İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Deniz Som - Hesaplaşma

Haziran 24, 2008 - DENİZ SOM

İSLAMCI AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, kapatma davası görülen partinin ikinci adamı sıfatıyla Amerikalı bir gazeteciye konuşmuş; Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğindeki Cumhuriyet Devrimlerini toplumsal travma olarak nitelemiş.

New York Times gazetesindeki Amerikalı “Bugünkü kavgalar Türkiye’nin 1920’lerde başlayan olağanüstü tarihinin son halkası. Mustafa Kemal yüzünü Avrupa’ya dönmüş, Doğu’yla tüm bağlarını kesmiş, Latin alfabesine dönmüş, camileri devlete bağlamış ve dini kurumları ortadan kaldırmıştı“ yorumuyla topu havalandırdıktan sonra Fırat’a vermiş ve pası alan Fırat da şutunu çekmiş: “Türk toplumu bir travma yaşamıştır. Bir gece içinde kıyafetlerini, dillerini değiştirmeleri istenmiştir. Dini yaşama biçimleri ortadan kaldırılmıştır. Bu travmayı yaşamayan toplumlar, insanların nasıl giyindiklerine ilişkin tartışmaları anlayamazlar” demiş.

Sıkmabaşın altındaki siyasi gerçek işte bu!

Ampulün ışığında her şey çok açık görünüyor: 1920’li yıllarda dininden uzaklaştırılan halk, bir travma yaşamış, yani ağır bir darbe almış, ancak son yıllarda kendini toparlayarak iktidara getirdiği AKP ile kendini bulmaya, aslına dönmeye başlamıştır.

Ne var ki halkın tek umudu sadece AKP değildir; dinini yaşamak için İngiliz sömürgesi altına da girebilir.

Öte yandan New York Times, Türkiye’de bugün yaşanmakta olan “mücadele”nin Atatürk reformlarıyla başlayan bir sürecin son aşaması olduğuna karar vermiş. İsterseniz siz buna, Cumhuriyet Devrimleri ile son hesaplaşma da diyebilirsiniz! Hatta biraz daha gerçekçi davranıp olup bitmekte olanın adını şöyle koyabilirsiniz: Karşı devrim süreci! Bu süreci Amerika’nın, kuruluş yıllarında bağımsız bir devlet olarak tanımadığı Türkiye Cumhuriyeti’ne burnunu soktuğu 1946 yılından başlatabilirsiniz. 1923’ten 1946’ya 23 yılda yapılanlar… 1946’dan 2008’e 62 yılda yıkılanlar…

Amerikalı gazeteci filme bakıp “The end” diyor. Başroldeki sıkmabaşın ne büyük bir simge olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor ve koskoca bir devlet, bir bez parçasıyla teslim alınıyor ya da öyle sanılıyor!

O halde hesaplaşalım bakalım!

Askerimize bir kez daha teşekkür

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin başlattığı “Türkçe Seferberliği” Türkiye’deki gündemin sefilliği içinde kaybolup gitti. Ancak Reşit Çağın, “Askerimize bir kez daha teşekkür” diyor:

“Askerimiz her zaman olduğu gibi yine öncü davranarak, daha doğrusu davranması gerekenlerin uyuduğunu, umursamadığını görerek ‘Türkçe Seferberliği’ni başlattı. Kamuoyunda iş çığırından çıkmış bir haldeyken, böyle bir girişim son derece anlamlı, gerekli ve yararlı olmuştur. Örneğin televizyonda bir Türk müziği yarışmasının adı ‘pop star alaturka best’ olabilmektedir. Türk kültürünün temel unsurlarından biri olan müziğimizle ilgili bir yarışma adında tek Türkçe kelime bulunmaması acı ve utanç vericidir. Keza isminde ‘Türk’ kelimesi bulunan bir televizyon kanalında ‘Week End’ diye program vardır. ‘Hafta Sonu’nun suyu çıkmış gibi böyle bir adı kullanmak eğer özenti değilse zavallılıktır. Yok, eğer emperyalizmin ulusal kimlikleri yok etme sinsiliğinin bilinçli taşeronluğu ise o zaman da büyük bir ihanettir.

O nedenle askerimizin, onlara olan güven ve sevgimizin boşuna olmadığını bir kez daha kanıtlayan bu davranışı çok önemlidir. Toplumun yaklaşık yarısını oluşturan erkek nüfusuna eğitim veren bu kutsal ocak, bilinçlendirme işlevini, şimdi de Fazıl Hüsnü Dağlarca‘nın deyimiyle ‘Ses Bayrağımız’ın saldırılardan korunması için yerine getirecektir.”

Futbol

Yaşar Şengel: “Diktatör Franco mezarından çıksın da bir ülke futbolla nasıl yönetilir görsün!”

Yağmur Deniz

Avrupa: “Türk milli takımını çözemiyoruz”

Biz de…

Keriz

Sami Aktaş: “Condi, ‘Krizi çözmek Türkiye’nin kendi sorunu’ demiş. Haklı, onlar sadece krizi çıkarırlar!”

Kuş

Attila Aşut: “AKP kapatılırsa AB ile müzakereler dururmuş. Fena mı; bir taşla iki kuş vurmuş oluruz!”

Zıkkım

Serkan Deniz: “ğretmenin imam, öğrencinin cemaat, dersliklerin mescit olduğu bir ülkede; imam hatipler işlevini tamamlamıştır; ‘zıkkım’ deyip kapatılmaları normaldir.”

- CIA ajanları Türkiye âşığıymış…

“Ne de olsa küçük Amerika!”

Deniz Som

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS