibi. Son duruşmaya Jandarma Başçavuş H.Y. ile Jandarma Uzman Çavuş H.Ö.Ö. katıldı.
Trabzon İkinci Sulh Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, jandarma ve polisin Hrant Dink cinayetinin işleneceğini önceden bildikleri ortaya çıktı…
Uzman Çavuş H.Ö.Ö’nün ifadesine göz atınca tüylerim diken diken oldu.
H.Ö.Ö’nün ifadesi aynen şöyle:
“Polis Yasin Hayal’i yakalamıştı. Bize altı ay önce bilgi gelmişti. Polis ise Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldüreceğini bir yıldır biliyordu.”
Hrant Dink cinayetinin örgütlü bir çete tarafından işlendiği gerçeği apaçık ortada. Devlet cinayetin bir yıl önce planlandığını biliyor.
Peki neden koruma altına alınmıyor Hrant Dink?
Bu soruya yanıt yok!..
Hrant Dink’in ailesi ve avukatları bu konuyu kaç kez gündeme getirdiler, açıklama yaptılar…
Sonuç alınamadı!..
Başta belirttim. Başkent’te hava da sıcak, siyaset de…
Senaryolar yazılıyor…
Dinci medyanın senaryoları bitmiyor, her gün yenisi ekleniyor…
Kemal Derviş’in gelip TÜSİAD toplantısına katılması, dinci medyayı kuşkulandırdı…
Yeni Şafak’ın manşeti bir paniği yansıtıyordu:
“Derviş pazarlama!”
Yeni Şafak şöyle diyordu:
“TÜSİAD Kemal Derviş’i anayasa girişimi ‘ara dönem’ hazırlığı olarak yorumlayınca ilgi düştü…”
Biliyorsunuz, dinci medya ve AKP’nin tosuncuk köşe taşları şimdilerde “yargı darbesi”yle ilgilendiklerinden Hrant Dink cinayetini, Malatya katliamını unuttular…
***
TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un konuşması bence çok önemliydi. Gerçekten siyasette bir “akıl tutulması” var. Türkiye zor bir dönemden geçerken hem AKP’nin hem de muhalefetin “akıl tutulması”nda olduğu görülüyor.
AKP iktidarı, “demokrasiyi” bir yaşam biçimi olarak görmüyor. Laik demokratik devletin duyarlı kurumlarına “tarikat şeyhleri”nin müritlerini yerleştiriyor.
İpin ucu Tayyip Bey’in elinde değil, bu bir gerçek…
TÜSİAD’ı, DİSK’i, kendisini desteklemeyen medyayı “düşman” olarak görüyor. Bu nedenle TÜSİAD toplantısına TOBB’nin, Hak-İş’in, Türk-İş’in katılmasını engelliyor.
Dinci medya ve AKP’nin tosuncukları “yargı darbesi” diyerek Anayasa Mahkemesi’ne saldırıyor, Kemal Derviş’in yeni bir parti kuracağını, Mesut Yılmaz’ın, muhalefet partilerinden bazı milletvekillerinin bu oluşuma gireceğini yazıyorlar.
Olur ya da olmaz, bir şey söyleyemem!..
Kemal Derviş’e hem sağdan hem soldan tepki var!..
Derviş de bunun ayrımında…
Evet.. AKP kapatılacak mı kapatılmayacak mı?
Aslında AKP’nin eski gücü kalmadı. “Sıkmabaş” olayı eskisi gibi pek tutmadı. AKP ekonomik ve toplumsal projeleri yaşama geçirmedi. Tarım kesimi kendi kaderiyle baş başa bırakıldı.
Din eksenli bir siyaset Türkiye’de buraya kadar…
AKP, 2002’den 2007’ye dek Kemal Derviş’in ekonomik, AB’nin siyasal projelerini uyguladığı için “güçlü” görüldü.
***
Laiklik demokrasinin ayraçlarından birisidir. Laiklik olmadan demokrasi ve özgürlükler olmaz. Laiklik, demokrasi ve hukuk devletini daha güçlü kılar.
AKP, demokrasiyi yaşam biçimi olarak görüyorsa ve içine sindiriyorsa şöyle demelidir:
“Laiklik olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan laiklik olur!”
Bunu bir türlü söylemiyorlar…
Varsa yoksa “yargı darbesi”, “askeri darbe”.
Türkiye’de laikliği tartışırsanız, Aydınlanma Devrimi’ni rafa kaldırıp yurtseverleri, ulusalcıları “faşist-askerci” diye suçlarsanız, yüzde 47’yi öne sürüp “Ben istediğimi yaparım, çünkü ulusal iradeyi temsil ediyorum” derseniz, hem kendinizin hem de muhalefetin aklı tutulur…
hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr
Faks numaramız: 0212 343 72 69
Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.