Oktay Ekinci - 68 Ruhunun 40. Yılında ‘Süpermarketlere Boykot’!
Haziran 22, 2008 - CUMHURİYET, OKTAY EKİNCİ
Evet, “süpermarketlere boykot”!..
İlham kaynağımız 68’lilerin birkaç haftadır süren 40. yıl kutlamaları; daha doğrusu, dünyadaki 68 rüzgârı ile bizdeki “fırtına”nın farkı…
O yıllarda, Avrupa, ABD gibi “emperyalizmin kaleleri”nde ayaklanan gençlik diyordu ki; “eksiksiz demokrasi” ve “sınırsız özgürlük” için “savaşma seviş”…
Türkiye ise ‘kale’ değil, “pazar”dı…
Hatta AB’yi yaratan “Ortak Pazar” için bile, günümüze de ışık tutan “Onlar ortak biz pazar” diyen gençlerimizin 68 söylemi, özetle şöyleydi: “tam bağımsız ve -gerçekten- demokratik bir Türkiye” için “savaşsız ve sömürüsüz bir dünya”…
İşte bu “fark”, Batı’da, sadece anılarda kalan bir “aşk devrimi”nin romantik rüzgârlarına; bizde ise “cumhuriyet devrimi”nin kazanımlarını korumak için kesintisiz esen bir “fırtına”ya dönüştü…
Nitekim bugün bile aynı Batı, 68’lileri gülümseyerek anıyor; bizde ise akla önce “idam”lar, “işkence”ler ve “balyoz harekâtları” geliyor.
Benzer şekilde Batı’nın 68 kuşağı 40 yıl önceyi torunlarına, adeta “masal” olarak anlatırken; bizimkiler hâlâ “durumdan vazife çıkarma” geleneğinin devrimci eylemlerini kurguluyor; “ne yapılmalı” sorusunun sorumluluğunu taşıyorlar..
Tıpkı geçenlerde, Armada Otel’de düzenlenen 40. yıl yemeği öncesindeki “danışma kurulu”nda dile getirilen öneriler gibi…
‘Emperyalist center’lar
O gün söz alan herkes, adına “küresel”leşme dense bile emperyalizmin saldırganlığı ile kapitalist sömürgeciliğin bütünleşmiş egemenliğinden söz etti; dinci politikaların da bu işbirliğiyle iç içe girdiğini belirtti.
Peki böylesi küresel çıkar ortaklığına karşı, toplumsal muhalefeti yükseltecek; emperyalist amaçları, soyut değil somut söylem ve hedeflerle sorgulayacak; daha da önemlisi, açıkça “anlaşılır” ve “yaşamın içinden” özlemlere yönelik demokratik eylemler neler olabilir?
İşte bu “sorun”un ya da bu “soru”nun yanıtları arasındaki “süpermarketleri boykot” önerisi, kimilerince “gerçekleşmesi zor” görülse bile, “anlam” olarak düşündükçe değer kazanıyor.
Çoğu yabancı sermayenin elindeki dev alışveriş merkezleri çoğaldıkça; halk, alın teriyle kazandığı az buçuk gelirini “para” olarak eline bile alamadan, banka kartlarıyla emperyalist kasalara gönderiyor…
Özellikle pazar günleri de açık olmalarına izin verilerek esnafımızı öldürmelerine açıkça göz yumulan bu “ayrıcalıklı tüketim hangarları”yla, dinlence zamanlarını ve hatta mutluluğunu, sadece “marka” satın alarak yaşayan kuşaklar yaratılıyor…
Bu nedenlerle “68 ruhu”nun yeni eylem önerisi için deniyor ki: “Bir pazar günü tüm kentlerde süpermarketleri boykot gösterileri yapalım”…
Hatta, “yılların emektar esnafıyla birlikte, ayrıcalıklı alışveriş merkezlerini protesto yürüyüşleri düzenleyelim…”
Bu eylemlerdeki “ilk hedef” ise örneğin hükümetçe 5 yıldır ertelenen, tüketim hangarlarını “kent dışına çıkarma” tasarısının bir an önce yasalaşma(ma)sı olamaz mı?
İmar Dosyası’nda…
Ne var ki sanayicilerimizden Nevzat Demir, dev marketlerin kent dışına çıkmaları bir yana, “tümüyle kapatılma”larını savunuyor…
Neden mi?
Yanıtı, bu gece 23.00’te Kanal B’de yayımlanacak İmar Dosyası programında… Alışveriş merkezlerinin kent, toplum ve ekonomideki “tahribat”larının ele alındığı programda Demir, tüketim toplumunun “mabet”leri olarak tanımladığı bu merkezlerin “markalara tapınma” mekânlarına dönüştüğünü söylüyor…
Programın konuklarından iktisatçı Mustafa Sönmez ise halkın birikimlerinin, üreticiler yerine uluslararası tüccar stokçulara aktarıldığını anımsatıyor…
Tarihçimiz Necdet Sakaoğlu ise eski çarşı ve pazarlarımızdaki esnaf gelenekleri ile insanlar arasındaki “alışveriş kültürü”nün süpermarketlerle “yok edildi”ğini belirtiyor…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.