Öztin Akgüç - Para Oyunları
Haziran 20, 2008 - CUMHURİYET, ÖZTİN AKGÜÇ
Mali piyasalarda, parasal birikimi olan fakat bu piyasalar hakkında bilgisi olmayan ya da kulaktan dolma bilgilere sahip ve kısa sürede yüksek getiri bekleyenlerin elindeki paraları toplamak, bunları daha bilgili, etkili çevrelere aktarmak için parasal oyunlar oynanır. Bunlar, katma değer yaratmayan, tümüyle aktarma transfer doğuran; kazançlısı belli olduğuna göre kaybedeni de baştan belirlenmiş oyunlardır. Katma değer yaratmayan sıfır toplamlı bir oyunda kazançlı (artı) baştan bilindiğine, saptandığına göre; bazılarının da eksi olması oyunun gereğidir.
Talihsiz bir ölüm, 1980’li yılların başlarında oynanan bir para oyununu yeniden gündeme taşıdı, bellekleri tazeledi. Oyun şu: Yüksek getiri vaadi ile para toplayacaksınız. İlk aşamada para girişleri para çıkışlarından fazla olduğundan, yüksek getiri sağlanıyormuş gibi bir izlenim bırakacaksınız. Zamanla oyuna katılanlarda artış hızı yavaşlarken, para çıkışları doğal olarak hızlanacaktır. Parasal çıkışların parasal girişi aştığı anda da oyun sona erecektir. Bu oyun Ponzi oyunu olarak bilinir ve değişik araçlarla oynanır.
Halkın önemli bir bölümü mali piyasalar hakkında sağlıklı simetrik bilgiye sahip değildir. Yüksek getiri vaadi ile yapılan pazarlama, algılandırma “Hazine batar banker batmaz” gibi sloganların desteği ile etkili olur. Para yönlendirilir. Halkın oyunu anlayamaması olağan karşılanabilir ama bazı işadamlarının kavrayamaması olağan değildir. Yüksek bir getiri için, reel bir kazanç artışının olması gerekir. Toplanan fonların ticari, sınai işletmelerde, tesislerde yatırım amacı ile kullanılması, katma değer yaratılması, yaratılan reel kazançla da, birikim sahiplerine ödeme yapılması gerekir. Reel bir kazanç yaratılamadığı; vaat edilen getirinin üstünde reel kazanç sağlanamadığı takdirde, oyunun kısa bir süre sonra, hüsranla sonlanacağı kesindir.
***
Yakın tarihimizde, 1980’li yılların başlarında bankerler aracılığı ile oynanan bu oyun, 90’lı yıllarda da bankalar eliyle oynanmıştır. Bazı bankalar yüksek repo getirisi, yüksek mevduat faizi, off-shore hesapları alalaması ile para toplamış; topladıkları kaynakları ya banka sahip ve yöneticilerine fiktif yollarla aktarmış ya da riski yüksek kredilere bağlayarak batırmışlardır. 2000 - 2001 ekonomik bunalımı, bir bankacılık krizi gibi görünür ama bu köşede sık sık yinelendiği gibi bankalar, mali kesim, bunalımları tetikler, derinleştirir ama ana nedenini oluşturmaz.
Günümüzde Ponzi oyunu, bir şekilde hedge -korunganlık- fonları tarafından oynanmaktadır. Bu tür fonlar, isimleri gereği riski az alanlara kaynak ayırmaları, borçlanma oranlarının düşük olması gerekirken; uygulamada kaldıraçlı finansmanı yeğleyecek, aşırı borçlanarak, yüksek getiri beklentisi ile birlikte riski de yüksek işlemlere girişmekte, plasman yapmaktadırlar. Böylece hem aktifi hem pasifi riskli hale gelen hedge fonlarının batma, tasfiye olasılığı yükselmektdedir. Nitekim, kuruluş amaçlarına ve unvanlarına tamamen ters düşecek biçimde batan fonlar gözlemlenmekte, batmaya aday hedge fonları da oluşmaktadır.
Kişilerde kısa dönemde kaynağını sorgulamadan yüksek getiri sağlama iştahı, mali piyasalara ilişkin bilgi yetersizliği; fon, banka genelde finansal kurum yöneticilerinde etik kurallara uyum konusunda gönülsüzlük, başarının kısa sürede sağlanan kâr ile ölçülmesi, yöneticilerin kârdan prim almaları sürdükçe finansal oyunlar da sürecek, çoğu kez de toplum açısından istenmeyen sonuçlar doğuracaktır.
Unutmamak gerekir ki, yüksek getiri vaadi yüksek riski yansıtır. Yüksek getiri vaadinin ardında, reel bir ekonomik faaliyet reel gelir artışı yoksa, Nasrettin Hoca’nın kazan öyküsü unutulmamalıdır. Kazanın doğurduğuna inanan öldüğüne de inanmak zorunda bırakılacaktır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.