Orhan Birgit - Cini Şişeden Çıkarmak
Haziran 20, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN BİRGİT
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği, içinde bulunduğumuz krizden çıkış yolunu toplumun bütün kesimlerinin katılımı ile hazırlanacak özgürlükçü bir anayasada görüyor.
Dün bu konudaki görüşlerin kamuoyuna açıklanmasını sağlamak için yapılan toplantıda o görüşün gerekçelerini anlatan bir de belge dağıtılmış.
O belgede, bundan önceki anayasaların hazırlanış biçimlerinden söz edilirken, özellikle 1971’deki köklü değişikliklerin kaynağının 12 Mart muhtırası, yürürlükteki 82 Anayasası’nın da 12 Eylül ’80 askeri müdahalesi’nin ürünü olduğuna değinilmesinin özel bir anlamı var.
Konvansiyon belgesi, özellikle 82 Anayasası’nın hazırlanışına hem hiçbir toplumsal/siyasal kesimin katılmayışının; hem de hiçbir siyasi hareketten kabul görmemiş olmasının altını çizmek gereğini duymuş olmalı.
Oysa belge, “anayasaların toplumsal sözleşme olma niteliği, hazırlanan metnin toplumda ve dolayısıyla siyasette kabul görmesi açısından katılımın önemini arttıracağında” ısrarlı olduğu için, çağdaş bir demokratik anlayışı yansıtacak yeni çalışmanın toplumun bütün kesimlerini bir araya getirecek bir Anayasa Konvansiyonu ile oluşturulacağı görüşünde ısrarlıdır.
Başbakan’ın görüşleri ile çelişen öneriler
Son genel seçimlerden hemen sonra, birçoğumuza umut ve heyecan aşılayan malum AKP girişiminin tam tersine bir görüş, işadamları ve sanayicilerimizin dün bazı işçi ve işveren kuruluşlarının yöneticilerinin de aralarında bulunduğu bir kesimin önünde Arzuhan Yalçındağ ve Mustafa Koç’un konuşmaları ile çerçevelendirilen bu öneriler; Erdoğan’ın yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Mir Mehmet Dengir’in de adeta müjde olarak değerlendirdikleri o yeni anayasa taslağı, neredeyse Başbakan’ın masasındaydı. Ve elbette tüm taslak siyasal partilerin yanı sıra sivil toplum topluluklarının da didiklemesine sunulacaktı.
Çok kısa bir süre sonra ortaya çıkan Prof. Ergun Özbudun ile birlikte benzer görüşleri paylaşan yedi anayasa hocasının, seçimlerden önce AKP Genel Başkanı’ndan aldıkları bir sipariş üzerine o görünmeyen çalışma metnini hazırladıkları ortaya çıktı.
Ama ölü doğan o metni, o gün bugündür Başbakan’ın yakın çevresi ve ABD’deki bazı danışman kesimleri dışında iktidar milletvekilleri de dahil kimse göremedi; okuyamadı.
Çünkü Erdoğan’ın bilinçaltında yatan hareket noktası, seçim sonunda sağladığı o ezici çoğunluğun sayesinde, dışı özgürlükçülük etiketleri ile kaplanmış; ama laikliğin canına okumayı da içeren bir dizi maddeyi TBMM’den geçirterek gerekirse halkın oyuna da sunarak yürürlüğe sokmaktı.
Elbette olmadı. Bu alanda bir arpa boyu bile yol alınmak şöyle dursun; bugünkü siyasal krizin parke taşları döşenmiş oldu.
İzlenilen yöntemin çıkmaz olduğunu gören işadamları, bunun için geniş mutabakatın çalışmasından söz ederken, akıla ters düşmeyen öneriler de getiriyorlar.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.